Türkiye'nin en iyi haber sitesi
OKAN MÜDERRİSOĞLU

Faiz... Sadece ekonomik mesele mi?

Başlıktaki soruyu genişleterek soralım:
"Faiz sadece ekonomik mesele mi? Yoksa iç ve dış siyasi boyutları da var mı?"
Malum çevreler meseleyi sadece Başbakan Tayyip Erdoğan'ın faiz konusundaki çıkışına odakladığı için arka plana yeterince inilemiyor. Oysa, tartışmanın kökleri en azından yılbaşına kadar uzanıyor. Bu nedenle 17 ve 25 Aralık siyasete müdahale girişimlerinin sarsıntısı sürerken, Başbakanlık Konutu'nda yapılan kritik bir toplantıya dönmemiz gerekiyor.
Önce şunu belirteyim...
İyi niyetli yorumları bir kenara bırakırsak, ayağımıza kurşun sıkmakta üstümüze yok. Örneğin, "Kırılgan beşli" yakıştırması. Yani Türkiye'yi, Hindistan, Endonezya, Brezilya ve Güney Afrika Cumhuriyeti ile aynı kefeye koyan ve tamamen dışarıdan empoze edilen risk yüklemesi. Tablo böyle kurgulanınca ani dalgalanmalara özel anlam atfedilmekte, piyasa oyuncuları gerilmekte, ağız birliği yapılmışçasına aynı değerlendirmeler paylaşılmakta ve yaratılan suni panik ortamında siyaset kurumu köşeye sıkıştırılmakta... Demek istiyorum ki, Türkiye ekonomisinin yönetilebilir riskleri, dış destekli algı operasyonu ile abartılmakta, içeride de karar vericiler baskı altına alınmakta... Bu dün de böyleydi, Merkez Bankası'nın faiz artırım kararında da böyle oldu.

***

Şimdi hafızamızı biraz tazeleyelim.
Tarih: 28 Ocak 2014. Toplantıya Katılan Para Politikası Kurulu Üyeleri: "Erdem Başçı (Başkan), Ahmet Faruk Aysan, Murat Çetinkaya, Turalay Kenç, Necati Şahin, Abdullah Yavaş, Mehmet Yörükoğlu." Karar: Faiz şoku!
Gelgelelim... 27 Ocak'ı 28 Ocak'a bağlayan gece, Ankara önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Başbakan Erdoğan başkanlığında gece başlayan ve ertesi sabaha sarkan toplantıda, "faiz" masaya yatırıldı. Ekip ikiye bölündü. Faiz artışında ısrar edenler ile zamansızlığını ve gereksizliğini ileri sürenler fikirlerini söyledi.
Duyumlarıma göre Başbakan, Merkez Bankası'nın faiz artışının enflasyonu olumsuz etkileyeceğini, büyüme, istihdam, yatırım dinamiklerini zedeleyeceğini uzun uzun anlattı. Karşıt görüş olarak, faiz şoku verilmezse döviz rezervlerinin eriyeceği, ekonominin belirsizlik kulvarına gireceği, bir kısırdöngü içinde hazine borçlanma faizlerinin yükseleceği savunuldu.
Yine edindiğim bilgilere göre, gecenin sonunda Başbakan, "Peki, Erdem bey, faizi kaç puan artırmayı düşünüyorsun?" diye sordu. Ama yanıt alamadı. Lakin, Başçı'nın kısa süre önce Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'la faiz önlemini konuştuğu söyleniyordu. 2.5-3 puanlık faiz kararı ile ekonomik görünümün iyileşeceği ve yaz aylarında faizlerin tekrar eski seviyesine çekilebileceği alttan alta işleniyordu. Aktarılanlara göre, 28 Ocak'taki 4-6 puanlık faiz artışı, Başbakan ve ekibinde şok etkisi yarattı. Daha sonra Londra başta olmak üzere küresel para mahfillerine "faizde hızlı indirim düşünülmediği" sinyali verilmesi can sıkıntısını pekiştirdi!
***

Bugün için faizin ekonomik olduğu kadar siyasi yönler de içeren kritik alan olduğu açık gerçek. Bir yanda uluslararası para çevreleri... Ve onlarla temastaki kadroların tezleri... Ali Babacan, Mehmet Şimşek, Erdem Başçı. Diğer yanda dış dayatmacılığı sorgulayan, alternatif duruş sergileyen kadronun görüşleri. Başbakan Erdoğan, Numan Kurtulmuş, Yiğit Bulut... Hali hazırda, klasik reçete savunucularına açılmış kredi söz konusu. Çankaya seçimi sonrası ise epeyce ezber bozulacak gibi...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA