Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HINCAL'IN YERİ HINCAL ULUÇ

Deha bir başka şey..

Yani bir yanda büyük bir coşku, daha da büyük bir saygı duyusu doluyor içime.. Bir yandan da, müthiş bir öfke.. İsyan.. Gidip adamı dövesim geliyor.. Kıskançlıktan.. Aşağılık kompleksinden..
Yahu, o niye böylesi ilahi bir yeteneğe sahip oluyor, kemandan bu sesleri çıkarabiliyor da, ben dinlemeyi bile bilemiyorum..
Ayni Tanrı'nın kulları değil miyiz?. Ona bu kadar bonkör, bana bu kadar cimri olmak niye?.
Bakın bu çelişkiyi 70 yıldır her alanda yaşadım.. Spor, sanat başta, içinde yetenek olan ne varsa hepsini denedim.. Hiçbir şey olamadım..
Hani ne derler..
Vermeyince mabud..
İtzhak Perlman'ı dinliyorum.. Ne mutlu bana.. İkinci kez dinliyorum çünkü.. Böyle şeyler hayatta bir defa olur da genelde..
Piyanoda 14 yıllık arkadaşı Rohan de Silva ile, Beethoven çalıyor önce..
Bu Beethoven zaten, devrinde yaşasam ilk gırtlağına sarılacağım adam olurdu, "Ne hakkın var" diye..
Nasıl muhteşem yazmış.. Perlman da nasıl rüya gibi çalıyor..
Biterken yanımda oturan sevgili kuzenim Dolunay'a "Bundan sonra başka şey dinlenmez, kalk gidelim" dedim..
Dolunay Ahmet'in kızı.. Kışlalı.. Konservatuar keman mezunu.. "Haklısın Hıncal Ağbi" der gibi baktı.. Ama arkadan bir Frank..
Hele Tartini.. O ünlü Şeytanın Şakımaları.. Devil's Trill!.. Yani keman böyle nasıl çalınır?.. Tartini mi deha, yoksa çalan mı?. Her ikisi de tabii..
Peki onlar insansa, ben neyim?..
Artık gitmek lazım.. Tavana vurduk.. Bunun üstüne gerçekten başka şey olmaz..
Gene oldu.. Bunun üstüne yarım saat bis yaptı Perlman.. Birbirinden hoş şeyleri çalarak ve de kendisi, birbirinden hoş sunarak.. Esprilerle hepimizi güldürerek..
Yani adam muhteşem çalıyor ama, muhteşem de insan.. Mütevazi, cana yakın, hoş sohbet!..
Ve Bossini.. Yani inanın, yayın hareketlerini takip edemiyorum gözlerimle, o kadar hızlı.. Nasıl çaldığını anlamak için kayd edip, aleti yavaş çekime almam gere
k.. Benim göremediğim hıza, ayakları felç adamın elleri ulaşmış.. Olamaz.. Fizik kurallarına aykırı, müziği geç..
Dolunay "Bossini bu eserini 'Çalınamaz' diye yazmış" diyor kulağıma.. "Ama bu manyak çalıyor.. Başka çalanı da duymadım.."
Doğru sözcük.. Bu Bossini'yi çalmak dehayı da aşar.. İnsanın "Ben bunu çalarım" a kalkışması için dahi üşütük olması gerek.. Ama İtzhak Perlman çalıyor.. Hem de nasıl çalıyor..
Öldüresiye.. O beni öldürüyor, ben onu öldürmek istiyorum!..
Konser bitti, yandan çıktık.. Kulis yoluymuş.. Perlman orda.. O kapıdan çıkanlar, kulisteki odasına giden ustanın etrafını sarmışlar.. Yahu saat dokuzdan beri iki buçuk saattir çalan adam yorgun, bitkin olmaz mı?. Ben alkıştan tükenmişken..
Nasıl şirin, nasıl tatlı.. Orda, tekerlekli sandalyesine oturmuş, her sorana yanıt veriyor.. Her isteyenle resim çektiriyor, her uzatılan programı, CD'yi imzalıyor..
Yani oradaki adamın dünyanın yaşayan en büyük kemancısı olduğunu bilmeyen tahmin edemez.. O kadar içimizden biri..
Teşekkürler İtzhak!..
Teşekkürler onu bir kez daha bize getiren Yapı Kredi Bankası..


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA