Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SÜLEYMAN YAŞAR

Türkiye, Çin'in yeni emperyalizmi altında

Çin, ucuza satın aldığı azgelişmiş ülkelerin hammaddelerini işledikten sonra yine azgelişmiş ülkelere mamul madde olarak satıyor. Üstelik bu mamul madde satış fiyatlarını yapay olarak düşük tutuyor. Böylece gelişmekte olan ülkelerin sanayileşmesini engelliyor.
İşte bu nedenle de Nijerya Merkez Bankası Başkanı Lamido Sanusi, Çin'in yaptığı bu tür işlemlerin "yeni emperyalizm" olduğunu ileri sürüyor. "Çin aslında Afrika'nın rakibidir" diyerek Çin'le yapılacak ticaret ve ekonomik ilişkilerin gözden geçirilmesini istiyor.
Sanusi bu yargıya söyle ulaşıyor:
Ekonomik verilere göre, Çin'in 2012'de Afrika ile yaptığı ticaretin hacmi 200 milyar dolara ulaştı. Bu rakam 2000 yılının 20 katını buluyor. Ve aynı dönemde Birleşmiş Milletler verilerine göre Afrika'nın imalat sanayisinin toplam üretimdeki payı yüzde 12.8'den yüzde 10.5'e geriledi. İşte Sanusi'nin Çin'le ilgili öne sürdüğü "emperyalist ülke" suçlaması bu verilere dayanıyor.
Sanusi'ye göre, Çin gelişmekte olan bir ülke değil artık. Aksine Çin, dünyanın ikinci büyük ekonomisi olarak diğer gelişmiş ülkelerin emperyalist özelliklerine sahip bulunuyor. Fakat bütün bu tespitlerine rağmen Sanusi, Çin'le ticaret ve ekonomik ilişkilerin kesilmesini önermiyor.
Çin'le yapılan alışverişte Çin'in kendi ihraç ürünlerine uyguladığı devlet yardımlarını ve rekabetçi devalüasyonlarını ya da kur savaşlarını dikkatle izlemek gerektiğini ve Çin'in rekabeti bozucu uygulamalarının açığa çıkartılmasını istiyor.
Gelelim Çin'in emperyalist ülke olup olmadığı tartışmasına...
Emperyalizm, Lenin tarafından kapitalizmin en yüksek aşaması olarak tanımlanıyor. "Çin kapitalizmin en yüksek aşamasına ulaştı mı?" sorusu akla geliyor tabii bu noktada.
Sanusi'nin tespiti ise Çin'in diğer ülkelerin endüstrileşmesini engellemesiyle ortaya çıkan yeni bir emperyalizm kavramını gündeme getiriyor. Bu anlamda Sanusi'nin tespiti doğru. Kapitalizmin en yüksek aşamasına ulaşmadan da emperyalist olunabiliyor.
Bu yüzden Çin'in Türkiye ile yaptığı ticaret de yeni bir emperyalist süreç olarak değerlendirilebilir.
Çünkü hem devlet yardımı içerdiği için ucuza satılan, hem de kur manipülasyonuyla rekabet gücü kazandırılan ürünler Çin-Türkiye dış ticaretini Türkiye aleyhine geliştiriyor.
2012 dış ticaret verilerine göre, Çin'den ithalatımız 21.3 milyar dolara ulaşırken, Türkiye'nin Çin'e ihracatı ancak 2.8 milyar dolar oldu. Bu yüzden de Çin'le dış ticaret açığı 18.5 milyar dolara ulaştı. Bu rakam 46.9 milyar dolar olan cari açığımızın yüzde 39.4'üne denk geliyor.
Anlayacağınız, Türkiye'nin cari açığı enerji hammaddesi ithalatından kaynaklanıyor iddiası pek sağlam bir iddia değil.
Cari açığın nedenlerini incelerken hiç enerji hammaddesi ithal etmediğimiz Çin'in yeni emperyalizmini de dikkatlerden kaçırmamak gerekiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA