Yazıyı Dinle
Bu haberin ses dosyası henüz hazır değil.
- İletişim
- SMS: MOV yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
- BUGÜNKÜ TÜM YAZILARI
- Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar
- Dinç Bilgin'den medyaya dersler
Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar
Son birkaç aydır toplumun
"umut" bağladığı bir siyasi aktörün nasıl dibe vurduğunun en acı örneğine tanık oluyoruz. Tahmin ettiğiniz gibi
Kemal Kılıçdaroğlu'ndan söz ediyorum.
Dersim çarkından sonra bir daha aynı şeyi yapmaz diye bekliyordum ama sanıyorum CHP'deki çift kişilikli yapıyı en iyi o yansıttığı için bazen kendini kaybediyor.
Kendi doğrusuyla CHP'nin doğruları arasında gidip geliyor. Ne denge kurabiliyor, ne sözünün arkasında duruyor ne de susuyor.
Batman sonrası da aynı şeyler oldu.
Batman'da şöyle diyordu Kılıçdaroğlu:
"Toplumsal barışın bir parçası olacaksa genel affa 'evet' deriz."
İlk bakışta "Yine CHP içinden farklı bir ses mi?" çıkıyor dendi ama öyle olmadığı kısa sürede anlaşıldı. En sert tepki bizzat kendi partisinden geldi. Önce CHP Grup Başkanı Vekili
Hakkı Süha Okay konuştu:
"Toplumsal uzlaşmanın konjonktürü oluşmadan, toplumsal uzlaşma için af olmaz..."
Son sözü
Baykal söyledi:
"Bugün bu sözler yanlış. Bunu gündeme getirmek kesinlikle doğru değil."
Kime söylüyorlar bunu? Kılıçdaroğlu'na... Bu gerçeğe rağmen Kılıçdaroğlu hâlâ kalkıp şöyle diyebiliyor:
"CHP'nin kuvayı milliye ruhu vardır, kimse bunu başka yöne çekmesin..."
Kimsenin çektiği yok. Konuşan da cevap veren de CHP'li. Peki, Kılıçdaroğlu neden sık sık bu duruma düşüyor?
Bunun iki nedeni var:
Bir: Baykal Kılıçdaroğlu'nu rakip görüyor.
İki: Kılıçdaroğlu istemese de Gürsel Tekin'le birlikte 29 Mart seçimlerinden sonra bir misyon yüklenmişti. Bunun toplumda da bir karşılığı vardı. Baykal'a rağmen CHP'ye oy verenler, solda, Alevi ve Kürt kesiminde arayış içinde olanlar, bu ikilinin çıkışıyla umutlanmıştı. Ecevitvari halkçı bir damarı harekete geçirmişlerdi. Ancak
Kılıçdaroğlu bu damarı harekete geçirecek bir siyasi iradeye sahip değildi. Bu yüzden iki defadır atasözünde söylendiği gibi,
"Karakolda doğru söyler mahkemede şaşar" durumuna düştü.
Bu durumu da en iyi şekilde Baykal değerlendiriyor. Hem kendisine rakip gösterilen bir siyasi aktörü eziyor, hem de olası rakipleri korkutuyor. Öyle olmasaydı Dersim olayında onu siyaseten rezil edip, Onur Öymen'e destek çıkar mıydı?
Daha önce de yazdım,
"Gandi Kemal" "Dersim"le Dandy'leştiği için parti içinde farklı düşündüğünü söyleyemedi. Her üzerine geldiklerinde teslim bayrağı çekip şöyle dedi:
"Bizim genel başkanımızdan öğreneceğimiz çok şey var."
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın