X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Aşkları önce oğullarını sonra albümlerini verdi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Aşkları önce oğullarını sonra albümlerini verdi

  • Giriş Tarihi: 3.1.2013

İstanbul'da konservatuar öğrencisiyken yolları kesişen Zafer ve Tülin Ayaz çifti, 27 yıllık sahne hayatlarında 'Kırılgan Aşkım' adlı albümle müzik piyasasında parlamaya başladı

Müzik aşklarıyla yolları birleşen iki kişi… Tülin ve Zafer Ayaz… Zafer Bey çocukluğunda sürekli şarkı söyleyen biri olarak tanınırken Tülin Hanım da 5 yaşında aldığı piyano eğitimi ve güzel sesi sayesinde İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Konservatuarı'nda eğitim almış. Önce güzel bir dostlukla başlayan arkadaşlık, aşka dönüşmüş ve bu iki muhteşem ses birlikte yükselmeye başlamış. Seslerine muhteşem diyorum çünkü gerçekten öyle… Zafer ve Tülin çiftinin kendilerine has inanılmaz güzellikte sesleri var. Bunun Antalya'da müziği bilen birçok kişi zaten farkında. Çünkü onlar 3 yıl bu kentte müzik yaptı. Ancak işletmecilerin yanlış tutumu ve onların kıymetini bilememesi Tülin ve Zafer'i İstanbul'a yönlendirmiş. Tülin ve Zafer çiftiyle ilk albümleri 'Kırılgan Aşkım' ve müzik hayatları hakkında sohbet etmek için buluştuk. Bizi sürekli neşeyle bakan güler yüzleriyle karşıladılar. İstanbul'a döndüler dönmesine ama zaten bir çocukları olan Tülin ile Zafer, evlatları gibi baktıkları bir albüme daha hayat verdi. 'Kırılgan Aşkım' adlı albümleri birçok müzik kanalında yayınlandı. Dinleyicilerden çok iyi tep- kiler alan çiftin bu albümleri müzik marketlerde de kısa sürede tükeniyor. Sohbetimiz sırasında bana ve arkadaşım Can Yücel'e birbirinden güzel şarkılar söyleyen Tülin ile Zafer bence kaybedilmemesi gereken sanatçılar. Röportaj yaparken birbirlerine takılan, gülümseyen ve aşkla bakan Tülin ile Zafer'in albümünde İlhan Şeşen'in 'Tombalak Tomurcuk' adlı şarkısı da var.

ÖĞRETMENİ KEŞFETTİ
Öncelikle Zafer Ayaz'dan başlayalım. Çok küçük yaşlarda başlamış müzik tutkusu. Amcası Ankara'da sahne almış, şarkılar söylemiş ama Zafer Bey onu hiç tanımamış. Çok küçük bir yerde büyümesine rağmen şarkı söylemesi konusunda ailesi onu hep desteklemiş: "Beni hep şarkı söyleyen biri olarak herkes tanırdı. Ortaokulda da müzik öğretmenim keşfetti beni bu konuda yönlendirdi. Ailemde destek oldu ve Tülin ile tanıştığım İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Konservatuar'ına girmeye hak kazandım. Yaklaşık 30 yıldır gitar çalarım ama asıl işim şarkı söylemek."

KOMŞU ÇOCUĞU PİYANİST

Tülin Hanım ise henüz 5 yaşındayken Fransız bir eğitmenden piyano dersleri almış. Kendisi piyanoda çok ilerlememiş ancak üst komşularının oğlunun hayatını değiştirmiş. Aydın Esen dünyanın en büyük piyanistlerinden biri olmuş: "8 yıl şan eğitim aldım İTÜ'de. 80'li yılların başıydı. 1 yıl master yaptım bu arada Zafer Bey ile tanıştık. Okurken aynı zamanda gece programına başladım. Eğitim sırasında hocam benim sesimin dünya literatüründe ender rastlanan bir ses olduğunu bütün hocalara anlatıp beni opera eğitimine tabi tuttu. 4 yıl çalıştık, operanın sınav açmasını bekledik. Kadro fazlalığından sınav açılmadı. Küstüm birden bıraktım. Taverna müziğine başladık. Bir yıl yalnız çalıştım. Sonra Zafer Bey'le devam ettik."

ANTALYA'YA GELDİLER
3 yıl önce arkadaşları Gökhan Aksoy Antalya'da bir mekanın kuruculuğunu yapmış. Başka bir mekanın açıldığını ve 6 ay hiç iş yapmadığını düşünen Aksoy burayı Tülin ile Zafer'in kurtarabileceğini düşünerek onları buraya çağırmış: "2009 yılında bir mekan 6 ay hiç iş yapmamış. Ne yaparız diye düşünürken 'Burayı kurtarırsa bir tek Tülin lle Zafer kurtarır' diyorlar ve bizi İstanbul'dan çağırdılar. Gökhan Aksoy bütün hayatımızı değiştirdi ve biz Antalya'ya yerleştik. Mekan da gerçekten hem onun hem bizim katkımızla güzel bir yere geldi. Sonra mekanların dengesizlikleri oldu. Antalya'da tutunmak istedik çünkü bu şehri hemen tek edip gitmek istemedik. Devam etmeye çalıştık ama olmadı."

ALBÜM ÇIKARDILAR
Antalya'dan ayrılan ama yine de bir ayakları burada olan Tülin ile Zafer yıllarca hep albüm çıkarmayı düşünmüş ancak kendi tabirleriyle fatura ödemekten buna fırsat bulamamışlar. İstanbul'a yerleşince yapımcı arkadaşları Mehmet Andiçer ellerinden tutmuş ve onların hayallerini gerçekleştirmiş: "Artık bir şey yapmak lazım. Artık insanlara kalıcı bir eser bırakmamız lazım dedik ve yola çıktık. 12 sene önce düşündük bunu. Mehmet Andiçer'in bestelediği 'Kırılgan Aşkım' adlı şarkı sandıkta bekliyordu. Tülin biz bu şarkıyı düet yapabiliriz dedi. Yola 3 şarkıyla çıktık. Maksi single yapalım dedik . Fakat yapımcımız 3 şarkıyla kendimizi ifade edemeyeceğimi söyledi. İlhan Şeşen'in Tombalak Tomurcuk adlı şarkısını aldık. 8 şarkıyla 'Kırılgan Aşkım' doğdu. Şarkı aldı başını gitti. Müzik kanallarında yayınlandı biz birkaç programa katıldık ama bunlar yeterli değil."

DOĞURMAKTAN DAHA HEYECANLI
Tülin ile Zafer'in bir erkek evlatları var. O da müzikle uğraşıyor. Tülin Hanım albümün ilk çıktığı zamanki heyecanını anlatacak söz bulamıyor: "Bu kaset başka bir şey. Ben anneyim çocuğum var ama o heyecanı bile aşan bir şey. Bir çocuk doğruyorsunuz ama küçük bir çevreniz var. Sizi yansıtan müzik kalitenizi ruhunuzu yansıtan çok riskli bir şey bu. İnsan biriktirdik biz, onlara mahçup olmamak var. Çıktığı gün ikimizin heyecanı bambaşkaydı. En iyisini yapmaya çalıştık bizi yansıtan bir albüm olduğunu düşünüyoruz . Bu bizden diyebileceğimiz gelecek nesile aktaracağımız bir eser tabi daha iyisi var mı var ama her şeyin zamanı var hem vakit nakit. Vakit nakit eş değer gitmeli."

TANITIM SIKINTISI
Tülin İle Zafer albümü çıkarınca çok güzel tepkiler almışlar ancak İstanbul piyasasında tanıtım sıkıntısı yaşıyorlar. Türkiye'nin kendilerini iyi bir şekilde tanıyınca kopamayacaklarını söylüyorlar: "Tanıtımda çok zorlanıyoruz. İkili ilişkiler çok önemli bu piyasada. Medyayı çok iyi kullanmaz gerek. Güçlü olmanız gerek. Tanıdığımız çok insan var ama gücümüzün çok farkında değiliz. Biz kendi yağımızda kavrulduk bu albümde. Bazı sıkıntıları aşarsak tanınacağız. Bunları herkes dinlesin. Bizim oğlumuza kesinlikte konservatuvar okumamasını söyledik. Çok insan giriyor ve çoğu sokaklarda. Biz dedik ki bir şey yapacaksan üst olacaksın. O da bu işin mutfak bölümünde başladı. Bizim neler yaşadığımızı gördü. Şimdi oraya girdi kendi çabalarıyla yolunda nasıl ilerlemesi gerektiğini biliyor. Ben müzik yaparım diye bu olaya girilmez. Sahne bambaşka. Bizim yaşımız geçkin, durmayı biliyoruz ama ne evler ne arsalar neler kaybeden gençler var bu piyasada onun için dikkatli olsunlar."

HEP SUYA YAZI YAZDIK
Bu işi asla maddiyat için yapmadıklarını söylüyor Tülin ile Zafer. Söz-beste üretme konusunda da çaba göstermemişler. Onlar sadece şarkı söylemeye aşık bir çift: "Hep sahnede yorumculuk yaptık. Ev yaşantımızda da hep çaldık söyledik. Maddiyat için müzik yapılmaz. Biz çok para kazanalım diye yapmadık bu albümü. Artık bir eserimiz olsun diye yaptık. Bunca sene hep suya yazı yazdık. Mekanları aldık sıfırdan hiç reklamsız kar topu gibi büyüttük. Bir şekilde o mekanlar gidiyor ne kalıyor? Üç beş kişi. Suya yazı yazmayı bırakmak için eser yapmamız gerekiyordu. Yaptık ve emeğimize değdi. Müzik marketlerde güzel tepkiler var."

ASLINDA ZIT KARAKTERİZ
Tülin ve Zafer çifti önceleri çok iyi dostmuş. Sonra bu arkadaşlık onları bu senelere taşımış: "O çok iyi arkadaşlık bizi bu senelere taşıdı. Zıt karakterleriz aslında ama o kadar iyi bir uyum ve saygımız var ki bu bizi ayakta tuttuyor."

LAMBADA'YI İLK TÜLİN SÖYLEDİ
Okul yıllarında dizi müzikleri seslendirmeye başlamış Tülin ile Zafer: "Yine Sabah Gazetesi Türkiye'ye karma kasetler hediye ediyordu. Bizim de şarkılarımız vardı orada. Hatta Tülin Türkiye'de Lambada'yı söyleyen ilk kişidir. Dizi müzikleri seslendirdik ve hala seslendiriyoruz. Okuldan sonra da bar ve kulüp işlerinde çalıştık."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.