Yazıyı Dinle
Bu haberin ses dosyası henüz hazır değil.
- İletişim
- SMS: SEO yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
ÖNERİ-YORUM
Sıfır faizin mucidi Hammurabi
Faizsiz bankacılığı, 3800 yıl öncesinin
Babil'ine,
Hammurabi'ye dayandıranlar dahi var. Ancak modern zamanlardan, 30 yıl öncesinden söz edeceğim. Petrol Krizi ardından doğan ihtiyaçlar ışığındaki tartışmalar ve 1980 sonrasında Rahmetli Özal'ın reformlarıyla ekonomik hayatımıza girmesi..
O zamanki gerekçe çok netti: Tasarruf ihtiyacının doruğa çıktığı ülkede,
faize sıcak bakmayan kesimin birikimlerini yastık altından çıkarıp
sisteme dahil etmek...
İnançlarından ötürü
"banka" fikrine sıcak bakmayanların geleneksel adresi olan
gayrimenkul,
döviz,
altın gibi araçların yanında
"son derece yaratıcı" bir çözüm gibi algılamıştık.
Nitekim 1985'ten sonra kurulan 6 özel finans kurumu, günümüzde katılım bankası halini aldı. Bir tür
risk sermayesi niteliğindeki bu kurumların topladıkları
atıl fonlar sayesinde girişimcinin ihtiyaç duyduğu
hammadde,
yarı mamul ve
yatırım malları temininde ciddi katkılar sağladık.
Bugün geldikleri noktaya baktığımızda
"20 yıl öncesinin" faizle neredeyse virgülden sonra 2 haneye dek örtüşen
"kâr payı" ödemelerinin ötesine
az-çok geçebildiler.
Fakat son kriz sürecinde küresel sermaye hareketlerinin yarattığı kırılma, IMF'nin tabiriyle
"İslami Bankacılık" içerik ve kapsamını da başka noktalara taşımaya başladı.
Bunlardan en önemlisi, muhafazakâr girişimcilere sunulan
"faiz dışı" enstrümanların artan çeşitliliğidir.
IMF'nin raporunda her ne kadar sistem;
"bir alternatif değil, kapitalist sistemin tamamlayıcısı" diye tanımlansa da İslam ülkelerinin kendilerine has
"farklı bankacılık sistemleri" ve
finans şebekeleri kurma noktasına gelindiğini görüyoruz.
İşin ilginç yanı
İslami bankacılık ve
faizsiz sistem konusunda üretilen bilgilerin çoğunun,
IMF veya
Batılı kurumlardan geliyor olmasıdır. Literatüre bakın; ya
ABD veya
İngiltere merkezli enstitülerin ürettiği kaynakları göreceksiniz.
Bizde yığınca
iktisat fakültesi ve bir o kadar da
ilahiyatçı var ama bu alanda
dişe dokunur bir çalışma üretemedik. Beklentim, bu tür çalışmaları bizdeki katılım bankalarının
destekleyebileceğiydi oysa.
Dünyada İslami bankacılık kendi kabuğundan çıkıp birçok ülkede, hatta
Adam Smith'in ülkesinde dahi yaygınlaşırken bizdeki katılım bankalarının hâlâ
mevcut sisteme öykünme sürecini aşamamış olması, düşündürücüdür.
Benim ilgimi çeken,
"İslami finans gücünün" neden IMF raporlarına ve
onayına bu denli ihtiyaç duyduğudur. Cevap belki de finansal büyüklük kadar bu alanda
bilgi üretmenin eksiğini sorgulamakta yatıyordur.
Sıfır faizin mucidi
Hammurabi'den Adam Smith'in
"Milletlerin Zenginliği" ne ve nihayetinde Katılım Bankalarımızın
"Türkiye Zenginliği"ne uzanan bir sorgulama...
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın