Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ATİLLA DORSAY

Dadaş ülkesinde festival

Küçük festivaller ne güzel oluyor... Anadolu'nun bağrındaki kentlerin sanata aç insanları sizi nasıl bağırlarına basıyor, nasıl dostluklar kuruluyor, ne eşsiz anılar ediniliyor. Anlatması kolay değil.
30 küsur yıl sonra beni yeniden Erzurum yollarına düşüren 5. Dadaş Film festivali de öyle oldu. Tarihin içinden fışkıran yapılarla dolu, öte yandan hızla modernleşen bu biraz içine dönük güzel kentin bir festivale ihtiyacı var mıydı? Kuşkusuz ki evet. Çünkü bağrında devasa bir alana yayılmış büyük bir üniversite barındırıyordu: Erzurum Atatürk Üniversitesi. Onun binlerce öğrencisi ve kentin 450 bini aşan nufusu için, böyle bir olay elbette önemliydi.
Ama olayı başlatmak resmi makamlara değil, çoğu zaman olduğu gibi yine bir grup meraklıya düşmüştü. Hatta bu durumda tek bir kişiye: sinemacı bir aileden gelen iletişimci Nil Gürpınar'a... Eski Yeşilçam'ın önemli firmalarından Dadaş Film'in sahibi Cahit Gürpınar'ın Erzurum doğumlu, ama İstanbul'da yaşayan kızı, bu işe sıvanmış ve birçok kişi ve kurumun da desteğini alarak festivali başlatmıştı. Bu yıl yarışmada altı filmlik mütevazi bir seçki ve değişik bölümler vardı. Ve de Cahit Berkay, Burçak Evren, Zeynep Gülmez, Prof. Oğuz Makal ve Duygu Sağıroğlu'ndan oluşan jüri, ödülleri Kosmos, Bal, Yüreğine Sor gibi güzel filmlere dağıttı. Onur ödülleri içinse Türkan Şoray, Ertem Göreç ve Semih Kaplanoğlu seçilmişlerdi.
Açılış gecesi Türkan Şoray'ın gecesiydi. Üniversitenin bin kişilik A salonu nasıl dolmuştu, anlatamam... Şoray'ın hayranlarıyla ilişkisine birçok kez tanık olmuşumdur. Ama her seferinde yeniden şaşkınlığa düşerim. Günümüzde pek örneği kalmamış, sanki sinemanın en parlak dönemine ve eski Hollywood'a özgü bir büyülenme olayı gibidir bu...Ve her seferinde bir ritüele, bir ayine, adeta bir tapınmaya dönüşür. Bunda da öyle oldu. Ve Şoray salona girdiği andan itibaren, bitmeyen bir sevgi tezahüratıyla karşılandı. Ve dakikalar boyu alkışlandı. Törenin sonunda o salondan tek parça çıkmasıysa ancak bir mucizeyle izah edilebilir!...
Ama bizlere de çok iyi davranıldı. Üniversitenin mavi salonunda verdiğim Film Analizi dersi olsun, sevgili dostlarım Oğuz Makal ve Burçak Evren'le birlikte katıldığımız panelde Türk Sinemetak Derneği yıllarını, yani 60-70'leri anmamız olsun, kalabalık bir öğrenci kitlesince ilgiyle izlendi, güzel sorularla desteklendi. Tekrar edeyim, bunları Anadolu aydınının ve üniversite gençliğinin büyük merakını ve öğrenmeye iştahını göstermek için anlatıyorum. Sevgili Ertem Göreç ödülünü kapanışta aldı. Arada Karanlıkta Uyananlar, Otobüs Yolcuları, Pamuk Prenses ve 7 Cüceler gibi önemli filmlerinin gösterimi, onu öğrencilere de tanıtmıştı. Kaplanoğlu ise bizzat gelemedi.
Demek ki dün döndüğüm Erzurum Dadaş Film Festivali iyi ellerde: öncelikle öğrencisi ve öğretmeniyle Atatürk Üniversitesi, sonra kentin aydınları ve başta vali Sebahattin Öztürk olmak üzere yetkililer. En sonra da, artık ilgisini Antalya dışındaki yerel festivallerden de esirgemeyen Türk sineması. Demek ki, yakında yeniden görüşebiliriz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA