Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HAŞMET BABAOĞLU

Hastalık hastası ve ikiyüzlü dünya!

Ailesinden uzak İstanbul'da okuyan genç bir dostum yakınıyordu.. "Annem babam her gün düzenli olarak telefonla arayıp 'Aman evladım domuz gribi var, dikkatli ol' diye uyarıyorlar. Fenalık geçireceğim!"
"Onları anlayışla karşılamalısın, uzakta oldukları için endişeleniyorlar."
Muzipçe güldü..
Sonra dedi ki...
"Peki neden akıllarına ilk domuz gribi geliyor? Artık beni her uyarışlarında, geçen yıl İstanbul'da ateşli silahlarla 500 kişinin öldüğünü, ölümlü trafik kazalarında ise Türkiye rekorunun İstanbul'da olduğunu söylüyorum."

***

Tablo netleşmeye başladı aslında.
Gribin patlak verdiği Meksika'da bu hastalıktan ölenlerin sayısı 100'ün altında kaldı. Salgının sert ve hızlı biçimde yayılmadığı ortaya çıktı.
Yine de, mesela New York'lular bir gün aniden bu gribe yakalanıp öleceklerine inanıyorlar.
Ne garip!
Domuz gribinden ölesiye korkan bu Amerika'da...
Yılda 16-17 bin kişi cinayete kurban gidiyor. 90 bin kişi tecavüze uğruyor.
O Amerika ki..
Grip paniği günlerinde uçaklarıyla Pakistan sınır köylerini bombalayıp yüzlerce sivili öldürdü de, kimse umursamadı.

***

Bu yaygaraların altını biraz kazıyınca toplumsal defolar ve ikiyüzlülükler göze batıveriyor.
Dünyada hâlâ HER GÜN üç bin kişi sıtmadan ölüyor. Domuz gribine gösterilen ilginin yüzde biri bile bu konuya gösterilmiyor.
Ölen yoksullar çünkü!
Ve sıtma dev şirketlere milyarlarca dolar kazandıracak aşı ve ilaç üretimine uygun özellikte bir hastalık değil!
Haydi bunu da geçelim ve...
Türkiye'ye bakalım...
Verem yeniden hortladı. Hem de en tehlikeli biçimiyle...
Ama veremle savaş uzmanları bugüne kadar ne yetkilileri, ne de medyayı bu konuda hassas olunması gerektiğine ikna edebilmiş değiller.
Üstelik kırk yıllık sanatoryumlar teker teker kapanıyor.
Oysa domuz gribi dendi mi, akan sular duruyor!
Herkes tedirgin!
Herkes panikte!

***

Bir hekim okurum, Amerikan halk sağlığı politikaları nı sık sık ve sert biçimde eleştirmesiyle ve alternatif halk sağlığı kitaplarıyla ünlü Dr. Joseph Mercola'nın bir yazısını göndermiş.
"Domuz Gribi Salgını: Gerçek mi, hikâye mi?" başlıklı yazı çok ilginç.
Domuz gribi üzerine kopartılan abartılı patırtının yeni bir şey olmadığını söylüyor Dr. Mercola.
1976'da daha sonra fiyaskoya dönüşen domuz gribi alarmını hatırlatıyor. O yıl gribe karşı önlem olarak kullanılan ilaçlar ve aşıların yan etkilerinden hastanelik olanların sayısı grip hastalarının sayısını kat be kat aşmış!
"Bu panik sayesinde birçok şirketin daha da zenginleşeceğini unutmayın" diyor Dr. Mercola.

***

Peki neden bu panik? İnsanları terörize eden bu korku neden pompalanıyor?
Kuş gribi paniğini hatırlıyor musunuz?
Teröre karşı savaştığını söyleyen fakat dünyayı terörize etme konusunda rakipsiz olan ABD eski Başkanı Bush şöyle demişti: "Hastalık bu hızla yayılırsa 2 milyon ABD vatandaşını kaybedebiliriz?"
Neden böyle oluyor?
Yoksa zaten berbat ve "hasta" bir dünya düzeni içinde yaşadığımızı unutturup dikkatlerimizi dağıtmak mı istiyorlar?
"Hastalık hastası" bir dünya köleleşmiş zihinler anlamına mı geliyor?
Bütün bunları düşünmek zorundayız artık.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA