YAZARLAR
HAŞMET BABAOĞLU
HAŞMET BABAOĞLU
Yazıyı Dinle
İletişim
SMS: HASMET yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
BUGÜNKÜ TÜM YAZILARI
Kaskatı protokol, yumuşacık Buika!
Çeşme Marina'daki şişman aşçı!

Kaskatı protokol, yumuşacık Buika!

Konserler vardır, etkisi sözcüklere sığmaz! Sahnedeki şarkıcıyı veya topluluğu resmedersiniz; çalınıp söylenen şarkıları not düşersiniz...
"İyiydi, harikaydı" falan dersiniz ama...
Konser boyunca yaşadıklarınızı aktarmak için çok cılız kalırlar.
Yıllar önce İstanbul Açıkhava'daki Miles Davis konserini hatırlıyorum.
Sözcükler ne kalbimizi esir alan güçlü ritmi, ne surdinli trompetin tatlı bir mırıldanmayı andırışındaki güzelliği anlatabilirdi!
Hele bir saat boyunca sırtı bize dönük ve sanki hiç orada değilmişiz gibi çalan ustanın birden dönüp gözlüğünü çıkartışı ve tek tek hepimize bakışı vardı ki, o sırada hissettiklerimizi bir türlü yazıya dökememiştim!
Böyle başka konserlerim de vardır!
Roskilde festivalinde Iron Maiden, Efes Celsus'ta Zubin Mehta yönetiminde Maggio Musicale Fiorentino konserleri mesela...
Geçtiğimiz pazartesi akşamı Çeşme Kalesi' nde dinlediğim Concha Buika konseri de böyleydi işte!
***

Sahnenin tamamı gökyüzünden indirilmiş gibiydi.
En arkada sırtını kalenin güçlü taşlarına dayamış incir ağacı...
Piyanoda çok yumuşak fakat inanılmayacak kadar hızlı parmaklarıyla bizi şaşırtan Ivan Melon; vurmalılarda (Joaquin Cortes dvd'lerini izleyenlerin hatırlayabilecekleri) Kübalı bir usta, Fernando Favier; kontrabas'ta Danny Noel...
Önlerinde...
Küçücük kırmızı bir halının üzerinde...
Kederin, öfkenin, şefkatin, kavuşmaların ve ayrılıkların eşsiz sesi Buika...
Hem bu nasıl bir gülümsemektir!
Konser dinleyicisini bir anda alıp göksel bir dünyaya taşıyıveren başka bir gülümseme var mıdır!
***

Flamenco, tango, Küba ve Afrika ritimleri; biraz caz kıyıları, biraz fado ufku...
Hepsine doyduk o akşam!
Ama bir itirazım var!
Sıcak ve nemli bir yaz akşamı bile ruhunun kravatını gevşetemeyen, saçının fönü bozulur diye hiç kıpırdamayan protokol sıralarıyla bu konserler olmuyor, olamıyor!
O ritimlerle de insan omuzlarını olsun, oynatmıyorsa; yüzü aydınlanmıyorsa; konser bitiminde ayağa kalkıp alkışlayacak biçimde coşkuya kapılmıyorsa...
Bunları ne zaman yapar? Bu kaskatı kesilmişlik neyin nesidir, anlamıyorum!
İzmir Festivali'nin değerli yöneticilerinden ricamdır...
Gelecek sezonun konserlerini protokol diktasından kurtarın lütfen!
Biliyorum, çok zor bu işler!
Ama müziği sevmeyen, tanımayan yetkililere; sponsor oldukları konsere sünnet düğünü muamelesi çeken şirketlere; Murat Dalkılıç'tan ötesine akıl erdirememiş "şehrin pek çağdaş önde gelenleri"ne ihtiyaç var mı gerçekten?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın

Yazarın Önceki Yazıları
Balkondaki ünlüler ve biz ( 19.07.2010 )
Pazar notları: Kır Düğünü ( 18.07.2010 )
Cep telefonu beyne zararlı mı? ( 17.07.2010 )
Kekik kokusu, ağustosböceği korosu ve Chopin! ( 16.07.2010 )
"Bana demagoji yapma!" ( 15.07.2010 )
Birini tanımanın en sefil yolu! ( 14.07.2010 )
Tatilde ve plajda okunacak kitaplar ( 12.07.2010 )
Pazar notları: Çok eğleniliyor ama neşesiz! ( 11.07.2010 )
Uyuz kız tehlikeyi sevince... ( 10.07.2010 )
Yaz akşamları ( 09.07.2010 )
Sosyal Medya' nın En Çok Paylaşılanları
ÜCRETSİZ SABAH BÜLTEN ÜYELİĞİ

Üye olun, son dakika haberleri e-postanıza gelsin.

Adı Soyadı :
E-posta :
Üye Ol