Terörist ile devlet arasındaki fark
İsrail'in 31 Mayıs'ta Gazze'ye insani yardım taşıyan konvoya saldırısı teröristle devlet arasındaki farkı ortadan kaldırdı. İsrail'in içine düştüğü yalnızlaşma girdabı hiçbir şekilde savunulamayacak bir ciddi uluslararası suç işlemesine yol açtı. Aynı gün içinde ortaya çıkan uluslararası tepki bu suçun cezasız kalmayacağının göstergesi.
İsrail Başbakanı Netanyahu kendisinden bekleneni yaptı ve askeri müdahaleye tam destek verdi. Netanyahu çizgisi İsrail'in yalnızlaşmasından rahatsız değil. Tam tersine gittikçe katılaşan bir ulusal güvenlik devleti yapısına siyaseten sarılmış durumda.
İsrail'in en büyük açmazı iç siyasette
daha fazla güvenlik, daha fazla oy kısır döngüsünden çıkılamaması. Güvenlik kaygılarını tırmandırmak oyunu artırmanın en kestirme yolu. Bu kısır döngü siyaseti eski liderlere mahkûm eden bir açmaza dönüştü. Hızla lider tüketen İsrail siyaseti,
80'li yaşlarında Peres'i yeniden keşfetti, yaka paça iktidardan gönderilen Netanyahu'ya ümit olarak sarıldı. İsrail'de seçim zamanları neredeyse savaş ortamına dönüşmesi sebebiyle korkulur bir hal aldı. Ancak İsrail'de güvenlik kaygılarını tırmandırmanın limitleri zorlanıyor. İhmal edilen bir husus İsrail'in tırmandırdığı gerilimin ve Filistinlilere uyguladığı şiddetin bölgede barış ve güvenliğe zarar verdiği. Bu zarar sadece bölge ile sınırlı değil, aynı zamanda
uluslararası vicdanı yaralayan bir durum.
Dünyanın sabrı tükendi
İsrail'i tarihin dışına çıkaran zihniyet, kendi abartılı ve büyük ölçüde
mantıkdışı güvenlik kaygıları ile gerçekleştirdikleri suçların cezasız kalacağını düşünüyor. Nasıl İsrail içinde güvenliği tırmandırmanın sınırlarına gelindiyse,
İsrail'in suçlarına karşı uluslararası vicdanın artık sabrı tükendi. Kanlı müdahaleden 24 saat sonra
BM'den sert bir kınamanın gelmesi,
NATO'nun acil gündemle toplanması, Arap Ligi ve İslam Konferansı Teşkilatı'nın olağanüstü toplantıya çağrılması ve çok sayıda ülkenin protestosu aslında İsrail için istismar marjının daraldığını gösteriyor. İsrail'in 35 aydır vahşice abluka altında tuttuğu Gazze'de ellerine bulaşan kana, 30'dan fazla ülkenin katıldığı yardım konvoyunda döktüğü kan eklendi.
Her ne kadar İsrail'i yöneten zihniyet tarih dışı da olsa, yaptıklarının bugün için bir sonucu var.
31 Mayıs İsrail için uluslararası kamuoyunda dibe vurduğu gün olarak tarihe geçecek. Ellerine bulaşan kanı karartma, çirkin propaganda ya da diplomatik yalanlarla yıkamaya çalışan
İsrail yönetiminin inandırıcılığı kalmadı. Akdeniz'de
dünyanın gözü önünde haydutluk yapmanın bedeli ciddi bir meşruiyet krizidir.
İsrail'in devlet terörü, acımasız militarist metotları ve katliam politikaları daha önce görülmedik ölçekte sorgulanacak. İsrail'in arkasına aldığı tarih-medeniyet dinamiği şu andaki yönetimden daha iyisini ortaya çıkarabilir.
İsrail toplumu bir yol ayrımında. Tercihler belli.
İsrail'i intihara sürükleyen zihniyetle devam etmek ya da bu zihniyeti sorgulayarak değiştirmek.
İzahı kabil değil
Akdeniz'de dökülen kanın doğurduğu infial yakın zamanda geçmeyecek.
Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu İsrail'e en sert tepkiyi gösterdi. Haydutça saldırıda Türk vatandaşlarının da ölmesi acımızı körüklüyor.
Gazze, Türkler için uzak bir coğrafya değil. 1917'de İngiliz işgaline aylarca direnen Osmanlılar Gazze topraklarına binlerce şehit bıraktı. Gazze'ye giderken yardım konvoyunda şehit olan vatandaşlarımız Türklerin Gazze'yi savunma tarihi görevinin sürdüğünün en şanlı simgeleri. Türk milleti bu saldırıyı doğrudan kendisine yapılan bir saldırı olarak değerlendiriyor ve hesabını sormadan bu saldırıyı unutmayacak.
Osmanlı'dan bugüne Yahudi toplumu ile hiçbir sorunu olmayan, sıkışık zamanlarında Yahudi toplumuna yardım elini uzatan, İsrail'in bölgede sırtını yaslayabileceği en güçlü müttefiki olan
Türk vatandaşlarını öldürmenin hiçbir şekilde izahı mümkün değil.
İsrail için şapkayı önüne koyup düşünme vakti geldi.
Uluslararası hukuka ve uluslararası toplumun vicdanına yapılan saldırı, İsrail için bir toparlanmanın vesilesi olmalı. Dünya değişiyor, uluslararası ilişkiler dönüşüyor. Çok taraflı yeni dünya düzeni kurulurken uluslararası toplumun önemi artıyor.
İsrail'in hukuksuzluğuna böylesi bir dünyada yer yok. Türkiye'yi tatmin edecek adımları atmayan,
Gazze'de ablukayı kaldırmayan İsrail en fazla korktuğu şeyle karşı karşıya kalacak.
Meşruiyeti sorgulanır hale gelecek.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın