X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Uygarlık Anadolu'da doğdu'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Uygarlık Anadolu'da doğdu'

  • Giriş Tarihi: 24.3.2013

Bu cümle, Prof. Dr. Fahri Işık'ın yeni kitabının adını oluşturuyor. Kitap, bugüne kadar Yunan uygarlığı olarak bilinen kültürün aslında Anadolu'dan batıya yayıldığı konusunda müthiş bilgiler içeriyor

Prof. Dr. Fahri Işık adı Patara antik kenti ile özdeşleşmiş bir bilim adamımızdır. Bugün Fahri Işık denilince ilk başta akla Patara antik kenti; Patara denildiğinde de Prof. Dr. Fahri Işık gelir. 1988-2008 yılları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Patara kazılarını eşi Havva İşkan Işık ile birlikte bütün imkansızlıklara rağmen, üstün bir özveri içinde yürüten Prof. Dr. Fahri Işık'ın en az yirmi beş yıldan beri, durup dinlenmeden dile getirdiği bir tezi vardır. "Uygarlık Anadolu'da doğmuştur." İşte şimdi bu tez 514 sayfalık bir kitap olarak bilim dünyasının önünde duruyor.

IŞIK, 25 YILDIR SÖYLÜYOR

Batı dünyasından aldığımız ve tarih kitaplarımızın içine koyduğumuz Grek Uygarlığı olarak bilinen bilgiler genellikle "Atina'dan dünyaya yayıldığı" yönündedir. Hâlbuki "adına Grek denilen uygarlığın aslında Anadolu'nun tarih öncesi zamanlarından zenginleşerek gelen alaşımın ürünü olduğunu" Prof. Dr. Fahri Işık yazdığı her makalede, verdiği her konferansta 25 yıldır söyleyip duruyor. Işık'ın bu söylemi ne yazık ki Türk bilim adamları tarafından bile "bu konuda hiçbir araştırma yapmaksızın" gülümsemeyle karşılanıyor. İşte şimdi Işık yeni kitabında bu gülümsemelere inat, "Yunanistan'dan yapılan Ege Göçleri'nin bir kültür göçü olmadığını ve aksine MÖ 1200-500 arası süreçte mimari ve heykel sanatıyla ilişkili, tanrılar dünyasıyla ilişkili çok şeyin Anadolu'dan Yunanistan'a gittiğini" belgeleri ile ortaya koyarak, bu yöndeki bütün karşı düşünce ve yorumları, verdiği örneklerle birer birer çürütüyor. Ben bir arkeolog değilim. Ancak Antalya'nın ilk Almanca Turist Rehberi olarak çocukluğumdan beri arkeolojiye gönül vermiş biriyim. 1890'larda yayınlanan Karl Graf Lanckonski'nin "Pamphylien ve Pisidiens" adlı iki cildi ile E. Petersen ile Felix von Luschan'ın 1889'da beraber yayınladıkları "Reisen in Lykien" adlı iki cildi o yıllarda, Antalya Müzesi Kütüphanesi'nde dahi bulunmaz iken, 1960'ların başından beri bu gibi kitaplar kütüphanemin en kıymetli eserleri olarak çalışma odamı süslüyor. Bunlardan başka Büyük İskender'in Asya Seferini anlatan Arian'ın Anabasis'i ve benzeri birçok eser Almanca olarak daha o yıllarda kitaplığıma girdi.

SİDELİLER

Rehberliğe başladığım 1958 yıllarında Ord. Prof. Dr. Arif Müfid Mansel'in bir kazı raporu ile daha sonra yayınlanan "Ege ve Yunan Tarihi" adlı kapsamlı ve yalnızca Yunan uygarlığını anlatan kitabından başka Türkçe bir yayın yoktu. O günlerde, gezdirdiğim bir turistin elinden satın aldığım "Europa in Asien gebettet" (Avrupa Asya'da doğmuştur) adlı Almanca kitabı okuyunca, bugün sevgili Işık Hoca'mızın yıllardır büyük bir inatla ortaya koyduğu "Batı'da Grek kültürü olarak lanse edilen uygarlığın" bizim topraklarımızda filizlenip, büyüyerek Yunanistan'a geçtiğine, ta o yıllarda bu kitapla inanmaya başlamıştım. Örneğin Arian'ın kitabında, M.Ö. 334'te Side'ye gelen Büyük İskender, Side halkının Grekçe bilmeyip, eski Anadolu dillerinin bir lehçesi ile konuştuğunu şaşkınlıkla görür. Bunun üzerine Side'de öğretmenler bırakarak, Sidelilerin savaş baskısı altında Grekçe öğrenmeleri sağlanır. Bu örnek bile, Arkeolog Prof. Dr. Fahri Işık'ın düşünce ve söylemlerini destekler durumdadır.

UYDURULMUŞ MİTOSLAR

Işık kitabında; Ege Göçleri konusunda bilinenlerin, MÖ 1200-800 arası zamanda yazı olmadığı için tarihsel gerçeklere dayanmadığı, 'rivayet' denen bilgilerin göçlerden 700 yıl kadar sonra MÖ 5. yüzyılda Atina'da milliyetçi duygularla uydurulmuş mitoslar olduğunu karşılaştırmalı örneklerle ortaya koyuyor. Bu tezleri de öyle yalnız söylemde kalmıyor. Anadolu ve Hellas başta olmak üzere, ayrıca Girit'in tarih öncesi çağlarından, özellikle Erken Demir Çağı'ndan seçtiği birçok çizim ve 536 fotoğraf ile kitabında okuyucuyu bu konuda düşünmeye sevk ediyor. Böylece bu kitapta ortaya konanlarla, bu konuda 200 yıldan beri söylene söylene bir tabu haline getirilen bilimsel yanlışlara ilk kez radikal bir şekilde dikkat çekiliyor. Bence iyi de yapılıyor.

ANADOLU KÜLTÜRÜ KİTABI

Son yıllarda yapılan kazılarda Prof. Dr. Fahri Işık'ın söylemlerini doğrulayan birçok bulgulara da rastlanıyor. Ne var ki çoğu bilim adamı, Fahri Işık'a içten içe belki hak verse de; alışagelmişin dışında yayın yapmayı belki riskli gördüklerinden, daha başka bir deyimle "fincancı katırlarını ürkütmemek" adına bildikleri yoldan ayrılmamayı tercih ediyor. Tabii bunlar benim görüşüm. Benim tespitlerim. Ben bir akademisyen olmadığım için, bütün olaylara dışardan bakabiliyorum. Özellikle Antalya yöresinde kimin ne yaptığını, ne kadar başarılı olduğunu biliyorum.

ARKEOLOJİ ÇOCUKLUK AŞKIM

Son on beş yıldır kendimi Antalya'nın yakın tarihine odakladığım için arkeoloji konusunu bir tarafa bıraktım. Ama yine de bulduğum kazı raporlarını, bölgemin arkeolojisini yakından izleyip, arşivliyorum. Hatta artık bu yaştan sonra bütün bu bilgilerin, bir gün bana gerekli olup olmayacağını bilmeyerek bunu yapıyorum. Dedim ya, arkeolojiye çocukluk yaşlarımdan beri aşığım. Bu sevgiyi de bize, lise çağlarında Antalya Tanıtma ve Turizm Derneği'nde gönüllü olarak çalışırken merhum Antalya aşığı Dr. Burhanettin Onat aşılamıştı. İyi de yapmış. O'nun öğütleri olmasaydı, bugün bir "Hüseyin Çimrin" belki de olmayacaktı.

MERAK EDENLERE
Özetle; "Uygarlık Anadolu'da Doğmuştur" tezi ve söylemleri bazı bilim adamlarınca bugün içten bir gülümsemeyle karşılansa da; Prof. Dr. Fahri Işık Hocamız bu kitabı ile Anadolu Kültürü'nün anlaşılmasında bir çığır açtığına, yürekten inanıyorum. İyi ki varsınız Işık Hocam.. "Uygarlık Anadolu'da Doğdu" kitabı okunup, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir eser olmuş. Anadolu Kültürü'nün geçmişini merak edenlere hararetle tavsiye ediyorum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.