Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Nizamettin ŞEN: Aidiyet, küreselleşme ve millet

Giriş Tarihi: 26.2.2013
Turizmle uğraşanlar veya farklı ülkelere seyahat edenler, millet kavramının küreselleşme süreciyle nasıl değişim geçirdiğini gözlemliyorlardır. Yani dış dünya ile ilişkiniz ne kadar yoğun ise bu değişimi daha iyi algılıyorsunuz.
Millet anlayışı bugün, sınırları belli bir vatan toprağında yaşayan, sadece vatandaşlık aidiyetine sahip olmayan aynı zamanda soyut normlarla kendisini bir devlete bağlı kılan topluluğa dönüşmüştür. 19. yüzyılda başlayan ulus devlet anlayışı, ideolojik temellidir. Millet tanımlamasını ırk, tarih, din ekseninde yapar. Devlet bu ideolojiyi yaşatmak için şiddete başvurur ve bölünmeyi engellemek için şiddeti bir tehdit olarak kullanır. "Ceberrut Devlet" baskıcı, zorba, içine kapanık, dünyaya arkasını dönmüş despot devlet anlayışı "küreselleşme" anlayışı ile artık en azından Avrupa'da kabul görmüyor.
Zaten Avrupa Birliği bir küreselleşme örneği olarak, "millet" kavramını inkar etmeden, çok kültürlülüğü "iyi bir yaşam bicimi" haline getirmeyi, devletlerin kendi ülkelerini ortak bir anlayışla demokrasiden ayrılmadan, baskı ve tehditlerden uzak yönetmeyi hedeflemektedir. Amerika Birleşik Devletleri yapısından özenilerek kıtasal bir birlik temelli olan Avrupa Birliği içindeki "millet anlayışı" tamamen budur diyemeyiz ama strateji budur. Bugünkü durumda Avrupa'da imparatorluk geçmişi olan bütün ülkelerde, farklı ırklardan, çok kültürlü, çok dinli aidiyet duygusu gelişmiş bir yapı görüyoruz. Bunun dışındaki ülkelerde ise ulusalcı yapı hala popüler. Eski Yugoslavya, Baltık ve Çekoslovakya'nın parçalanmasından sonra doğan tüm ülkeler bunun en açık örneğidir. Günlük yaşam düzeyinde, ulus devleti tehdit eden, onunla çatışan birçok yapı bu ülkelerde hala ayaktadır.
Avrupa Birliğinin bu ülkelere bakışı, bu nedenle mesafelidir.
Avrupa'da "millet tanımı" artık anlaşılmıştır.
Bizde "millet tanımı" geçen hafta Başbakan'ın beklenmeyen çıkışıyla yeniden tartışılır oldu. Atatürkçülük, Kemalizm, Ulusalcılık, Milliyetçilik kavramları ile Irkçılık, Kafatasçılık, Faşizm kavramları çorba edilmeye başlandı. Yapılan yorumlar yurtdışına tercüme edilse, hiç kimse bu ülkenin bir imparatorluk geçmişi olduğuna inanmayacak. Yani bu ülkede farklı etnik kökenden gelen ama yıllarca birlikte ortak tarih yazan, aynı kültürü ve yaşam tarzını benimsemiş birbiriyle harman olmuş homojen bir topluluğun bir milletin var olmadığını sanır.
Millet kavramının milliyetçiliğin ve bir ideolojinin parçası olup olmadığı önümüzdeki günlerde sorgulanacaktır. Çevresinde dolaşılıp, bir türlü cevap verilemeyen soru budur. Aslında bu bir dipsiz kuyunun etrafında dolaşmaya benzer. Karanlıkta bu dolaşmayı yaparsanız, kuyu etrafını ne kadar iyi bilseniz de içine düşüp çıkamamanız mümkündür. Yapılması gereken aydınlık bir ortamda, açık, yalın durum tespiti ve stratejidir.
Dünyada ümmete dayalı tek bir devlet vardır; İsrail. İsrail'e ırk temelli olarak bakanlar da vardır ama bu tamamen yanlıştır, doğrusu din temelli oluşudur. Hindistan'ın din temelli devlet olduğu yanılgısına hep düşeriz.
Suudi Arabistan'ın ümmet devleti olduğuna inanmıyorum. Suud kabilesi hakimiyetli bir krallıktır, coğrafyasındaki kutsal topraklarda İslam Ümmeti sadece geçici ziyarette bulunur. Başka ülkelerden getirdikleri Müslüman işçiler de onlara hizmet eder.
Ümmet, millet tanımlarını birbirine karıştırmadan, ırkları, dil farklılıklarını, etnik kökeni inkar etmeden, toplumların yaşam tarzı ve yaşayan kültürü üzerinde hiçbir baskı uygulamadan, aidiyet duygusu yaratılması toplumumuzu barış ve huzura kavuşturur.
İmparatorluk geçmişi olan, çok kültürlülüğü yaşayan insanımız için "millet" tarifi, kültürel milliyetçiliktir.


BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Nizamettin ŞEN: Aidiyet, küreselleşme ve millet
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz