X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hasan SUBAŞI: Başkanın uyarısı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hasan SUBAŞI: Başkanın uyarısı

  • Giriş Tarihi: 2.4.2013

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, "Bu anayasa yama tutmaz.
Değişiklikler çözüm getirmedi. Rejim kaygılarından uzak bir anayasa yapmayı başarmamız lazım yoksa kaos ve kargaşa sürer"
dedi ve ardından kısa bir çerçeve anayasa önerdi.
Başka ülkelerde "Bir Anayasa Mahkemesi Başkanı neden böyle konuşuyor" diye herhalde dikkat kesilirler, işin en tepe noktasındaki kişinin tavsiyesi çok önemlidir, bizde önemseneceğini zannetmiyorum.
Partilerin tavrı ve temposu da değişmeyecektir. Toplumun önemli bir bölümü "Evet söylenenler doğru olabilir" derken diğer kesimi de mahkeme başkanını taraf olmakla suçlayıp açıkladığı fikrin önemli olmadığını düşünecektir! Oysa insanların mesleki tecrübeleri önemlidir.
Hele böylesine önemli görev ifa edenlerin başkasının hatırına inanmadığı fikirleri savunması pek mümkün görünmez bana. Rejim kaygılarından uzak bir anayasa derken kastı nedir belli!
Anayasalar bireyin hak ve özgürlüklerini güvenceye almak için yapılır oysa bizde anayasalar hep devleti rejimi ideolojileri güvence altına almak için yapılmıştır. Onun için halkı ve bireyi korumak yerine halkından devletini korumak esas alınmıştır.
Mahkeme başkanı kavga ortamında anayasa yapılamaz diyor. Bence söylediklerinde çok haklı gerçekten anayasa yapmamız gittikçe zorlaşıyor. Hele başkanlık sistemi tartışmaları da gündeme gelince… Kavga ortamından çıkıp soğukkanlılıkla düşünmemiz gerek. "Anayasalar neden yapılır ve biz neden anayasa yapıyoruz?"
Darbeler halkın seçtiklerine karşı yapıldığı için halkı belli bir biçime sokmak ve devleti ve rejimi güvenceye almak amaçlanmıştı. Mantığı ters olmuştu hem 1961 hem de 1982 anayasasının ve toplum huzur bulmamıştı.
Bugün ise sivil anayasa yapmak fırsatını bulduk ama toplumun huzuru yok ve terör gibi çok ciddi bir sorunumuz var başımızda ve siyasi partiler kavgalı… Böyle ortamlarda her şey havada kalıyor, önemini yitiriyor.
Bu defa ön planda halkın huzuru bütünlüğü, kişilerin haklarını esas alabilsek… Halk huzurlu ve birlik içindeyse vatan da birlik ve bütünlük içindedir. Halk parçalara ayrılmış ve bunlar arasındaki mesafe açılıyorsa vatanın da güvenliğini sağlamak zorlaşıyor.
Halkı kucaklayan anayasa fikrinde herkes hemfikir ama bu nasıl olacak dediğimizde kendi cephemizden değerlendirmelere başlıyoruz. Devletin ve rejimin güvenliği esastır gerisi teferruattır diyoruz. Bireyin hak ve özgürlükleri güvenceye alındığında toplumlar huzurlu ve birlik içinde oluyor o zaman o ülkenin birliği ve bütünlüğü de sağlanmış oluyor. Devletin güvenliğini ilgilendiren hukuk sistemi sadece anayasa da değil zaten tüm hukuk normlarında mevcuttur. Olmalıdır da… Başkanın panel konuşmasında söyledikleri arasında güvenlik ve rejim bahanesiyle kişilik haklarının göz ardı edilmemesidir. Terakkiperver Fırkası 1925 yılında, Serbest Fırka 1930 yılında rejim kaygısı ile kapatılmıştı. Ardından darbeler de rejimi koruma gerekçeleriyle yapılmış, Demokrat Parti ve sonrasında birçok kere parti kapatmaları gündeme gelmişti… Meclisler de feshedilmişti.
Türkiye'nin rejim kaygısı nedeni ile çok partili hayata geçmesi demokrasisini yerleştirmesi hiç kolay olmamıştır. Bugün hala çekilen sıkıntıların ve demokrasinin kurumlaşmasındaki gecikmelerin temelinde bunlar yatar.
Anayasa Mahkemesi birçok kere Anayasanın uzun metin ve açıklamalarına dayanarak parti kapatmış yasaklamalar, kısıtlamalar getirebilmiştir. Anayasa Mahkemesi Başkanı bunları en iyi bilen ve sakıncalarını gören bir yetkili olarak konuşuyor ama sanıyorum dikkate alınmayacak ve yeni Anayasa yapmak belki başka bahara kalacak!

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.