Türkiye'nin en iyi haber sitesi
EMRE AKÖZ

Bu fikir çatışmaya yol açar

Fıkıh hocası Hayrettin Karaman'ın Çoğunluğu Kaale Almamak başlıklı yazısı tartışmalara yol açtı. (Yeni Şafak, 8 Kasım)
Olayı kısaca özetleyeyim... Karaman önce temel bir varsayımda bulunuyor:
"Çoğunluğun istemediği, zararlı, çirkin, gayr-i meşru gördüğü bir davranışı, bir uygulamayı, bir ilişkiyi hükümetler de kanun ve düzenlemelerle koruyamaz."
Peki, böyle bir durumda çıkabilecek çatışma nasıl engellenir? Karaman'ın çözümü şöyle:
"Bana göre birinci çare, yüzde yüze yakını Müslüman olan bu toplumda 'İslam'ı temel referans alan bir demokratik düzen'dir.
"Liberal demokraside ısrar edilecekse hükümetlerin, bu rejime ters düşen devlet davranışlarına teşebbüs etmemesi, ama bireylerin, muhtaç oldukları çoğunluğun hatırı için bazı özgürlüklerini 'gönüllü olarak' kullanmamalarıdır.
"İnadına kullanırlarsa en azından mahalle baskısı, değerleri çiğnenen çoğunluğun hakkı olur."

Herkes aynı çuvalda
Karaman'ın yaklaşımını, dün burada değindiğim Alevi hak ve özgürlükleri konusuna uyguladığımızda, ortaya nasıl bir manzara çıkıyor?
Önce şunun altını çizelim: Alevilerin varlığı, Karaman'ın, "Yüzde yüzü Müslüman olan..." demesini çürütüyor.
Aleviliğin ister "İslam şemsiyesinin altında durduğunu" kabul edin... İsterseniz Aleviliği başka bir din... Veya dinsizlik olarak görün...
Her üç yol da aynı kapıya çıkar: İnanç açısından Sünni çoğunlukla özdeş olmayan, farklı özellikler taşıyan bir topluluk yaşıyor bu ülkede...
Dolayısıyla... Karaman'ın, tartışılmaz bir gerçeği ifade edercesine sarf ettiği, "Yüzde yüze yakını Müslüman olan" ibaresi ciddi biçimde sorunludur. Yani aslında sözünü ettiği çoğunluk, sadece Sünnilerin mütedeyyin kesimini kapsar.

Kendilerinden saymıyorlar ki

Herkesin bildiği ama "kardeşlerimiz" söylemiyle üstü örtülmeye çalışılan acı bir gerçek var: Sünnilerin çoğunluğu, Alevileri, tam da Karaman'ın tasvir ettiği şekilde görür.
Aleviliği "istemez"ler, sorunlu bir inanç olarak görürler. (Bu duyguların benzerlerini Aleviler de Sünnilere karşı taşıyor.)
Peki, ne olacak şimdi? Çoğunluk böyle düşünüp hissediyor diye, Aleviler, inanç ve kültürlerini dışa vurmaktan, yani hak ve özgürlüklerini yaşamaktan "gönüllü olarak" feragat mi edecekler?
Ya vazgeçmezlerse ne olur? Karaman şöyle demişti: "İnadına kullanırlarsa en azından mahalle baskısı, değerleri çiğnenen çoğunluğun hakkı olur."
Sivas'ta olan tam da buydu: Kışkırtılan çoğunluk, "değerlerimiz çiğneniyor" diyerek, azınlığı yaktı!
Karaman iyi niyetli olabilir. Ancak Karaman tarzı akıl yürütmenin varacağı nokta, linç kültürünün onaylanmasıdır. Gündelik hayattaki "Sus yoksa seni öyle bir döverim ki devlet dahi kurtarmaz" cümlesidir.
Halbuki demokrasi, tam da azınlıkta kalanların hak ve özgürlüklerinin, icabında çoğunluğa rağmen korunması için vardır.
Karaman gibi çoğunluğu hep haklı gören bir anlayışla hareket ettiğimiz takdirde; ne Kürt sorunun çözebiliriz, ne de Alevi sorununu...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA