Yazıyı Dinle
Bu haberin ses dosyası henüz hazır değil.
- İletişim
- SMS: SEO yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
ÖNERİ-YORUM
Nitelikli üretim olmadan asla!
Ekonominin gündemine bakın; iki farklı uçta kutuplaşma görürsünüz. Birinci kutup; "
öldük, bittik" ağıtında. İkinci kutup ise "
başarıdan öleceğiz" türküsünde. Bunun
ortası yok mudur?
Sahi,
işler bu kadar mı kötüdür?
Herkesin bir diğerine borç takma döngüsünde, olan da olmayan da "
sorumluluklarından" kaçarken, ortamı kim, nasıl normalleştirecektir?
Başarı
öykücülerine bakarsanız; ortalıkta kriz vardır ama bir tek o kurumu
teğet geçmiştir. Teğet geçmek ne kelime, "
krizi fırsata dönüştürmüş" dahilerin elinde o kurum, "
aşırı dozdaki başarısı" yüzünden nazara gelmek üzeredir.
Anlamadığım şu;
ortada bu kadar başarılı aktörlerimiz var ise biri çıkıp şu ekonomik tablonun izahını yapabilir mi?
Ya da felaket tellalı ağıtlara kulak kabartınca, "
peki nasıl hâlâ dünyanın 17'nci büyük ekonomisi kalabiliyoruz?" sorgusuna varıyorsunuz.
Bilgiden çok kanaat ile yola çıkma pratiğimizin bizi gömdüğü bu "
ifrat-tefrit" salıncağında bir uçtan ötekine sallanırken ayağımızı yere basamadığımız gerçek bu; her iki durumu da abartıyoruz.
Bu abartı, işe de yarıyor. Neticede
ayıplarımızı gizleyebiliyor, sorunu "
kendi sorumluluk alanımızın dışına" öteleyebiliyoruz.
Bundan 10 yıl önce
yüksek enflasyon sayesinde(!) de yaptığımız buydu.
Testiyi kıran ile
suyu getireni karıştırmada "
mükemmel bir mazeret" olan yüksek enflasyon örtüsünü kaldırdığımızda pek çok kurumun ilkelliği görüş alanına girmiştir. Bu sayede, nerede yanlış yaptığımızı
daha net tahlil eder hale geliverdik.
Bu iyimser gidişe rağmen son küresel krize "
altın bahane" olarak sarılanlarımızın sayısı da katlanarak artıverdi.
Küresel kriz ile sakladığımız "
verimsizlik", 3.5 milyonu son 2 yılda olmak üzere
6 milyon insanı işsiz bıraktı.
Daha az
vergi daha ucuz
girdi peşinde koşmak, hele ki dünya örnekleri de oluşmuş iken, "
kurtar bizi" kolaycılığını getirdi.
Kilosu
1$ ile
10$ arasına sıkışmış ürün desenimizle yapabildiğimiz ihracatın "
ciro odağı" hâlâ sorgulanmayı bekliyor.
Yenilikçilik ve buluşçuluğu sanayinin dinamosu yapma söylemini hâlâ "
kuvveden fiile" getiremedik.
Alkış ile kargış arasında gidip gelirken kaçırdığımız gerçek, üretim alanındaki zaafımız aslında.
Bilgi yoğun ekonomilere geçiş sürecinde başlattığımız faaliyetlerin neticesinde geldiğimiz nokta, "
üretim olmadan asla" uyarısını daha da kritik hale getiriyor.
Küresel Enformasyon Teknoloji Raporu'na bakıyoruz.
133 ülkenin yer aldığı Bilgi Ağının Hazır Olma Endeksi'ne göre Türkiye,
69'uncu sırada.
Bu endeks, "
daha az telefonun var daha çok bilgisayar al" gibi göstergelerin dışında başka bir şeyin ifadesidir.
Bunun anlamı şudur; eğer
ekonominin çarklarının artık
bilgi ile döndüğü yeni çağda var olacaksanız, bilginin tüketicisi değil, üreteni de olmalısınız.
Ancak bu sayede
katma değeri yüksek ürün desenine ulaşabilir, kilosu
10$ ile
100$ arasındaki katma değer aralığına taşınabilirsiniz.
Sorun şu;
dünyanın 17'nci büyük ekonomisi, bilgi ve katma değeri yüksek ekonomi alanında 69'uncu sırada olamaz.
Ya
17'nci sırası çok aşağılara gider ya da
69'uncı sıranın çok üzerine çıkar.
Hele ki önümüzdeki
15 yılda dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde olma iddiası varsa... Bu endekse bakıp, yakın geleceğin "
yükselen ekonomi aktörleri" hakkında fikir sahibi de olabiliriz; 1-
İsveç 5.65 puan, 2
-Singapur 5.64, 3-
Danimarka 5.54, 4-
İsviçre 5.48, 5-
ABD 5.46, 6-
Finlandiya 5.44, 7-
Kanada 5.36, 8-
Hong Kong 5.33, 9-
Hollanda 5.32, 10-
Norveç 5,22.
Şimdi de bilgi ekonomisi ligindeki alt küme komşularımıza bakalım; 67-
Endonezya 3.72, 68-
Kazakistan 3.58, 69-
TÜRKİYE 3.68, 70-
Mısır 3.67, 71-
Bulgaristan 3.66.
Bana bu tablo şunu söylüyor; Yakın gelecekte bu tablodaki iki şeyden biri yalan olacak;
ya dünyanın 17'nci büyük ekonomisi olmak veya dünyanın 69'ncu bilgi ekonomisi olmak.
Bunun kararını da bizlerin
ekonomide bilgi ve
değer üretimine bakışımız belirleyecek.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın