Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HAŞMET BABAOĞLU

Okumuş çocukların sağır zihinleri!

Ne demiştik!
Kürsülere, ekranlara, gazete köşelerine çıkıp "toplumca birbirimizi dinlemeye ihtiyacımız var" söylevleri atmak pek havalı oluyor da...
Ne anlatacağız birbirimize?
Papağan gibi ezberlerimizi tekrarlayacaksak...
Klişelerimizi, önyargılarımızı ve mesnetsiz olduğunu bir türlü kabullenmek istemediğimiz korkularımızı değiş tokuş edeceksek...
Ne yararı var birbirimizi dinlemenin!
Zaten en yakınlaştığımız, en çok tanımak istediğimizde bile gerçekten dinlemeye niyetimiz yok ki...

***

Belki biliyorsunuz...
Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın başını çektiği "Yaşayan Kütüphane" diye bir sivil toplum projesi var.
Toplumsal ayrımcılığa ve önyargılara karşı mücadelede gayet pratik ve anlamlı bir etkinlik.
Nasıl mı? Şöyle...
Bir üniversite bahçesine veya bir festival alanına "kütüphane" kuruluyor.
Kitaplar canlı! İçimizden birileri yani.
Mesela bir kitap Alevi, bir başka kitap başörtülü; diğerleri feminist, mülteci, eşcinsel, Ermeni, Kürt, vd.
Kütüphane görevlisinden bu kitapları isteyenler onlarla baş başa kalıp merak ettiklerini soruyor.
Açıkçası, farklılıkları tanımak, öğrenmek, önyargıları ve temelsiz nefretleri aşmak için bana göre mükemmel bir ilk adım niteliği taşıyor bu etkinlik.
***

İyi, güzel de...
İşte size büyük bir üniversitemizin gençlik şenliğinde yer alan ve organizasyon bakımından çok başarılı olan "Yaşayan Kütüphane"sinden örnek manzaralar...
"Başörtülü kitap" ikinci günün sonunda "kimsenin derdi tanımak ve merakını gidermek değil! Başımı açtırmak için beni ikna etmeye çalışıyorlar" diye yakınıyor.
"Kürt kitap" sürekli "kokuyorsunuz, değil mi?" sorusuyla karşılaşıyor. "Kitap ve okuyucuları" bu basamağı aşıp sosyolojiye, siyasete gelmekte bayağı zorlanmışlar.
O pek "pırıl pırıl" üniversitelilerimiz "feminist kitap"a en merak ettikleri soruyu sormuşlar: "Seks yapıyor musunuz?"
"Mülteci kitap"ın karşılaştığı durum ise insanın canını çok sıkacak türden: "Biz kendimize bakamıyoruz, bu ülkeye neden geliyorsunuz!" demişler ama bir insanın niçin memleketini terk edip başka topraklarda sürünebileceğini hiç merak etmemişler!
***

Anlayacağınız...
Berbat bir eğitimin kurbanlarından oluşuyor bu toplum.
Üzülüyor insan bu gerçeklerle karşılaştıkça, bazen umutsuzluğa kapılıyor.
Özellikle "okumuş çocuklar"ın cehaletini ve sağır zihinlerini aşabilmek için daha ne çok yol almak gerek, düşünün!

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA