- İletişim
- Fax: 0212 354 36 19
- SMS: EA yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
'Vicdansız katiller' diyebilirsiniz ama asla 'deli' değiller
Kod adı '
Kafes' olan eylem planının
gayrimüslimlerle ilgili yönüne özellikle değindim. Çünkü
Taraf gazetesinde yayınlanan planın o bölümü,
Hrant Dink, Rahip
Santoro ve
Zirve Yayınevi cinayetlerine açıklık getiriyordu.
Saldırılar birer '
operasyondu'. Yani planlı, programlı, organize silahlı eylemlerdi.
Amaç da Hükümet'in meşruiyetini bilhassa Batı ülkeleri karşısında yok etmekti.
***
Plandaki bir başka dehşetengiz nokta ise
Rahmi Koç Müzesi'nde patlatılacak olan bombaydı.
14 Kasım 2008 günü, müzeye bağlı
Uluç Ali Reis adlı eski denizaltıda patlayıcılar (
TNT kalıpları, vs.) bulunmuştu.
Ancak müze yetkilileri
Emniyet'e haber vermek yerine, nedense
Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'nı aramıştı.
Buradan gelen ekip, patlayıcıları götürmüş, daha sonra da, 'adeta delilleri yok etmek için' malzeme imha edilmişti.
Durumu inceleyen savcılar ise askeri rapora inanmadılar. Patlayıcılar eskiden kalmış olamazdı. Ortada apaçık bir saldırı hazırlığı vardı.
'Kafes'te de zaten böyle yazıyordu: Hatta eylemin büyük yankı uyandırması için, müzede
çok sayıda çocuk varken patlama gerçekleştirilecekti!
(Yani az daha
çocuk katili olacaklardı. Bazıları zamanla düşmanına benziyor galiba.)
***
Bu korkunç plan ortaya çıkınca ilginç tepkilere şahit olduk. Örneğin biri '
Bu adamlar deli mi' diyordu.
Hayır, deli filan değiller.
Darbe atmosferini oluşturmak... Bir grubu
harekete geçirmek ve başka bir grubu
suçlamak için tam da böyle şeyler yapılmıyor mu?
Hem Türkiye'de, hem dünyada...
Dünyadaki en esaslı örnek,
İtalyan Gladio örgütünün
2 Ağustos 1980'de
Bologna kenti tren istasyonuna koyduğu bombadır.
85 kişinin öldüğü,
200'den fazla kişinin yaralandığı bu korkunç eylemin amacı,
solcuları suçlamaktı!
Bunun için de askeri istihbaratın başı olan Gladio'cu General
Pietro Musumeci uygun yerlere aramalar sırasında bulunacak sahte deliller yerleştirmişti.
Neyse ki gerçek ortaya çıktı.
***
Bizdeki
Danıştay Saldırısı (17 Mayıs 2006) da bundan çok farklı değildir.
Öncelikli amaç saldırıyı
İslami kesimin üstüne yıkmaktı. Eğer
Alparslan Arslan yakalanmasaydı; başaracaklardı da...
Hatırlayın: Herkes rolünü ne de güzel oynamıştı!
Cumhurbaşkanı
Ahmet Necdet Sezer alelacele saldırının '
Laik Cumhuriyete' yapıldığını ilan etti.
Ergenekon dostu medyacılara göre bu '
Türkiye'nin 11 Eylülü' idi.
Böylece
Ankara'nın laikçi orta sınıfı galeyana geldi. Arslan'ın öldürdüğü Danıştay üyesi
Mustafa Yücel Özbilgin'in cenazesinde bakanlar yuhalandı.
Saldırının asıl büyük hedefi ise o günden başlayarak, tansiyonu yükseltmek ve
AKP'yi sindirerek,
Mayıs 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimini kendi adaylarının kazanmasını sağlamaktı.
***
Peki, "bu adamlar deli mi?"
Her şeyi söyleyebilirsiniz: Bu adamlar
vicdansız. Bu adamlar
ahlaksız. Bu adamlar
katil. Bu adamlar
acımasız.
Ama kesinlikle
deli değiller.
Biz sıradan vatandaşları dehşet içinde bırakan planları gayet soğukkanlı bir biçimde yapıyor ve uyguluyorlar.
Atatürk'ten, laiklikten filan bahsetmelerine kanmayın. O laflar
çaylakları kafalamak için.
Öyle ulvi bir amaçları filan yok: Sadece
güç ve
itibar istiyorlar. Bir de imtiyazlarını kaybetmemek!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın