X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Nizamettin ŞEN: Hemşehrilik ve Kentlilik
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Nizamettin ŞEN: Hemşehrilik ve Kentlilik

  • Giriş Tarihi: 5.3.2013

Geçen haftaki yazımın başlığı "aidiyet, küreselleşme ve millet" idi.
Millet tanımını "kültürel milliyetçilik" içinde çözümlemenin, küreselleşmiş dünyada çok kültürlü toplumlar için zorunluluk olduğunu vurgulamıştım. Bu görüşümden hareketle bu hafta "hemşehrilik ve kentlilik" kavramları üzerine görüşlerimi belirtmek istiyorum.
Hemşehrilik, ortak paydaları aynı coğrafi alanda yaşayan ve o coğrafyanın sosyo kültürel yapısına aidiyet gösteren, kişiler arasındaki ilişkileri, bağları ve kimliği tanımlar. Hemşehrilik duygusunun bizim toplumumuza ait bir özelliği "göç" ile ortaya çıkmasıdır.
Göçün gerçekleştiği kentlerde, kökleri aynı yerden gelen kişilerin kendilerini "kimliklendirme" ve "paydaş kılma" eylemidir.
Göç olmadan kendi alanlarında yani ata topraklarında, yaşadıkları coğrafi mekanda "hemşehrilik" duygusu oluşabilir mi?
Kuşkusuz bu soru bölge ve toplulukların yapılarına göre farklılıklar gösterir. Zaten benim bu yazıyı yazmamın nedeni de budur. Sosyolojik olarak bu soruya nasıl yaklaşılır, araştırmalar yapıldığında ne sonuçlar elde edilir bilemiyorum. Göç almış kentlerde "hemşehrilik" yeni bir ortak kimlik olarak "kentlilik" kimliğine dönüşebilir mi?
Göç ile karışık bir yapıya kavuşmuş kentlerde yeni bir hemşehrilik aidiyeti ortaya çıkarılabilir mi? Bu ortaya çıkan yeni hemşehriler kentlilik bilinciyle hareket edip, yaşadıkları bu yeni coğrafyaya sahip çıkıp bir aidiyet duygusu kurabilirler mi?
Bu üstüste sorduğum üç sorunun cevabı bana göre "evet" olmalıdır. Kentte yeni bir "hemşehrilik" anlayışı yaratılmalıdır. Bu da ancak kentin dinamiklerinin bu bilinçle harekete geçmesiyle olur.
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası ATSO 1-2 Aralık 2012 tarihinde Antalya 2013 Arama Konferansı gerçekleştirdi. Çıkan sonuçların değerlendirilerek bir yol haritası çizilmesi için 2 Şubat 2013'te yeniden toplanıldı. Çıkan kriterler ve belirlenen projelerde kuşkusuz turizm sektörüyle doğrudan ilgili olanlar yüzde 70 oranındaydı.
Davet edilmelerine karşın sektörün dinamikleri yine duyarsız kalarak katılmadılar.
Turizm sektörü bu anlamda kente yine sırtını dönmüş ve kent yaşamının geleceğinde etkin bir rol oynamaktan kaçmıştır. Bu davranış biçimi sektöre büyük vebal yüklemektedir.
Turizm sektörü ortak olmadığı, katkı koymadığı bir gelecek planlamasını, kendi stratejisine nasıl uygulayabilir? Eğer turizm sektörünün bölgesel bir stratejisi varsa ki olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz, böyle bir çalışmanın ortağı olması gerekmez mi?
En azından Kentlilik Bilinci, ortak akıl yaratmada buna gerek vardır ve sorumluluk bunu gerektirir.
Antalya; Akdeniz ve daha fazlası, hayali kurulan, keşfedilen ve keyifle yaşanan bir kent, sloganıyla 2023 hedefini 5 kritere odaklayarak projeler ortaya koydu. Bu beş kriter üzerinde ortak görüş katılımcıların büyük çoğunluğuyla şöyle sıralandı;
1- Kültür Odaklı Kent: Kültür ve sanat alanında öne çıkan, çok kültürlülüğü ve ortak yaşam kültürünü benimseyen, insan odaklı ve hoşgörülü, estetik değerlere sahip ve kimlikli mimarisi olan bir kent.
2- Doğa dostu kent
3- Katma değeri yüksek kent
4- Planlı ve kurallı kent
5- Eğlendiren ve eğlenen kent;
keyifle yaşanan ve hoşça vakit geçirilen kent.
Bu kriterlere uygun projeler öncelikli Expo 2016 Antalya olarak yoğun ele alındı.
Diğer projelerde olduğu gibi proje sahipleri ve sorumluları konusunda tek söyleyeceğim bir cümle var; kent olarak kurumlarda "Sorumluluk Almama zafiyetimiz var"
Hızlı kentleşme, kent dinamiklerinin birlikte hareket etme kabiliyetlerini engellememelidir.
Tam aksine sinerji yaratılabilmesi ve sonuç alınabilmesi için birlikte hareket etme kültürünün sağlanması birinci koşuldur.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.