X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Antalya kent kültürü ve kentlilik bilinci
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Antalya kent kültürü ve kentlilik bilinci

  • Giriş Tarihi: 10.3.2013

Hepimiz adı 'Antalya' olan ortak bir evde yaşıyoruz. Bu evde yaşayan insanları sevmeyi, saymayı ve birbirimizin dertlerine, mutluluklarına ortak olmayı öğrenmeliyiz

Geçtiğimiz Aralık ayı başında Belek'te; başta Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak ve Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın olmak üzere kentin önde gelen kamu ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılımı ile "Antalya 2023 Vizyonu Arama Konferansı" düzenlenmişti. Bu toplantıya katılmamıştım. Bu toplantıda elde edilen vizyon ve proje alternatifleri ile karar modelleri ile bir karar modelinin ortaya çıktığı ve kararların 2 Mart 2013 günü yapılacak alınacağını davet mektubunda öğrenince ikinci toplantıya, alınacak kararları çok merak ettiğim için katıldım. Katılımcılar toplantı günü karışık gruplar halinde salondaki 7-8 civarında yuvarlak masada yerlerini aldılar. İlk olarak herkes kendini adı ve şu anda bulunduğu makam ile birer birer tanıttı. Ben de kendimi "Yalnızca bir Antalyalı" olarak tanıttım.

2013 VİZYONU

Masalarda bir önceki konferansta belirlenen vizyon arayışlarını içeren listeler vardı. Buna göre, geleceğe yönelik 2013 vizyonları şöyle sıralanmıştı: 1. Kültür odaklı kent, 2. Doğa dostu kent, 3. Planlı ve kurallı kent, 4. Yüksek katma değer üreten kent, 5. Eğlendiren ve eğlenilen kent. Bu maddelerden ikisi ele alınıp, bizden de her birine birer yüzde vermememiz isteniyordu. Sorular bana göre öyle anlamsız sıralanmıştı ki, kültür odaklı bir kent mi, yoksa planlı ve kurallı bir kent mi veya doğa dostu kent mi? ben genellikle "yüksek katma değer üreten kent" vizyonuna 100 puan verdim. Çünkü bir kentin katma değer üretimi ne kadar iyi olursa, kentte yaşayanların kültürü ve vizyonu da buna müsaitse, diğer bütün şıkları zaten gerçekleştirebilirdi. Neyse daha fazla detaya girmek istemiyorum. Sonuç olarak gruplarda çok konuşan veya makam olarak erk sahibi olanların sözü listelere geçti. "Kültür odaklı kent" şıkkı, birinci; "eğlendiren ve eğlenen kent" ise sonuncu oldu. "Eğlendiren ve eğlenen" olamayan bir kent, nasıl olur da bir kültür kenti olur? Bir turizm duayeni olarak bunu anlamış değilim. Ayrıca bu kararla biz şimdi "kültür kenti" mi olduk? Kaldı ki önceki bu tür toplantılardaki tecrübelerime dayanarak, bundan bir sonuç da çıkacağını sanmıyorum.

GÜZEL BİR HAYAL

Halk mobilyaları olan heykellere tahammül edemeyen, eski eserlerine sahip çıkmayan, Kaleiçi'deki tarihi miras diye ağzımıza sakız ettiğimiz, fakat alt katlarını bozarak, sevimsiz dükkânlara çevirdiğimiz Kaleiçi evlerini dahi koruyamayan zihniyet, nasıl olur da kültür odaklı kente dönüşür? Hâlbuki böyle bir konferansta, bence en başta "Antalya kent kültürü ve kentlilik bilinci" başlığı altında arayışlara girişmek gerekirdi. Ortak bir "Antalya kent kültürü ve kentlilik bilinci" yaratılmadan yapılacak her girişim güzel bir hayalden öte geçemeyecektir. Zaten Antalyamız yıllardır ne çekiyorsa, bundan çekiyor.

KENTTE YAŞAMAK
Bir kentte yaşamak, o kentin yalnızca bugünkü yaşamına değil, geçmişine de ilgi duymak demektir. Yolda çevrenize ne kadar çok selam verirseniz, ne kadar çok farklı kültürlerden insanla iletişim kurarsanız, kentli olma yolunda o kadar mesafe almış olursunuz. Başkalarına saygı göstermek, insanın kendi saygınlığını da arttırır. Hepimiz adı "Antalya" olan ortak bir evde yaşıyoruz. Bu evde yaşayan insanları sevmeyi ve saymayı; hemen yanı başımızdaki kapı komşularımızın dertlerine, mutluluklarına ortak olmayı öğrenmeliyiz. Sevincimizi ya da üzüntümüzü yaşarken, başkalarını huzursuz etmemeye özen göstermeliyiz. Hiç unutmayalım ki; komşularımızın haklarına ne kadar saygı gösterirsek, biz de o kadar saygınlık kazanırız. Kentimizin ortak alanları, kent mobilyaları bizim için yaratılmıştır. Onları kendi malımız gibi görmeli ve korumalıyız. Kentli kişi en başta kendini kentine karşı sorumlu gören ve kentine faydalı olmak için çabalayan kişi demektir. Kentimize sahip çıkmak, kendi geleceğimize olduğu kadar çocuklarımızın da geleceğine sahip çıkmaktır.

BİLİNÇ NASIL YARATILIR?
Kent kültürü ve kentlilik bilinci nasıl yaratılır? Bunun için hemen aklıma geliverenleri sizlere sıralamak isterim. 1) İlk başta Antalya Türkiye'de bundan 30 yıl öncesine kadar "Yeşil Antalya" olarak ün yapmıştı. Bugün acaba Antalya'nın önüne "yeşil" sıfatını koyabilir miyiz, onu düşünmeliyiz. 2- Tarihi ile kültürü ile gelenek ve görenekleriyle tanımadığınız bir kenti, orada yıllarca otursanız dahi sevemezsiniz. Bunun için halkımıza, özellikle yeni yetişen genç nesil gençlerimize her hafta sonu kenti tarihi ile kültürü ile çok iyi tanıyan profesyonel gezi rehberleri eşliğinde ücretsiz kent gezileri düzenlemeliyiz. Bunun ertesinde de Büyükşehir alanı içine giren beş ilçemizdeki okullarda düzenlenecek ödüllü yarışmada, konusu yalnızca Antalya kültürü sanatı, sporu v.b sorular sorarak, çocuklarımızı araştırmaya yönelterek ödüllendirmeliyiz. 3- Antalya'daki taksi ve toplu taşıma araç şoförlerine, düzenlenecek mecburi seminerlerde Antalya'daki tarihi yerler ve eserler hakkında kısa bilgiler verilmeli, en azından birkaç cümle kuracak kadar İngilizce öğretilmeli; daha da önemlisi kılık-kıyafet ile müşteriye davranış konularında eğitim verilmelidir. 4- Bugün Antalya'da onlarca hemşehri derneği bulunmaktadır. Bunların çalışmalarında oldukça etkin oldukları gözlenmektedir. Hemşehri derneklerinin yaşadığı kente katkıları için, onlarla bilgi alışverişinde bulunmalı, onların da bu kentte yaşadıkları, kendilerine hissettirilmelidir. Antalya Kent Müzesi tarafından bu derneklerin salonlarında Antalya'yı tanıtıcı konuşmalar yapılmalı, gösterilecek Antalya tanıtım filmleriyle konferanslar verilerek kentin değerleri konusunda bilgilendirilmelidir. 5- Yine Büyükşehir sınırları içindeki kahvehanelerde, hazırlanacak bir TIR Sergisi ile köy meydanlarında halka kenti tanıtmak ve sevdirmek için Antalya Kent Müzesi tarafından Antalya'yı tanıtıcı konuşmalar yapılmalı, gösterilecek Antalya tanıtım filmleriyle konferanslar verilmelidir.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.