X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Nizamettin ŞEN: Opera gibi...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Nizamettin ŞEN: Opera gibi...

  • Giriş Tarihi: 19.2.2013

Gecen hafta Antalya'da ikincisi düzenlenen Kitap Fuarı nedeniyle bir çok yazar ve düşünürü dinleme fırsatı yakaladık. Ayrıca Kepez Belediyesi Prof. İlber Ortaylı konferansını organize etti.
İlber Hoca her zaman olduğu gibi bir metne bağlı kalmadan, ilk kez 1963 yılında geldiği Antalya'dan anıları ve gözlemleriyle sözlerine başladı. Tarihi ve güncel sosyal konulardaki analizleriyle dinleyenleri yine sohbetine doyumsuzluğunu ispatladı.
Başbakan'ın 3 çocuk talebinin teori olarak doğru bir talep olduğunu ama gerçekleşmesi için gerek feminist, solcu ve de muhafazakar hiçbir kadının bu yaşam koşullarında, olumlu bakmadığını söylemekle yetinmedi.
İsrail ve Amerika'nın bu nüfus artışı ihtiyacını göçlerle temin ettiğini hatırlatarak, Türkiye'nin de dış Türklere sahip çıkarak onlardan göç almasının doğru olacağını, isim sayarak söyledi. Stratejik Derinlik ve Türkiye'nin Uluslararası Konumu kitabının yazarı Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu bu konuda ne der bilemem ama İlber Hoca, dış Türklere sahip çıkmayan onların Türkiye'ye göç taleplerini kabul etmeyen, bürokrasiyi ağır eleştirdi.
Gelelim benim İlber Hoca'nın konuşmalarından kendime aldığım sözlere; "İster sevelim, ister sevmeyelim, gidersiniz, gitmezsiniz, gidersiniz uyursunuz veya uyumazsınız. Opera bir 'gesamtkustwerk' topyekün bir sanat eseridir. Yani, müziğiyle, dansıyla, ışığıyla, sesiyle, koreografisiyle batıda böyle tarif edilir. Opera kereste fabrikasında üretilmez, fasıl gibi de organize edilmez, onda bir harmoni, bir disiplin vardır…" İlber Hoca'nın bu "gesamtkunstwerk" tamlamasını araştırdım. Richard Wagner tarafından ortaya konan opera anlayışı, sahnede yer alan her bir öğenin aynı yapıda estetiğe sahip olmasıdır. Buradan çıkardığım sonuç ise; yaşam bir opera gibi, her bir öğenin estetiğe sahip olması ve disipline edilen bir çalışma ile gerçekleşmesi gerekir. Kuşkusuz bu çıkarılan sonuç, estetiğe sahip olmayan bir yaşamın anlamsız olduğunun kesin ifadesidir ve buna karşı çıkacaklar vardır. Estetiğin ana unsurunun detay ve ruh olduğunu bunların da maddenin iki "törpüsü" olduğunu kim inkar edebilir? Yaşamı da anlamlı kılan bu "törpüler" değil midir? Yoksa Urfa Göbeklitepe'de 13.000 yıl önce insanlığın ilk tapınaklarındaki estetik kabartmalar, figürler bir disiplin içinde sıralanmış T şeklindeki taş anıtlar, ne anlam taşır?
Her zamankinden daha çok toplumsal hayatımızı, bir "opera" gibi bütünlüklü bir sanata dönüştürmek, estetik ve disiplin kazandırmamız gerekiyor. Demokrasinin kalıpları içinde ancak gerçekleştirilebilecek bu harekette, İlber Hoca gibi sadece tarihçi değil kendi şahsında "gesamtkunstwerk" "bütünlüklü bir sanata" dönüşmüş " bilgelere" ihtiyacımız var.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.