Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERDAL ŞAFAK

PYD sorunu

Başbakan Erdoğan ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani'nin Diyarbakır'daki tarihi buluşmalarında masada yüklü bir gündem olacak.
Gündemin -en azından- ana maddelerini gözü kapalı saymak mümkün:
Türkiye'deki barış süreci, Irak'ta iyice tırmanan terör, yine Irak'ta merkezi hükümet ile Barzani yönetimi arasında yetki ve petrol-gaz kaynaklarının dağılımı anlaşmazlıkları, buna bağlı olarak Kerkük'ün statüsü sorunu, Suriye'deki iç savaş...
Ama hiç kuşkusuz en önemli maddeyi PKK'nın Suriye kolu PYD öncülüğünde Kamışlı ve çevresinde (Rojova bölgesi) özerk yönetim ilan edilmesi oluşturacak.
Salih Müslim liderliğindeki PYD'ye hem Türkiye, hem de Irak Bölgesel Kürt Yönetimi kuşkuyla bakıyor.
Türkiye'nin kuşkusu, PYD'nin girişimlerini Suriye'nin toprak bütünlüğü için tehdit olarak değerlendirmesinden kaynaklanıyor.
Barzani'nin kuşkusu ise, PYD'nin Suriye'deki diğer Kürt partilerini dışlaması, hatta o partilerin taraftarlarını tehditle, baskıyla sindirmesi gerçeğinden besleniyor.
PYD'nin tam da Barzani'nin Diyarbakır ziyareti arefesinde Suriye'nin Kürt bölgesi Rojova'da özerk yönetim ilan etmesi ve bölgesel bir parlamento kurması bu kuşkulara tuz biber ekti.

***
Aslında PYD'nin "Suriye krizi çözümleninceye kadar görev yapacağını" öne sürdüğü Rojova özerk yönetimi "Ehven-i şer" bir çözüm olarak görülebilir.
Çünkü, Esad'ın ordusu Kuzey bölgelerinden çekildi.
Ama Suriye Özgür Ordusu'nun da esamisi okunmuyor.
Halep'ten Türkiye sınırına kadar olan bölge tümüyle "Cihatçılar"ın denetiminde.
El Nusra Cephesi ile Irak-Şam İslam Devleti örgütünün elleri kanlı, yürekli kinli, acımasız mı acımasız militanları cirit atıyor o bölgede.
Onların ne kadar merhametsiz olduklarını anlamak için dün BBC'nin sitesinde yayınlanan Rakka röportajına göz atmak bile yeterli.
Rakka, Halep'in 160 kilometre kadar kuzeydoğusuna, Şanlıurfa'nın aşağı- yukarı tam karşısına düşen yaklaşık bir milyon nüfuslu büyük bir kent.
Esad'ın ordusu çekilince kenti Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ele geçirdi.
Ama kısa süre sonra ağır silahlarla donatılmış "Cihatçılar" geldiler ve ÖSO birliklerini kovdular.
Şimdi Rakka'da inanılmaz bir "Cihatçı" terörü hüküm sürüyor: Kiliseler yıkılıp yakılıyor, sesini çıkaran kaçırılıp infaz ediliyor, kadınlar zorla eve kapattırılıyor, kafeler basılıyor. "İllallah" diyen halk kentten kaçıyor. "Cihatçılar" Rojova'yı da ele geçirmeye kalktılar. PYD ve destekçileri sivil halktan milis güçleri kurarak onlarla çatıştı ve kazandı.
Yoksa "Cihatçılar" kazansa, Rojova da Rakka gibi olacaktı, Halep gibi olacaktı...
İşte o yüzden Rojova'da özerk yönetim ilan edilmesi "Ehven-i şer" olarak görülebilir.
***
Elbette böyle bir değerlendirme PYD'yi aklamak, niyetlerini, planlarını anlayışla karşılamak anlamına gelmiyor.
Salih Müslim'in bundan sonraki hedefinin Cenevre-2 Konferansı'na katılmak ya da PYD'den bir temsilciyi göndermek olduğu biliniyor.
Müslim veya PYD temsilcisi Cenevre'de hangi safta yer alacak? Kendilerinin cevabı: "Muhalefet safında".
İyi ama Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu daha geçen hafta sonunda İstanbul'da yaptığı toplantıda bünyesindeki Suriye Kürt Ulusal Konseyi üyesi sayısını 3'ten 11'e yükseltti. Böylece Koalisyon, Kürt muhaliflerin de temsilcisi konumunu güçlendirdi.
PYD, "Koalisyon beni bağlamaz" diyor. Neden? Çünkü, Suriye Kürt Ulusal Konseyi, Mesud Barzani'nin girişimiyle kuruldu. Ve PYD onca çabaya rağmen Konsey'e katılmadı.
Anladınız mı işin püf noktasını.
Cenevre-2 öncesi daha ne dolaplar dönüyor bir bilseniz...
Bir başka yazıda anlatırım.


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA