- İletişim
- Fax: 0212 354 36 19
- SMS: EA yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
Bunlar hukuk maskesi takmış siyasi kararlar
Dün,
Anayasa Mahkemesi,
Yargıtay,
Danıştay gibi kısaca '
Yüksek Yargı' adını verdiğimiz kurumların olumsuz halinden söz etmiştim.
O kadar olumsuz ki Anayasa Mahkemesi (AYM), Anayasayı en çok ihlal eden kurum durumunda.
Üstelik askeriyeden daha fazla!
Askeriye açık ya da örtülü
darbelerle Anayasa'yı çiğniyor ya... AYM'nin ihlalleri ise ondan daha fazla.
Bunu ben demiyorum; AYM'nin kurulduğu
1961'den günümüze kadar tarihini inceleyen hukukçular söylüyor.
***
Neyse... Ben bunları yazınca, bazı
aymazlar, "Ne yani hukuku ve yasaları onlardan fazla mı biliyorsunuz" diyor.
Hayır! Olay tam tersi:
Bu kurumlarda görev alanlar, işin ayrıntılarını o kadar iyi biliyor ki '
hukuk maskesi takmış siyasi kararlar' alabiliyorlar.
En iyi örneklerden biri Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili
367 kararıdır.
Kelime oyunları yaparak, yasanın yazılış biçimini mıncıklayarak, acayip bir karar alabildi AYM.
Örneklerin şahı ise hiç kuşkusuz Anayasa'nın
10 ve
42'nci madde değişikliklerinin iptalidir.
Anayasa, ilkokul çocuğunun anlayacağı kadar
net,
apaçık,
tartışmasız bir sınır çekmesine, "Yapamazsın!" demesine rağmen, o maddeleri iptal ettiler.
Ondan sonra da oturup sayfalar dolusu '
hukuksal gerekçe' yazdılar.
***
Hani sürekli '
Yargı bağımsız olmalı' diyorlar ya... Böyle bir yüksek yargı organının '
bağımlı' olduğunu söylemek mümkün mü?
Peki ya '
tarafsız' mı? Elbette değil. Yüzde yüz taraflı.
Hem de Anayasa'yı çiğneyecek, evrensel hukuk ilkelerini hiçe sayacak kadar taraflı.
Dikkatinizi çekerim:
"Yargı bağımsız olmalı" diye yaygara koparanlar, '
Yargı tarafsız olmalı' demez.
Ağızlarından bu cümle ya hiç çıkmaz ya da laf arasında söyleyip geçerler, bir daha da anmazlar.
(
Not: Örneğini vermiştim. Bir beyefendi gazetedeki yazısında tam
17 kere "bağımsızlıktan" söz ediyor, yasak savmak için sadece
bir kere "tarafsızlık" diyordu.)
Olayın ölçütü işte budur.
Sanki her daim tarafsız karar alıyorlarmış, almak istiyorlarmış, amaçları buymuş ama Hükümet engel oluyormuş havasını yaratıyorlar.
Gerçek ise tam tersi:
Yüzde yüz taraflıdırlar ve bu taraflılığı serbestçe, kimsenin engeline takılmadan uygulamak için bütün o bağımsızlık yaygarasını kopartırlar.
Bağımsızlık yaygarası, taraf olduklarını gizlemek için ortaya atılmıştır. Hukuku siyasetlerine kalkan yapıyorlar.
Ulaşmayı hayal ettikleri konum şudur: '
Yüzde yüz taraflı davranabilmek için, yüzde yüz bağımsız olabilmeliyiz.'
***
Sistemin tepesinde yer aldığı ve kara sayfaları bol olduğu için örneği AYM'den verdim.
Ya diğer kurumlar? Onlar farklı mı? Maalesef değil. Yargının o düzeyinde de bir
kastlaşma var.
Bazı okurlarımız soruyor:
Peki bu zihniyete, bu kastlaşmaya karşı ne yapılabilir?
Bugünden yarına bir çözüm arıyorsanız... Unutun! Yok böyle bir şey... Uzun soluklu bir mücadele şart:
Buna mücadeleye malum şahısların tarafgirliklerini yüzlerine vurmak da dahil, genç kuşakları
demokratik bir zihniyetle yetiştirmek de...
Ve asla unutmayın: En hızlı değişim
AB'ye girmekle sağlanabilir.
Not: Ahmet İnsel'den cevap geldi. Bayram olduğu için bekletiyorum. Aksilik çıkmazsa konuya (YÖK, rektör seçimi, vs.) salı günü değineceğim.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın