Türkiye'nin en iyi haber sitesi
BAŞYAZI MEHMET BARLAS

CHP'nin eleştirilmeye daha fazla ihtiyacı var...

Bir siyasi gerçeği hiç gözden kaçırmamalıyız.
Belirli kesimlerde nasıl AK Parti iktidarına ve Başbakan Erdoğan'a dönük önyargılı öfke varsa, aynı şekilde toplumun belirli kesimlerinde de CHP'ye dönük öfke aynı ölçüdedir...
Üstelik CHP'ye dönük öfke çoğunluğun düşüncelerini (veya duygularını) yansıtıyor.
Bunu CHP'nin elde ettiği seçim sonuçlarından anlamak mümkündür.
AK Parti'nin ve Başbakan Erdoğan'ın yeterince eleştirilmediğini söylemek mümkün değil... Bu eleştirilerin hakaretlere kadar dayandığına, mizah dergilerinin kapaklarında abartılarak seslendirildiğine ve sokak eylemlerine bile yansıdığına, görme ve işitme engelli olmayan herkes tanıktır.
Bu eleştiriler "Barış Açılımı"nın sabote edilmesi gayretlerine kadar dayanmıyor mu?

CHP'yi eleştirmek

Buna karşı CHP'nin toplumdaki imajını düzeltmesine yarayacak eleştiriler ve uyarılar herhalde bu partinin yönetim kadrolarına ulaşmıyor ki, CHP kendisini gerçekten iktidarın alternatifi konumuna taşıyabilecek düzeltmeleri yapamıyor.
Bu eleştirilere son örneği Atilla Yayla'nın Yeni Şafak'taki "CHP'nin Diktatörlük Aşkı" başlıklı makalesinden verebiliriz...
Satır başları ile şu noktalara değiniyor Yayla:
"- CHP Mısır'daki darbeci yönetimden aldığı ziyaret davetine icabet etti ve iki kişilik bir heyet ziyareti gerçekleştirdi.
Hayırlı olsun. Daha önce de birkaç defa B. Esed'i ziyaret etmişlerdi.
- CHP bu duruma yeni düşmedi, o hep böyleydi; çünkü bir toplumsal mühendislik projesinin aleti olarak kuruldu. 'Toplumu adam etme'yi temel misyonu olarak belledi.

Aynı suçlamalar

- Tek parti diktatörlüğüne söz söylemeyen ve söyletmeyen CHP, hep onun tahakkümünü kınamaya ve kırmaya çalışan siyasi hareketleri ve liderlerini diktatörlükle suçladı.
- CHP'nin diktatörlük sevdası bitmez...
CHP maazallah tek başına bir seçim kazanırsa devlet iktidarı ile hükümet iktidarı çakışır ve sınırlı özgürlükler de yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlar. Çok geçmeden ülke cehenneme dönüşür. Allah bu ülkeyi CHP iktidarından korusun."
Atilla Yayla CHP'nin Adnan Menderes'e, Süleyman Demirel'e, Turgut Özal'a ve Şimdi de Tayyip Erdoğan'a karşı kullandığı yöntemlerin hep aynı olduğunu, Demirel'in "CHP tasallutundan ancak 28 Şubat sürecinde CHP'ye teslim olunca" kurtulduğunu da yazıyor.
Bu noktada galiba hepimiz bir durum değerlendirmesi yapmak durumundayız.

Bu model yanlıştır

Gerçekten de CHP'nin bugüne kadar uyguladığı muhalefet modeli bundan sonra da devam ettirilecekse, bu partinin önümüzdeki hiçbir seçimi kazanması mümkün olmayacaktır.
Çünkü Atilla Yayla'nın vurguladığı noktalar, çoğunluğun da paylaştığı gözlemlerdir.
Oysa CHP geçmişte Ecevit'in yaptığı gibi, toplumun çoğunluğu ile diyaloga girebilir, sivilliği temsil edebilir.
Ecevit 1971'deki "12 Mart Darbesi"ne karşı çıktığı için, CHP 1973 seçimlerinden zaferle çıkmamış mıydı?
Kısacası toplumun çoğunluğu Tayyip Erdoğan'ı "Diktatör" olarak görmüyor ama CHP'nin üzerindeki "Darbeci" damgası, son Mısır ziyareti ile daha da pekiştirilmiş oluyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA