Türkiye'nin en iyi haber sitesi
NAZLI ILICAK

CHP'de Baykal-Kılıçdaroğlu farkı

Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal'dan çok farklı. Baykal, CHP'yi, asker yedeğinde faaliyet gösteren katı, ulusalcı bir parti konumuna getirmişti. Sözde laikliğin bekçisi rolüne soyunarak, özgürlüklerin genişletilmesi yolundaki her adıma karşı çıktı.
CHP, Baykal zihniyetinden büyük ölçüde arındırılmasaydı, perşembe günkü uyumlu tabloyu rüyamızda bile göremezdik.
CHP'nin Baykal yönetimindeki icraatını bir hatırlayalım:
2004'te, AK Parti YÖK Kanunu'nu değiştirmek suretiyle İmam Hatiplerin üniversiteye girişini kolaylaştırmaya çalıştı. CHP'li milletvekilleri, "Bu karşı devrim yasasıyla, laik düzeni ortadan kaldırmak istiyorsunuz" dediler.
Sonunda da, CHP yasa değişikliği- ni Anayasa Mahkemesi'ne götürerek iptal ettirdi.
2007'de, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, CHP, toplantı yeter sayısı için 367 şartını destekleyerek Meclis'i kilitledi. "Abdullah Gül'ün seçiminin ilk turunda Genel Kurul'da 367 milletvekili yoktu" gerekçesiyle, Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu ve Gül'ün seçilmesini önledi. Abdullah Gül, ancak genel seçimlerden sonra, MHP'nin Genel Kurul salonuna girmesiyle, 367 engelini aşabildi.
2008'de, Anayasa'nın iki maddesi değişti.
Üniversiteye başörtülü kızların girmesi imkânı doğdu. Ama CHP, 112 milletvekilinin imzasıyla, "Anayasanın değiştirilemeyecek maddelerine ilişkin bir düzenleme yapılmıştır" dedi ve konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götürdü. Anayasa Mahkemesi, anayasa değişikliğini iptal etti.

***

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlığı'nda CHP, üniversitelere başörtülü kızların girmesini kabullendi.
2012'de YÖK, aldığı bir kararla meslek liselerinin önündeki katsayı engelini kaldırdı. CHP kurumsal olarak buna itiraz etmedi.
Sadece Nur Sertel ile Dilek Akagün Yılmaz Danıştay'a başvurdu.
Kamuda başörtüsüne izin verilmesi ve andımızın kaldırılması üzerine, CHP'li bazı milletvekilleri (Süheyl Batum, Dilek Akagün Yılmaz, Birgül Ayman Güler, Gün Kurt Acar, Oktay Ekşi, Ahmet Toptaş), bir bildiri yayınladı.
"Devlet hizmetlerinde dini ya da siyasi simgenin kullanılması, cumhuriyetin laiklik ilkesini ortadan kaldırır.
Kamuda dini simgelerle hizmet vermek demek, devletin dini esaslara göre örgütlenmeye başlaması demek
" şeklinde açıklama yaptılar. "Bu bir karşı devrimdir" dediler. Lâkin sonuç alamadılar.
CHP'li milletvekili Mahmut Tanal da, "Laik bir devlette hiçbir dini inancın simgesi kamusal alanda kullanılmamalıdır" diyerek Danıştay'a başvurdu.
Giderek CHP içinde ulusalcı kanadın azınlığa düştüğü görülüyor. Bu dönüşüm Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde gerçekleşti.
Bununla beraber, bir özeleştiriye ihtiyaç var. Zira başörtüsünün özgür olması ve İmam Hatiplilerin rahatça üniversiteye girebilmeleri için, bu kadar gecikilmesinde CHP'nin rolü var.
Asker+Yargı+CHP, demokratik gelişmelerin önünü tıkadı.
Başörtülüleri parlamentoda gören Kemal Kılıçdaroğlu "Çok sevinçliyim" demiş.
Hepimiz, herkes, yıllar önce sevinebilirdik.
Sevinemediysek, CHP kendi payına düşen sorumluluğu itiraf etmeli.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA