Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ERDAL ŞAFAK

Kesintisiz

Geçen salı, yani dünyanın Nelson Mandela'ya veda törenlerine odaklandığı gün, Arjantin'in hemen tüm kentlerinde yüzbinlerce coşkulu kişi sokaklara dökülüp bayram yaptı.
Bayramın nedeni: Arjantin'in tarihinde ilk kez, demokratik rejimin kesintisiz olarak 30 yılını doldurmasıydı.
Ne kadar sevinseler hakları...
Düşünün; öyle bir ülkeydi ki Arjantin, ilk darbenin yaşandığı 1930 ile son darbenin noktalandığı 1983 yılları arasında görev yapan 16 devlet başkanından 11'i askerdi.
Tabii, 11 askerin 11'inin de seçimle değil darbeyle işbaşına geldiklerini söylemeye gerek yok...

***

50 yıl boyunca birbirini izleyen darbeleri birer cümleyle özetleyeyim.
6 Eylül 1930'da General Jose Felix Uriburu meşru yönetimi devirerek yönetime el koydu.
Asker birkaç yıl sonra yönetimi sivillere devretmeye razı oldu ama sistemi öyle yozlaştırdı ki, kim sandıkta daha çok hile yapıyorsa, o seçimi kazanır hale geldi.
Sonuç? 1943'te aralarında Albay Juan Domingo Peron'un da bulunduğu bir grup yüksek rütbeli subay darbeyle yeniden yönetime el koydu.
Sonra Çalışma Bakanlığı'na getirilen Peron, halkın eşi Evita'ya olağanüstü sevgisini kullanıp devlet başkanlığına yükseldi. Tarih: 20 Şubat 1946.
Peron dönemi 5-6 yıl sürdü. 6 Eylül 1955'te General Eduardo Lonardi komutasındaki ordu bir kez daha darbe yaptı. Lonardi kısa süre sonra devrildi. General Pedro Eugenio Aramburu tarafından.
1958'de seçimle sivil rejime dönüldü. 4 yıl sonra, 1962'de ordu bir darbe daha yaptı. Ertesi yıl seçimle tekrar sivil yönetime dönüldü. 4 yıl sonra bir darbe daha: 28 Haziran 1966'da General Juan Carlos Ongania iktidara el koydu. Onu 4 yıllık kaos dönemi izledi. Halk isyanları, şehirlerde gerilla savaşları yürüten aşırı sol örgütler... General Ongania'yı 8 Haziran 1970'te bir başka asker, General Roberto Marcelo Levingston devirdi. Onu da bir yıl sonra, 1971'de bir başka asker, General Alejandro Lanusse!
Hakkını teslim edelim; General Lanusse, orduyu siyasetten çekmek için darbe yapmıştı. Sözünü tuttu: Kapatılmış partileri açtırdı, siyaset yasağını kaldırdı, 11 Mart 1973'te yapılan seçimle iktidar sivillere geçti. Lanusse'nin siyaseti sivillere devrederken tek şartı oldu: İspanya'da sürgünde yaşayan Peron adaylığını koymayacak. Kabul edildi. Peroncu partinin devlet başkanı adayı Hector Jose Campora açık farklı seçimi kazandı.
Hülle uzun sürmedi; Campora seçildikten sadece 4 ay sonra, temmuzda Peron'un baskılarıyla istifa etmek zorunda kaldı. Ekimde tekrar seçime gidildi ve Peron 18 yıl aradan sonra iktidara döndü. Devlet başkanı yardımcılığına kimi getirdi dersiniz? Eski bir kabare -porno- yıldızı olan üçüncü eşi Isabel Martinez de Peron'u!
Peron 1 Temmuz 1974'te ölünce başkanlığa otomatik olarak eşi Isabel geçti. Ve Arjantin için yine kaos dönemi başladı: Faili meçhul cinayetler, güpegündüz infazlar, aşırı sağ ve aşırı sol örgütlerin şehir savaşları, sabotajlar, bombalı saldırılar...
Darbenin ayak sesleri her gün biraz daha yakından duyuluyordu. Fazla beklemek gerekmedi: 24 Mart 1976'da General Jose Videla başkanlığındaki yüksek komuta konseyi Isabel Martinez de Peron'u devirip yönetime el koydu.
Bu kez uzun sürecekti cunta yönetimi. 1983'te Arjantin Falkland savaşında yenilinceye kadar...
Ve 1976-1983 arasındaki o dönemde Arjantin en kanlı, en karanlık yıllarını yaşayacaktı...
***

Cunta, 7 yılda 30 bin kişiyi öldürdü, infaz etti, kaybettirdi...
Şimdi Arjantin "Kesintisiz demokrasi"nin 30'uncu yılını kutluyor.
Ve 30 bin kurbanını anıyor. Demokrasinin her yılına bin kurban!
Damdan düşenin halinden en iyi damdan düşmüş olan anlar.
Son 50 küsur yılda iki açık (1960, 1980), iki örtülü (1971, 1997) darbe yaşamış bir ülkenin yurttaşları olarak Arjantinliler'i en iyi biz anlarız...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA