Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HAŞMET BABAOĞLU

Pazar notları: "İyi" bir ilişki!

Sevilmek, sigorta; sevmek, yüksek risk! Özgürlük, çarçabuk biten sarhoşluk! Serüven, popüler bir belgesel film! Güvenlik, altın kafes! Tanıdınız, değil mi bu dünyayı?

***
İnsan bazen bu dünya için üzülüyor! "Git, kendin için üzül!" veya "başka işin mi yok!" diyenleriniz olacak, biliyorum. Belki haklılar da! Ama elden ne gelir! Bu hissi bilmeyene anlatmak zor! Bir türlü gün yüzü görmemiş bir dost için dertlenir gibi dertlenmek bu... Elias Canetti de yaşarmış bu hissi. Bir yerde şöyle yazmıştı: "Bu dünya için neden üzüldüğümü anlayamıyorum. Ondan bu kadar mı memnundum da, şimdi üzülüyorum. Hayır! Ama hep daha iyiye doğru giderek kendini koruyacağını sanmıştım. Çocukça bir inançtı. Şimdi bildiğim o ki, bu inanç artık elimden alındı!"
***
"Huzursuzluk" diyorlar. Bir tür hastalık gibi tarif ediyorlar. Nereden biliyorlar ki, huzuru? Ne zaman, kimde huzur vardı da, şimdi bazılarında "yokluğu"ndan bu kadar rahatça söz edebiliyoruz?
***
Cennetten çıkan uyum ve huzur değil, Adem ve Havva'ydı. Uyum ve huzur orada kaldı. O yüzden uyum ve huzurun kendisini değil, nostaljisini bilip yaşıyoruz.
***
Düzyazı erkektir. Hep dik durmaya çalışır. Bir başı ve sonu olsun, mantığı yerli yerine otursun ister. Düşmüş ya da çıkmış, ama hep "iktidar"dır düzyazı. Bu durumda şiirin kadın olduğunu belirtmeme gerek var mı?
***
"İyi bir ilişki"nin varlığına ve sürüp gideceğine inanan kaldı mı? Zaten bazıları için tek amaç "iyi fotoğraf veren bir ilişki" kurmak!
***
Akşam vakti melisaların yanından geçtik. Nasıl güzel kokuyorlardı. "Aşıkların yatağı gibi kokuyorlar" dedi.
***
Onunla ilk nerede karşılaştınız? Hangi ortamda tanıdınız? Önemlidir bu. Bir ilişkinin sararıp solacağı veya hep diri kalacağı noktayı belirleyen hep bu "ilk manzara"nın vurduğu damgadır. Refik Halid Karay ne güzel anlatır Gurbet Hikâyeleri'nden birinde: "Onu bu kupkuru çöl şehrinin bunaltıcı dünyasına sığınmış yeşil bir bahçede görmüştü. Taşlar yeni yıkanmış, saksılar yeni sulanmıştı... Mermer havuz başında, buza konmuş kavun sarısı şeftaliler yiyordu. Böyle olduğu için de insana hoş kokulu, serin, diri, tatlı biri gibi geliyordu."

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA