Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Kendine ait bir oda...

Türkiye değişik, haklı ama zor bir oyun oynuyor ve daha dikkatli olmak zorunda.
Amerika ve Avrupa'yla elbette köprüleri atmadı, onlarla siyasi ve diplomatik ilişkisini sürdürüyor Türkiye. Ama bir yandan da uluslararası güvenlik örgütlerinin artık devre dışı kaldığını, işlevsizleştiğini kabul ediyor. Orası zaten öyle. Daha önce Irak konusunda, Balkanlar'da yaşanan facialar konusunda bu kurumların nasıl kendilerini etkisiz hale getirdiklerini gördük. Birincisi, BM, veto hakkına sahip beş ülke de rıza göstermiyorsa kımıldayamıyor. İkincisi, NATO, Soğuk Savaş sonrasında ne iş yaptığı meçhul bu kurum da, ABD isteksizse yerinde saymaya devam ediyor.
Bu şartlar altında Türkiye, bana daha önceki "Bağlantısızlar" hareketini uzaktan anımsatır, çağrıştırır biçimde şimdi "büyük devletler" dışında kalan ve destek vermiş 100 ülkeyi kapsayan yeni bir koalisyon oluşturmayı deniyor. Ama işin birden çok düğümü var.

***

Evvela, içinde ABD'nin olmadığı, onay vermediği, Rusya'nın ve İran'ın karşı çıkmak bir yana gerçekleştirildiğinde olacaklara dair tehditler savurduğu bir ortamda böyle bir müdahale koalisyonu ne yapacak? Suriye'yi işgal mi edecek, Suriye'yle savaşacak mı, Esed'i yerinden mi indirecek?
Kaldı ki, bırakın dışarıdan bir gücün örgütlenerek müdahalede bulunmasını, ABD şimdi bir hamle yapacak ama o da Türkiye'nin nihai beklentisini karşılamayacak. Çünkü oraya bir ceza vermeye gidiyor ABD, Esed'i yerinden etmeye değil. Oysa Türkiye tam da onu istiyor, Esed'in kapı dışarı edilmesini.
Öyle anlaşılıyor ki, yakın dönemde bu olmayacak. Esed kazanmadı elbette. Tam tersine çok kirli, kanlı bir şekilde ve tam bir diktatör olarak koruyor yerini. Ama koruyor. Sonrasına karar verilmediği için, Mursi meselesi Batı'nın gözünü büsbütün korkuttuğu için daha bir süre Esed yerinde kalacak.
***

Bu şartların ortaya Türkiye açısından tam bir kördüğüm çıkardığı muhakkak. Bir yandan Esed ve Suriye konusunda Türkiye'nin iyi kötü müttefik olduğu OD ülkeleri var. Ama aynı ülkelerle Türkiye Mısır konusunda ters düşüyor. Bir yanda Türkiye, Başbakan'ın açık şekilde söylediği gibi, BM ve NATO söz konusu olduğunda, hâkim devletler dışında bir örgütlenmeyi dile getiriyor. Diğer yanda, ABD'ye, Türkiye, üslerini kullandırmaya, gerekiyorsa, hazır. Ama o durumda da İran ve Rusya'yla ciddi sorunlar yaşayacak Türkiye.
Böyle bir çerçeve içinde Türkiye temel tezlerini somutlaştırmak zorunda. Demokratik açıdan Mısır'daki darbeye karşı olmak ne derecede ahlaki bir tutumsa oradaki yönetimin demokratik olmasını istemek ve beklemek de o derecede zorunludur. Suriye'de akan kanın durdurulmasını istemek ne derecede ahlaki bir zorunluluksa bunun sınırlarını çizmek de o derecede siyasi bir zorunluluktur. BM ve NATO'nun kısıtlamalarını vurgulamak ve onların yıllardır beklenen dönüşümü gerçekleştirmesini istemek ne derecede tarihsel bir zorunluluksa bunun gene Batı'yla birlikte ve diplomatik ölçüler içinde yapılmasını istemek o derecede siyasi ve diplomatik bir zorunluluktur.
Bir insanın hep doğruları savunduğunu söylemesi yetmez. Doğruları doğru ilişkiler içinde savunmak da en az o derecede önemlidir.


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA