Yazıyı Dinle
Bu haberin ses dosyası henüz hazır değil.
- İletişim
- SMS: ETA yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
İki şehrin yazarları, Dickens ve Joyse
Bugün, İngiliz edebiyatının
Shakespeare'den sonra en önemli yazarı olarak gösterilen
Charles Dickens'ın 200. yaşgünü. Onun
Oliver Twist'ini, otobiyografik romanı sayılan
David Copperfield'ı, hemen her yeni yılda yeniden okunan / seyredilen
Bir Noel Şarkısı'nı,
Büyük Umutlar'ı,
Ortak Dostumuz'u ya da dünyanın gelmiş geçmiş en çok satan romanlarından biri olan
İki Şehrin Hikayesi'ni okumayan, duymayan bir edebiyatsever yoktur.
Ben burada Dickens'ın bir diğer özelliğinden bahsetmek istiyorum, Londra'yı belki de en iyi anlatan yazar olmasından... Dickens bir Viktoryen dönem yazarıydı. Bir fabrika işçisi olarak çalıştığı çocukluk yıllarından ve ağır çalışma koşullarından çok etkilenmişti. Bu nedenle eserlerinde de Londra'nın hem karanlık sanayi bölgelerini, yoksul arka mahallerini hem de daha gençken yazarlık başarısı sonucu aralarına karıştığı aristokrat çevreleri ve onların Londra'sını renkli detaylar eşliğinde anlatmıştı. Bugün Dickens'ın eserlerinde anlattığı yerlerden ya da kendi yaşadığı bölgelerden yola çıkarak düzenlenen sayısız Londra turu var.
Bir diğer 'ortak dostumuz', dünya edebiyatının bir diğer dev ismi İrlandalı yazar
James Joyce'un da 2 Şubat'ta 130. yaşgününü kutladık. Tesadüf yalnızca yaşgünlerinin yakınlığında ya da edebiyatın dev ismi olmakta yatmıyor, Joyce da bir diğer şehrin, Dublin'in yazarı olarak anılır. Aynı aşk gibidir aralarındaki bağ, çünkü nefreti de içerir. Aslında gerçek anlamda sevmez Dublin'i ve bunu da saklamaz zaten. Ancak orada doğsa da hayatının büyük çoğunluğu başka şehirlerde geçen yazarın tüm eserleri Dublin'le doludur. İlk romanı
Dublinliler'den sonuncusu
Finnegan's Wake'e ve otobiyografik romanı olan
Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi'ne dek... Ancak asıl meselesi tamamen Dublin olan romanı, başyapıtı
Ulysses'tir. Romanıyla ilgili şöyle demiştir yazar: "Şehirle ilgili öylesine eksiksiz ve detaylı bir resim çıkarmak istiyorum ki ortaya, eğer bir gün aniden dünyadan yok olursa, kitabıma bakarak yeniden inşa edilebilsin." Roman, esasen bir tek günü, 16 Haziran 1904'ün Dublin'inde Leopold Bloom'un bir gününü anlatır. Joyce, romanını öyle ince hesaplarla ve hassasiyetle yazmıştır ki Bloom'un bütün şehri kapsayan yürüyüşü gerçek hayatta da karakterle eşit zamanda gerçekleştirilebilir. Her yılın 16 Haziran'ında Dublin'de kutlanan Bloom's Günü'nde de zaten aynen bu yapılıyor.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın