Türkiye'nin en iyi haber sitesi
REFİK ERDURAN

Erkekliğin yamanlığı

Elimde bir yağlıboya tabloyla karşınıza geçsem... "Bakın," desem, "bu çok sevdiğim, beğendiğim, üstüne titrediğim bir şey. Değeri de çok yüksek. Tutarı bu dünyadaki varlığımın yarısı."
Sonra tabloyu yere atıp tekmelesem, üstüne tükürsem... Ne düşünürsünüz?
Çıldırdığımı herhalde.
Gelin görün ki gezegenimizdeki erkeklerin büyük çoğunluğu ondan beter bir çılgınlıktan vazgeçemiyorlar. Davranışlarıyla ezdikleri, her fırsatta dilleriyle yücelttikleri bir değer var:
Kadın.
Dünya nüfusunun yarısı. O nüfusun tümünü doğuran, yetiştiren, güzelliği övülen, hakkının ödenemeyeceği söylenen, saygınlığı kutsallaştırılan dişi insan.
Bir yandan öylesine değer verir göründüğü bir varlığı öte yanda niçin aşağılar erkek çoğunluğu? Kötülüğünden, gaddarlığından, ilkelliğinden mi?
Açığa vurduğu özelliğe o adları da verebilirsiniz ama başlıca neden başkadır: özgüven eksikliği. Kadınların hakemliğinden çekinmek. Onların gözünde başka erkeklere yenik düşme korkusu.

***

Bereket versin çağımızda kadınlar kendi yetenekleriyle aşmaktalar bu zavallılığın yol açtığı sorunları. Hakemlik dedim ya; centilmenliğin anavatanı diye bildiğimiz İngiltere'de üç gün önce yaşanan olaya bakın.
Malum, o ülke en "erkek işi" spor dallarından biri sayılan futbolun da doğum yeridir. Önde gelen oyuncuları ve görevlileri cins-i latiften olmaz. Öyleyken 25 yaşındaki Sian Massey hakemler arasında parladı. Dünya futbol kümelerinin en önemlisi Premier Lig'de görev yapıyor.
Hafta sonundaki büyük bir maçın yan hakemiyken ofsayt diye değerlendirilmesi mümkün kritik pozisyonda bayrak kaldırmadı.
Televizyonda maçı anlatan iki yorumcu mikrofonu kapalı sanarak erkek erkeğe rahatça konuşunca dedikoduları duyuldu:
"Yahu, biri gitsin anlatsın şu kadına ofsayt nedir!"
"Olacak şey mi? Kadından hakem! Daha ofsayt kuralını bilmiyor."
Ama pozisyonun teknik incelenmesi kadının doğru karar vermiş olduğunu gösterdi. O şimdi kamuoyunun gözünde kahraman. İki ünlü futbol allamesinin durumu ise fena halde ofsayt.
***

Gelelim uygarlık ocağı olma iddiasındaki bir başka ülkenin, bölge kabadayısı İsrail'in yediği herzeye. Gemimize saldırırken yaptıklarının ayrıntıları belirlendikçe öyle şeyler açığa çıkıyor ki...
Cinayetler için "Vuruşurken oldu" diyorlar. Peki, vuruşmazken olanlar?
Silah aramasında kadın yolcuları çırılçıplak soymuşlar.
Bir kadının üstünde silah saklayıp saklamadığını anlamak için onu Havva Ana'ya döndürmek gerekmez. Diyelim ki gerekti. Kadınların birini iki kez soymuşlar.
Niye? Kolunun altındaki tabanca ya da kasatura ilk aramada gözden kaçmış olabilir diye mi?
Yetmemiş, o kadıncağızın bacaklarının arasına metal detektörü yerleştirmişler... Hiç gördünüz mü o aygıtlardan birini? Upuzun, kocaman bir alamettir.
Düşünün. Erkeksiniz. Sırtınızda, elinizde, belinizde türlü silah var. Makineli tabancanızı karşınızdaki çıplak kadına çevirmişsiniz. Bir de öyle bir şey yapıyorsunuz utançtan kıvranan savunmasız kurbanınıza.
Aklınız almıyor, değil mi? O denli alçaklık neden, nasıl yapılır? Ben de utanıyorum rezilliğin nedenine ışık tutarken.
Efendim, ruhundaki ilkellik kalıntılarının etkisiyle çoğu erkek bir uzvunu kritik ölçüde önemser. Kendi kafasındaki ahmakça yarışa girerse onun geçileceğinden korkar ölesiye. Kimilerinin bu çocukça kaygıyı aşma çabasıyla metal detektörü gibi nesneleri güç simgesi diye devreye soktuğu da olur maalesef.
İsrail komandolarının pek zorlu savaşçılar olduğu propagandası yapılırdı. Aman aman, ne yamanmış tosunlar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA