Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Türkiye'ye özür borcu var...

Ne kadar hazin değil mi, CHP; bir kanadıyla hâlâ ulusalcı tezleri tartışıyor. Gerçi, Muharrem İnce, yaptığı açıklamalarda popülizm kokan bir ifadeyle soldan, emekçi çevrelerden, çözüm üreten parti olmaktan dem vuruyor ama hiçbirisi inandırıcı değil. Gerçekten sol, sosyal demokrat bir CHP inşa etmek için yeterli değil.
Daha ileri gitmeden önce bir noktayı açıklayayım. İnce de yanındakiler de belki gerçekten, kendilerine göre bir gerçeklik anlayışı içinde, sosyal demokrat olduklarını düşünebilirler. Zaten işin düğüm noktası bu: sosyal demokrasi onların sandığı "şey" değil. Sosyal demokrasi, bugüne kadar CHP'nin kitleleri uyuttuğu gibi Kemalizm değil, laiklik değil. Ulusalcılık hele hiç değil. O meyanda Aydınlanmacılık gibi "uydurulmuş" kavramlar da sosyal demokrasi bünyesinde yer almaz. Alırsa da cim karnında bir nokta mesabesindedir.
Şimdi işin gene hazin öteki yanına bakalım. Zamanında Erdal İnönü'nün Deniz Baykal'a karşı uyguladığı, "çık karşıma" yöntemiyle yaptığı baskın kurultayı Kılıçdaroğlu kazanır. Bu onun son politik şansı olacaktır. Ama çok yazık ki, onun geliştirdiği, sadece anti-Erdoğan olan söylemin de sosyal demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi yok. O zaman geriye sadece iç savaş çarpışmaları kalıyor. Parti içi iktidar kavgaları kalıyor.
CHP'nin esasen Türkiye'ye bir özür borcu var. Yıllar yılı ülkeyi sosyal demokrasi görüntüsü içinde o düşünceyle hiç ilgisi olmayan bir yaklaşımla aldattığı için. Bugün bu partinin, bütün o yazılıp çizilenlere, "yeni CHP" iddialarına rağmen yeni bir seçmen kitlesi oluşturamadığı, toplumun dinamik ve demokrat kesimlerinde yer almadığı biliniyor.
Bu büyük eksiğin veyahut yetersizliğin CHP'nin bu aldatmacılığından kaynaklandığını ayrıca belirtmek gerekmez. Bu eleştirdiğim bağlamı, bu kafa karışıklığını, bu aldatmacayı, CHP, bir iki yıldır değil, neredeyse bir çeyrek yüzyıldır yani 25 yıldır yaşıyor. 1992'den bu yana yaşıyor, yaşatıyor. Akıl alacak şey değil bu çıkmaz, hele bu süre zarfında dünyanın yaşadığı değişim düşünüldüğünde.
Geriye iki şey kalıyor. Birincisi, Ulusalcılar bu kurultayı kaybettikten sonra ayrılsınlar, gidip kendilerine bir parti kursunlar. Hazır İşçi Partisi varken onunla bütünleşme imkânı da bulabilirler. Zamanında Baykal'a, yapılan "CHP'nin sosyal demokrat değil Kemalist olduğunu söylesin" önerisine benzer bu önerinin üstünde düşünsünler. Böylece toplumda Ulusalcılığın yüzde kaç oy aldığını görsünler.
İkincisi, Kılıçdaroğlu ekibinin yapması gereken şeyler. Bu kesim esasen CHP'yi yarı yarıya MHP'li yarı yarıya "milliyetçi -muhafazakâr -mukaddesatçı" yapmış durumda. Bütün o Ekmeleddin İhsanoğlu, Mansur Yavaş ekipleriyle birlikte Kılıçdaroğlu partiyi zaten başka bir çizgiye çekiyor. (Ulusalcıların haklı olduğu tek nokta, İhsanoğlu'nun adaylığına karşı çıkmalarıdır.) O da bu yolda ilerleyebildiği kadar ilerlemelidir bence. Böylece o anlayış içindeki CHP'nin de toplumda ne kadar bir desteğe sahip olduğu görülecektir. Oysa olması gereken bunların tamamının dışında.
CHP şu son 22 yılda hiç aklına getirmediği kavramlar ve yöntemlerle buluşmalıydı. Bu ucuz ve sonuç almayacak yollara başvurmak yerine gerçekten sol, haydi vazgeçtim, gerçekten demokrat, haydi vazgeçtim gerçekten sosyal bir siyaset çizgisi izlemeliydi. Bütün dünyada solun yaşadığı krizler var. Onlara CHP cevap üretecek halde değildi. Ama CHP hiç değilse Türkiye'deki dönüşümü anlayabilir, algılayabilir, o yönde bir politika oluşturabilirdi. Salt kendisi değil, bütün ülke bundan yarar sağlardı. Kimse sosyal demokrat ve demokrat olduğu için CHP'li olmak zorunda değil.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA