İLİŞKİLİ HABERLER
'Açılımların tam zamanıydı'
'Papandreu ülkenizi seviyor'

'Açılımların tam zamanıydı'

Ecevit, İsmail Cem ve Yılmaz Güney'in dostu Yunan-Fransız sinemacı Costa-Gavras, "Azınlık sorunlarına yumuşak biçimde, hoşgörüyle yaklaşmak Türkiye'yi daha da güçlü kılar" diyor

Costa-Gavras, malum, Yunan kökenli bir Fransız sinemacısı. 1933 doğumlu, bir bakan oğlu olarak 18 yaşında geldiği Fransa'da edebiyat ve sinema eğitimi alıyor, sonra ünlü yönetmenlerle birlikte çalışıyor. Ve 1965'ten itibaren film yönetiyor. Ününü hep siyasal sinema örnekleriyle yapmış: 1969'da Yunan cuntasına ağır bir eleştiri getiren "Z-Ölümsüz"ün ardından, farklı ideoloji ve rejimlere yönelik "İtiraf" ve "Sıkı Yönetim" gelmiş. Aynı tavrı ABD'de çektiği "Missing- Kayıp," "Betrayedİhanet," "Music Box-Müzik Kutusu" gibi filmlerle de sürdürmüş. Onunla iki kez konuşmuştum: İkisi de Türkiye'de olmak üzere... Bu kez yeni filmi "Eden a l'Ouest-Batıdaki Cennet" üzerine konuşmak için bir araya geldik. Film, bu kez kamerasını son dönemin en güncel olaylarından olan Batı'ya göçe çevirmişti. Bir Kuzey Afrika ülkesinden yola çıkan göçmen yüklü bir gemi, tam Avrupa kıyılarına yaklaşırken yerel deniz polisinin baskınına uğruyor. İçlerinden genç bir adam, birkaç arkadaşıyla birlikte suya atlıyor ve karaya vuruyor. Bayılan genç adam kendine geldiğinde, artık tümüyle yabancı bir kültürün içindedir. Ve orada ilginç ve öğretici bir yolculuğa çıkacaktır. Bu güzel film, yakında Türkiye'ye de gelecek. Yıllardır tanıştığımız Costa-Gavras'la bu filmden yola çıkıp başka şeylere açılan söyleşimiz, tam bir içtenlikle geçti. İşte kimi notlar.

NİÇİN ÇIPLAKLAR KAMPI?
Filminizin genç kahramanı, Avrupa sahilinde gözünü açınca kendisini bir çıplaklar kampında buluyor!.. Niçin bu keskin çelişkiyi seçtiniz?
Karşılaştığı ve de karşılaşacağı insanları tüm çıplaklığıyla görmesini istedim (kahkahalar!). Aslında bu dediğiniz gibi gerçekten keskin bir çelişki. Ama Kuzey Afrika'nın, adını filmde özellikle vermediğim bir ülkesinden gelen bir Müslüman gençle Fransız usulü çıplaklar kampının karşılaşmasından daha vurucu ne olabilir? Bir kültür kadını olabildiğince giydirmeye, hatta kapamaya çalışıyor. Öbürü ise olabildiğince soymaya... Peki, bu iki kültür nasıl bağdaşacak?

Size göre nasıl bağdaşacak?
Bağdaşmak zorunda... Çünkü göç olayı, özellikle 20. yüzyıl başlarının büyük olayıydı. Şimdi bir yüzyıl sonra, yine öyle. İnsanlar geri kalmış, hadi kibar olalım, yeterince kalkınamamış ülkelerden yola çıkıp kalkınmış, zengin sanayi toplumlarında yaşamaya geliyorlar. Kimi eski imparatorluklar çökmüş ve yerlerine kurulan küçük devletler ve minik ülkeler, halklarına refah ve mutluluk veremiyorlar. Onlar da göç ediyor.

Peki, oralarda mutlu oluyorlar mı?
Elbette ki hayır. Çünkü göç alan ülkelerin halkları bu kez homurdanmaya başlıyor. Özellikle son dönemde artan işsizliğin başlıca suçlusu olarak dışardan gelen yabancıları görüyor. Ve onları istemiyor. İstenmediğiniz bir ülkede nasıl mutlu olabilirsiniz? Giderek o göçmenler kendi ülkelerinde kalsalar daha mutlu olabilirlerdi bile denebilir. Ama bu da yanlış, çünkü idealize edilmiş bir batılı bakış. Eğer mutlu olabilselerdi, tehlikeli yolculukları göze alıp gitmeye kalkışırlar mıydı? Göç birçok durumda tek çare ve son çözüm olarak görünüyor. Onun için, bu olayı anlamak ve gerçek boyutlarına oturtmak gerek.

Costa-Gavras bu konu üzerinde çok düşünmüş. Sayılar veriyor: 60 milyonluk Fransız toplumunun yaklaşık dört milyona yakını göçmenlerden oluşuyor. Ki nüfusa oranı yüzde 7.5-8 kadar... Bu oran, Kanada'da yüzde 17, ABD'de yüzde 10, Almanya'da yüzde 9... Demek ki Fransa'da hepsinden düşük. Şöyle diyor: Bu kadar insanın hepsi de kendiliğinden gelmiyor. Bir dönemde onları biz davet etmiştik. Sanatçı, aslında göçmen konusunda iki tarafı da dinleme gereğini hatırlatıyor: "Göçmenlere hep talihsiz kişiler diye bakılıyor, hep mutsuzluk öyküleri akla geliyor. Oysa bu iki yanlı bir şeydir. Kimi zaman çok olumlu da olabilir. Ben de buraya göçmen olarak geldim. Ama başarılı oldum. Yeni ülkeme uyum sağladım.

AZNAVOUR ÇOK MUTLU

Sanatçıya Türkiye'nin son dönemdeki Kürt ve Ermeni açılımlarını soruyorum. Şöyle diyor: Bence tam zamanıydı. Türkiye çok büyük ve güçlü bir ülke. Azınlık sorunlarına yumuşak, hoşgörüyle yaklaşmak, onu daha güçlü kılar. Geçmiş düşmanlıkları, tarihin acı olaylarını aşmak gerekiyor. Fransa'da Yunan kökenli bir aydın olarak Türkiye'ye ilişkili konulardaki etkinliklere bizzat katılıyorum. Ermeni açılımı, buradaki diasporayı çok mutlu etti. Karşılaştığım Charles Aznavour'un ağzı kulaklarına varıyordu!... Aynı şey, Kıbrıs konusundaki çabalar üzerine buradaki Yunan diasporası için de söylenebilir. Bu yolda devam etmelisiniz.
Yazarın Önceki Yazıları
Ermenistan'ın Türkiye'ye ihtiyacı var ( 29.01.2010 )
Uğur Yücel, David Fincher diyarında ( 23.01.2010 )
SABAH'ı okumak ya da okumamak ( 23.01.2010 )
Tüllere sarılmış bir başyapıt ( 16.01.2010 )
Türkiye-İsrail meydan savaşı ( 16.01.2010 )
Belçika mizahından evrensel güldürüye ( 16.01.2010 )
Benim Ertuğrul Özkök'e bakışım ( 09.01.2010 )
Tam bir sinemasever melodramı... ( 09.01.2010 )
Bu mutfakta ruh pişiyor ( 02.01.2010 )
Ruhban Okulu üzerine son birkaç söz ( 02.01.2010 )

kalan karakter 460

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yaşam Haberleri
Diğer Yaşam Haberleri
Parti güzelinin rehberi
Kanser kadar tehlikeli!
Soruşturma sürüyor
Korkuteli'de trafik kazası
Karadeniz Senem'i vermiyor
Sevgilinize özel alternatif hediye
Bursa'da minibüsçüler polisle çatıştı
Kamyonetle otomobil çarpıştı: 3 ölü
Sakarya'da yangın: 1 ölü
Türkücünün cipi kaza yaptı
371 köy yolunda ulaşım sağlanamıyor
Bolu'da feci kaza
Kastamonu'da otobüs devrildi
Televizyon içerisinde sigara kaçakçılığı
Kışın sağlıklı beslenin!
Hollywood'la iki dakikalık randevu!
Bir saatte üç soygun
Baba kendi bebeğini aldı, ikizi yuvada kaldı
Hitler uyuşturucusuna Antalya'da operasyon
Solcuların idolüydü sağcıların sesi oldu
Deniz üstünde korku dolu dakikalar
Yıldızların ilk evlilikleri!
Türkiye bu kızları konuşuyor
'Ölümsüz aşk' diye bir şey varsa bu olsa gerek!
Soyguncu çuval dolusu parayı atıp denize daldı
Boşanmada 'bir yıl şartı' getirildi
Gündeş evlilik yolunda
Evren'i alkışlayanlara Teoman'dan canlı yayında sert tepki
Meg Ryan geliyor
Hilal'e burstan sonra babasına iş müjdesi
Leyla ile birlikte dedesi de kayıp
Kızını zincirleyen babaya para cezası
Onun 'engeli' yok: Okuyor, çalışıyor basket oynuyor
Metrobüs zammına 2. yargı freni
Barajlardaki fazla su tahliye ediliyor
Terk edilmiş maden ocağı alanlarına ağaç dikiliyor
Polisleri gördü 'kamera şakası yaptılar' sandı
Duruşmaya gitmedi, rapor gönderdi
Kadına şiddette yargıya eğitim
Üniversite sınavı 5 yıl içinde değişiyor
www..com.tr
Facebook’un en iyi gazetesi
SABAH’ı beğen,
son dakika haberlerini kaçırma
facebook.com/Sabah
Son dakika haberlerini
Twitter’ın en iyi gazetesi
Sabah’da takip et
twitter.com/sabah
GÜNLÜK BURÇ YORUMLARI
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol