Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERDAL ŞAFAK

Bir yıldönümü

Akdeniz kıyısındaki küçük kasabada yıldızların ayaklarının altına ilk kez kırmızı halının serildiği gün, komşu ülkenin bir kasabasında, Napoli'nin 15 kilometre dışındaki Pozzuoli'de bir genç kız 12'nci yaşgününü kutluyordu.
Küçük bir pastayı süsleyen birkaç mumu üfleyerek.
Hemen sonra en sevdiği mekan olan sinemaya koşacaktı.
Beyaz perdede hayranlıkla izlediği, rüyalarına giren aktörlerle ve aktristlerle 10 küsur yıl sonra aynı seti paylaşacağını aklına bile getirmeden.
O küçük Akdeniz kasabasında kırmızı halının yine 10 küsur yıl sonra onun ayaklarının altına serileceğini hayal bile edemeden.

***

Sözünü ettiğim küçük Akdeniz kasabası:
Cannes.
Sözünü ettiğim 12'nci yaşgününü kutlayan kız: Sofia Villani Scicolone.
Ama siz onu Sophia Loren olarak tanıyorsunuz.
Sözünü ettiğim tarih: 20 Eylül 1946.
***

Cannes Film Festivali aslında ilk olarak 1 Eylül 1939'da düzenlenecekti.
Afişleri bile hazırdı. Ama o gün Hitler'in orduları Polonya'ya girince festival önce birkaç hafta, ardından birkaç ay ertelendi.
Tam yeniden kollar sıvandığı sırada Hitler'in orduları bu kez Fransa'ya girmesin mi!
Uzun hikaye... Ama özetle sonunda 20 Eylül 1946'ya kadar attı festival.
Sophia Loren de bu arada epey büyüdü ve annesi Romilda Villani'nin -ki hık demiş Greta Garbo'nun burnundan düşmüştü- desteğiyle, güzellik yarışmaları aracılığıyla sinema dünyasına girmeye çalıştı.
O yarışmalardan birinde dönemin büyük mü büyük yapımcısı Carlo Ponti'nin dikkatini çekince, hayatından kuyruklu yıldız geçmiş gibi oldu.
***

Ben Sophia Loren'in Carlo Ponti ile ilişkisini Türkan Şoray-Rüçhan Adlı ikilisinin macerasına benzetirim.
Tek farkla: Sophia Loren aşk hayatını sadece Carlo Ponti ile sınırlandırdı. Dini nedenlerden ötürü farklı zaman dilimlerinde iki kez evlenmek zorunda kaldılar.
Ama ne arada, ne de Ponti'nin ölümünden sonra Sophia Loren'in hayatına hiçbir erkek girmedi, giremedi.
***

O kadar çok film çevirdi ki, saymaya kalksam, değil bu sütun, sayfa yetmez.
Sahi, Sophia Loren deyince sizin aklınıza ilk hangi filmi geliyor? "Dün, Bugün, Yarın" mı? "Roma İmparatorluğu'nun Çöküşü" mü? "Güneş Çiçekleri" mi? "Kızım Ve Ben" mi? "Dün, Bugün, Yarın"da Marcello Mastroianni'nin önündeki strip-tease gösterisini hatırlayanınız var mı? İlk ve son cüretkar çıplaklığıydı onun.
Ama Marcello Mastroianni ile beyaz perdede birlikteliği birçok filmde daha sürdü. Hele "İtalyan Usulü Evlilik" bugün bile dillere destan.
Kariyerini yığınla ödülle taçlandırdı.
Cannes'ın Altın Palmiye'sinden Hollywood'un Oscar'ına kadar...
***

Sophia Loren, Gina Lollobrigida, Ava Gardner, Audrey Hepburn, Marilyn Mohroe, Catherine Deneuve, hatta Brigitte Bardot...
Hey gidi günler... Sinemanın bir başka çağıydı o 50'li-60'lı yıllar.
Sadece sinemanın değil; dünyanın da.
Gördünüz mü; bir yıldönümü neleri çağrıştırıyor.
***

Sophia Loren iki gün önce, yani 20 Eylül 2013'te 79'uncu yaşgününü kutladı.
Daha nice yıllara.
O sadece güzelliğiyle, yeteneğiyle ve ikisinin birleşimi olan ölümsüz filmleriyle değil, özlü sözleriyle de ünlü. Birini aktarayım:
"Kadının giyimi dikenli çit gibi olmalı. Hem manzarayı kapatmamalı, hem de korumalı..." Nasıl; müthiş değil mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA