Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SÖZÜN ÖZÜ ÜNAL ERSÖZLÜ (EGE)

Ayasuluğ-Efes

Gündemden uzaklaşalım. Masamda kitaplar birikti. Bana iletilenler, kendi aldıklarım.
Bu köşeden, özellikle 'yazar ya da yayıncı' temelinde, İzmir ve Ege Bölgesi'yle ilişkili olan kitapları, kısa bir değerlendirmeyle birlikte, sizinle paylaşıyorum. Bazen tümünü paylaşma imkanım da olamıyor. Bugün keyif duyarak, yeni bir kitabı tanıtayım:
"Eski Kartpostallarda Ayasuluğ / Efes" adlı, Türkçe-İngilizce hazırlanmış, Selçuk Belediyesi Kent Belleği yayınlarının 4. kitabı. (İlk üçünü görmemiştim; Selçuk Belediyesi'nin, bu faaliyetinden hiç haberim de yoktu.) içeriği yüksek kitap; hem estetik olarak iyi hazırlanmış; hem de kartpostallar üzerinden, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyılın başında, kentteki eserlerin somut durumunu, farklı insan manzaralarını, Efes kazılarında ulaşılan noktayı, çok iyi yansıtıyor.

***
Nitelikli, çarpıcı, şık, çok güzel bir 'albüm-kitap' çalışması olmuş.
Yerel yönetimlerde, aslında 'sürekli kalıcılık' içeren, prestij sağlayıcı özellikteki bu değerli işler; ancak 'başkanlar' istek duyarsa, doğru yönde gelişerek ilerliyor.
Selçuk Belediyesi'nde de belli ki durum böyle. Çünkü çok güzel, alkışlanacak bir iş yapmışlar. Bu nedenle, öncelikle Selçuk Belediye Başkanı Vefa Ülgür'ü içtenlikle kutluyorum.
Kutlamam gereken diğer kişi ise kitabın editörlüğünü üstlenen değerli Ali Can. Kitaba nefis bir önsöz yazan, İzmir sevdalısı arkeolog Şükrü Tül'ü de, atlamamak gerekli.
***
Albümde yer alan kartpostalların büyük çoğunluğu, dünyada kartpostalın 'altın çağı' olarak nitelenen '1890-1920' yılları arasını kapsıyor. Hepsi çok güzel, çok özel. Ayrıca 'dijital' ortama taşınarak; taşınabilir, çok özel bir sergi için de, rahatlıkla kullanılabilirler. Çok güzel bir proje olur. Düşünüyorum da, İzmir geçmiş yıllarda da, fotoğraf ve fotoğrafçılar açısından, ne şanslı bir kentmiş. İzmir, fotoğrafın çıkışıyla birlikte, özellikle o yıllarda, dünyada 'en çok görüntülenen kentler' arasında yer almış. Bu nedenle kartpostallar, o yılların İzmir'ini, çevresini, tarihsel mirasını, çok iyi yansıtıyor. O dönemlerde İzmir'i, hem gezgin-fotoğrafçılar, hem de İzmir'de yerleşik fotoğrafçılar, çok güzel görüntülemişler.
***
Kitabın adında 'Ayasuluğ'un geçmesi, konuya yabancı okurlarımız için dikkat çekebilir. Aslında 'Ayasuluğ', Selçuk'un eski adı. Türkler XX. Yüzyıl başlarına kadar, Selçuk'u 'Ayasuluğ' olarak adlandırmışlardı. Batı Anadolu'nun bu çarpıcı şehri, Ortaçağ İslam dünyasında ise daha çok 'Efesis, Ufsus' diye anılıyordu. Ayasuluğ adının nereden geldiğine dair, farklı iddialar var. Ama 'dinsel açıdan' çok önemli olan bu şehir için, Rumların Ayios Theologos (İlahiyatçı Aziz) yerine, Ayios Skologos adını kullandıkları ve buradan da Ayasuluğ'un türemiş olduğu öne sürülüyor. Bazı kaynaklarda, bu adın İncil'den geldiği yorumu da var. (Artık işin bu bölümü tarihçilere ait.)    Ben kartpostallara baktıkça, tüm güzelliklerinin yanı sıra, tarihsel miras açısından da, nasıl muhteşem bir coğrafya üzerinde yaşadığımızın 'farkındalığını', bir kez daha derinden hissettim. Kartpostallar, ayrıca bana nedense, hep 'şiirsel bir yolculuk' hissi yaşatıyor. Geçmişte kalan gizemli bir masal gibi bu. Çünkü bir zamanlar, dünyayı bu kadar rahat ve kolay dolaşma imkanına sahip olamayan insanlık, kartpostallar aracılığıyla 'düşler yolculuğuna' çıkabiliyordu. Bana göre, şiirsel, siyah-beyaz bir yolculuktur, kartpostallarınki.
İnsanları; yeni zamanlara, yeni yolculuklara, yeni ülkelere, yeni topraklara, yeni denizlere, yeni insanlara, hep bilinmeyene doğru kışkırtan bir yolculuk.
***
Düşünün kitaptaki kartpostallar, belki de yüz ya da daha fazla yıl sonra, tüm dünyayı dolaşarak geri dönmüşler. Çünkü bu kartpostallar, uzunca bir süre, meraklıları tarafından dünyanın bir çok köşesinden, tek tek satın alınmış. Sonrasında bu topraklarda bir fotoğraf karesinde buluşup, düşsel yolculukta uzaklara giden o kartpostalların, vatana geri dönüşleri!
Kim bilir, o yıllarda; hangi albümlerde, kimlerin 'şiirsel yolculuğuna' eşlik etmişti o kartpostallar? Kimlerin yolculuk düşlerinin eşiğinde, göçmenlik duygusunu canlandırmışlardı.
Kim bilir, hangi aşıkların elinde, hasret şarkısına dönüşmüşlerdi? Kim bilir, o kartpostalların bir bölümünde hüzünlü, bazen de sevinçli bakışlarla fotoğraf makinesine bakan; şimdi ise çoktan sonsuzlukta olan o insanlar; o kareler çekilirken, acaba bir gün bir kartpostalın içinde sessizce yaşayacaklarını biliyorlar mıydı? Kim bilir?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA