Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Darbe girişiminin devlet krizi olarak anatomisi

AK Parti, 2002'de iktidara geldiğinde Türkiye dört büyük krizle sarsılıyordu: laiklik, meşruiyet, yönetim ve devlet krizleri.

***
Bunların üçü yapısaldı. Fakat yönetim krizi hepsini etkiliyordu. Açıkçası Türkiye yanlış yönetiliyordu. Bu kendiliğinden ve başa geçenlerin beceriksizliğinden kaynaklanan bir durum değildi. Türkiye'nin kötü yönetilmesi, şu üç krizin doğmasına yol açan yapısal sorunlara yönetimin teşhis koyamamasından ve çare bulamamasından kaynaklanıyordu.
O yapısal sorunların kökeninde yerleşik değerler sistemiyle onu zorlayan yeni sosyo-ekonomik oluşumlar arasındaki çatışma vardı. Anadolu açıkçası artık şişmişti, patlama noktasına gelmişti ve İstanbul merkezli bir sermayeyle işbirliği yapmış statükocu Ankara zihniyetine kafa tutuyordu. Laiklik ve meşruiyet krizleri bu köklerden türüyordu.
***
Devlet krizi ise bunlara bağlıydı ama bambaşka bir nitelik taşıyordu. Devlet krizi, Anadolu talep ve yapısını görmezden gelerek iktidarı statükocu bir anlayışın etrafında örgütlemek isteyen kesimlerin devleti apolitik bir sistem üstünden yönetmek istemesiydi. Derin devlet denilen buydu. Yönetimin devamını sağlayacak mekanizmayı gerektiğinde gayrimeşru, yeraltı teknikleriyle hazırlamak, bunların ifadesi olan hikmeti hükümeti esas kılmak. Böyle bir yapının bir tek devam koşulu vardır: demokrasinin yani siyasetin ve sivil iktidar yollarının kapanması.
***
2002 Türkiye'sinin koşulu buydu. Burada belirteyim ki, Özal'ın Türkiye'yi ekonomik ve teknolojik düzeylerde değiştirmek istemesi apolitik olmasını engellememişti. Tersine, Özal belli hamlelerin dışında tam manasıyla apolitik, kurumsal devletle ittifak etmekten kaçınmayan bir anlayış içindeydi ve demokratikleşmeyi belli bir çizgiden ötesine taşımamıştı. Oysa AK Parti siyasal bir projeydi. Bir zıtlaşmanın olacağı daha baştan belliydi.
2002 sonrasında uzun bir süre statükoyla yeni iktidar arasında karşılıklı yoklamalar yaşandı. Nihayet 2007'de Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte köprüler atıldı. Bu defa bizzat AK Parti "devlet krizi" teşhisinde bulundu. Ondan sonra da onu hazırlayan üç odak noktasında onu aşmaya çalıştı: asker, yargı ve Kürt sorunu. Sivil ve yeni anayasa bu nedenle arandı ve maalesef gerçekleştirilemedi.
***
Ekonomi yönetimi ve seçim sonuçlarıyla aşılan yönetim ve meşruiyet meselelerinden sonra eksik kalan devletin yapısal olarak dönüştürülmesiydi. Demokratik dönüşüm onu sağlayabilirdi. Bunun nirengi noktası askerin sürekli olarak devrede kalmasını sağlayan Kürt meselesinin halliydi.
Özellikle asker ve yargı bu iradenin etrafından yeniden biçimlendirildi. Ne var ki, böyle bir çıkış özünde Kemalist ve statükocu olan ama başlangıçta AK Parti'ye destek vermiş bazı koalisyon unsurlarının ondan kopmasına yol açtı. İkincisi, doğrudur, o da, zaman zaman iktidar akümülasyonunun getirdiği bazı bürokratik ve kurumsal kireçlenmelere sürüklendi. Ama hepsinden önemlisi kendisine başlangıçta destek sağlamış olan daha İslamcı kanatlar kendi siyasal talepleriyle AK Parti'nin siyasal eylemi arasında bir çelişki olduğunu gördü.
İslami bir modernite yoklamasıyla yola çıkan bu kesimler AK Parti tarafından harekete geçirilen modernite İslamı veya modernite içinde İslam vurgusuyla belli bir hayal kırıklığına sürüklendi. Öte yanda da değiştirilen bir devletin muhafazakârları vardı. O ikisinin belli bir noktada birleşmesi kaçınılmazdı. Şimdi karşımızda duran MİT krizi son kertede bir devlet krizidir ve "reaksiyoner" bir krizdir. Unsurları değişime direnen yargı, belli derin devlet kanatları, hatta bazı aydınlardır.
***
Devletin bir canavar olarak o krizi çıkarması doğaldır; beklenmelidir. Kriz bugün geniş cepheli bir darbedir. Ama onların görmediği AK Parti'yi iktidara getiren irade ve dinamiklerin devam ettiğidir. Yani krizin aşılacağıdır.
Eğer hükümet arkasındaki gücü fark eder, ödün vermez ve demokratikleşmeden vazgeçmezse!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA