YAZARLAR
HAŞMET BABAOĞLU
HAŞMET BABAOĞLU
Yazıyı Dinle
Bu haberin ses dosyası henüz hazır değil.
İletişim
SMS: HASMET yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
BUGÜNKÜ TÜM YAZILARI
Sivil faşizm diye bir şey varsa, nerededir?
Almadovar, Penelope'yi sevmiyor!

Sivil faşizm diye bir şey varsa, nerededir?

Kendimi bildim bileli...
Makro veya mikro hiçbir "İktidar" haline yakınlık duymadım.
Otoriter olmaktan kaçınan bir siyasal iktidarın var olabileceğine inanacak kadar da saf değilim.
Önce bunları söyleyeyim de sonra sadede geleyim.
Günlerdir tek bir medya kanalından yönlendirilen "Türkiye sivil faşizme doğru gidiyor" şeklinde bir kampanya var.
Bazı yorumcular "sivil faşizm" lafını ciddi bir kavramlaştırma olarak ele alıp entelektüel açıdan değerlendiriyor.
Oysa o kadar uzun boylu değil!
Çünkü bu laf bir Türkiye analizi sonucunda değil açıkça bir siyasal manipülasyon aracı olarak ortaya atıldı.
***

Yakın tarihimiz bize azıcık da olsa bir şeyler öğretmişse...
Bu ülkenin demokrasi tarihinde yaşananlardan ders çıkarmaya gerçekten niyetimiz varsa...
Tam şu sırada...
Vesayet bürokrasisi geriletilirken, karanlık dosyalar bir bir açılırken...
"Sivil faşizme doğru gidiyoruz" kampanyasının örtülü fakat güdümlü tek bir hedefi olduğunu bilmemiz gerekir.
Nedir o hedef? Postmodern bir 27 Mayıs!
Gerisi fasa fisodur.
Bilmemiz gerekir ki...
Hiçbir kavram masum değildir! Sivil darbe, sivil diktatorya ve sivil faşizm lafları 27 Mayıs öncesi aynen kullanıldı ve darbeyi meşrulaştıran unsurlardan biri oldu!
***

Koalisyon hükümetlerinin bir parçası olan kanka partilerle işlerini gayet güzel yürütürken sandıktan anlaşamadıkları bir parti tek başına çıkınca ne yapacaklarını şaşırıp işi "sivil faşizm" kampanyasına kadar götüren çevrelerin durumu anlaşılır!
Onları bir kenara bırakalım.
Ama "benim derdim apaçık demokrasi" diyenlere soruyorum.
Neden muhalefet partilerinin ve onları destekleyen kesimlerin özgürlüklerin yasalarla genişletilip güçlendirilmesi konusundaki gönülsüzlüklerine karşı bir kampanya başlatmıyorsunuz?
Çünkü her türden faşizme karşı en güçlü mücadele yolu özgürlükler alanını genişletmektir.
Ha!.. İlle de "sivil" bir faşizm ortamından söz edeceksek eğer...
En tutucu kesimlere olduğu kadar kendini en "ilerici", en "çağdaş" sayan kesimlere de bir göz atmaya ne dersiniz?
(Not: Bir gün sanıldığının aksine "sivil faşizm"lerin partilerde ve iktidarlarda değil, yargı kurumları ve kitlelerin göbeğinde filizlenip yuvalandığını Avrupa tarihinden örneklerle konuşalım!)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın

Yazarın Önceki Yazıları
Kızarmış patates kanser yapar mı? ( 13.01.2010 )
Asmalı'da bir gece! ( 11.01.2010 )
Pazar notları: Vicdanın sesini duyabilir misin? ( 10.01.2010 )
Hangi kitabı okuyanla tanışmak istersiniz? ( 09.01.2010 )
Yine, yeniden ve hep Şebnem Ferah! ( 08.01.2010 )
Hâlâ darbe ihtimali var! ( 07.01.2010 )
"Her şey değişti" ( 06.01.2010 )
Git işine Noel Baba! ( 04.01.2010 )
Pazar notları ( 03.01.2010 )
Mutlu yıllar ( 02.01.2010 )
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol