Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ENGİN ARDIÇ

Paslı demirkırat

Tansu Çiller hepsinden daha akıllı olduğu için "işinin bitmiş" olduğunu biliyor, kesinlikle "ben yokum" demiş...
"Ben geçen yüzyılda kalmış siyasi bir dinozor fosiliyim" diyemediği için de, "bunların derdi yalnızca barajı aşmak, iktidara gelemeyeceksek ben bu işe hiç boşuna kalkışmam" şeklinde çeviriyor lafı...
Ötekiler ölüyü diriltmeye çalışıyorlar.
Sık sık parti değiştirmesiyle ün kazanmış sevgili dostumuz İlhan Kesici geçecekmiş galiba başlarına (şimdi yazıyı okuyunca telefon eder, ne zamandır görüşemedik, muhabbeti keyiflidir, iyi çocuktur...)
İlhan hayatının en büyük yanlışını yapıp CHP'ye girdi, bir süre oturdu, şimdi kalkıyor. "Aile" öyle uygun görmüş galiba.
Öyle ya da böyle, Hüsamettin Cindoruk bırakıyormuş.
Mehmet Ali Bayar gibi, yıllardır gündeme gelip gelip de bir türlü gelemeyen bir "meçhul kahramandan" bile medet umanlar varmış.
Hatta Süleyman Demirel'in evinden çıkıp seksen yedi yaşında yeniden partinin başına geçmesini isteyen zavallı bile hiç yok değilmiş ha!
Karşımızda birdenbire CHP Genel Sekreteri olarak buluverdiğimiz Süheyl Batum'u bile bu partinin başına geçirmeye çalışan basın teresleri de yok muydu yakın zamana kadar?
Vah vah... Vah vah...
Bir süredir hayretle bakıyorum bu insanlara... Gülsem mi, bilemiyorum. Kızılacak bir yanları yok. Üzülmediğim muhakkak da...
"Merkez sağ" oluyorlarmış bunlar (AKP de "iyice sağ" herhalde...)
Yok yok, Cindoruk son anda sürpriz bir aday çıkmazsa bırakmayabilirmiş de yani...
Mesut Yılmaz'la anlaşamamışlar, birleşememişler, yoksa onun adı da sürülebilirdi şimdi ortaya...
Sevgili "eniştem" kendini bir punduna getirip meclise attı, "bakarsın gün gelir tarafsız bir cumhurbaşkanı aranır, hazırda bulunayım" dedi ama cumhurbaşkanını halkın seçmesi "açılımı" onu iki seksen yatırdı... Bunu hiç ummamıştı... Yeni cumhurbaşkanı seçimi de yalnızca Rize il sınırları içinde değil, bütün yurtta yapılacaktı!
Oyları yüzde ikilerde, yüzde üçlerde dolaşan bir parti bu.
Öyle bir adam bulacaklar ki, mucize yaratacak, seçim barajını aşacak. Ne söyleyecek, ne yapacak da aşacak, belli değil.
Olsun. Hele bir kapağı meclise atsınlar, gerisi Allah kerim.
Niçin? Bunların meclise girmelerinin mala davara ne yararı var ki sonra da iktidara gelmeleri niçin gereksin?
Hani "Tayyip günün birine çuvallarsa el altında bulunalım canım, şöyle 2015, olmadı 2019 seçimlerinde falan..."
Belki de başbakan Çankaya'ya çıkarsa AKP oy kaybeder, hani bir ihtimal canım...
Yazık.
Bu partiyi, mezarından çıkarıp getirseler, Adnan Menderes bile kurtaramaz. İnönü'yü mezarından kaldırsalar onun da CHP'yi kurtaramayacağı gibi.
Bu parti, yirminci yüzyılın partisidir ve yirminci yüzyılla birlikte tarihe karışmış, zamanında büyük hizmetler de büyük hezimetler de görmüş, artık ancak Tarık Zafer Tunaya'nın kitabının yeni baskılarında varolacak bir siyasi mevtadır.
Peki öyleyse Aydın Doğan'ın yayın organları niçin boşu boşuna yaygarasını ediyorlar?
Bir umut işte, bir kör umut... Acaba iktidardan az da olsa oy çalabilir miyiz bu zırvaları gıdıklayarak?
Fırtınanın koptuğu yer, bir su bardağının içidir. Yazıya da yazık oldu, bugün pazar, keşke fıkra anlatsaydım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA