Haluk ÜNCEL: Yukarıda Allah var

Giriş Tarihi: 26.6.2013
Antalya Valiliği önünde toplanıp, Valilik binasına girmek isteyen bir grubun daha sonra Cumhuriyet Meydanı'ndaki otoparka sığınması ve akabinde yaşananlar sosyal medyada yayınlandı ve tek taraflı olarak yorumlandı.
Buraya kadar itirazı olan varsa söylesin.
O zaman, olayın öncesini ve sonrasını bir arada değerlendirmek suretiyle neyin ne olduğunu daha iyi anlayacağız.
Öncesine bakalım… Olayın görüntüleri dün Antalya Emniyet Müdürlüğü tarafından yayınlandı. Görüntülere göre bir grup genç ellerinde 'Yaşasın Taksim' yazılı pankart ile Antalya Valiliği önüne yürüyor. Bir süre slogan atan grup, daha sonra Vali- lik binasının dış kapısını kırmak için geliyor ve bir grup genç (bakınız terbiyemi bozmuyor hala kendilerine genç diyorum) kapıya yükleniyor.
Görevli polisler taş atan gruba karşı koyuyor ve kapının açılmamasını sağlıyorlar. Bu arada Valilik binasına taş atan gençler de görüntülerde yer alıyor. Ve o kapının arkasında bir yandan atılan taşlardan kendini koruyan, diğer tarafta kapının açılmaması için mücadele eden polislere destek geliyor.
Buraya kadar da anlaştık mı?
Şimdi, olayın sonrasını ve nerelere kadar gideceğini tahayyül edelim… Diyelim ki bu grup Valilik binasının kapısını kırmayı başardı… İkinci aşamanın da ana kapıyı kırıp Vali'nin makam odasına çıkmak olduğu aşikar… Ve dahi makam odasına girdiler diyelim, orada çekilecek resimlerin sosyal medyada yayıldığını düşünelim… Sizce normal midir?
Sizce bir çevreci hareketten yayılan protestoların bu hale gelmesi kabul görür mü?
Devleti cümle aleme böyle göstermeyi içinize sindirebilir misiniz?
Eğer baştan evet diyorsanız sizlere söyleyecek bir lafım yok, Kemal beyle kol kola bu yolda yürüyün!
Bu arada belirtmekte yarar var; aklıselim insanların bunu onaylamayacağına da yürekten inanıyorum.
Olayın sonrasına gelelim; bu taşkınlığı yapan grubun arasında bazı gençler Cumhuriyet Meydanı'ndaki otoparka kaçıyor.
Poliste takip ederek onları otoparkın içinde kıstırıyor. Sonra da bakın burası önemli; isteyen teyit etsin, otoparkın içindeki gençler, polisle ağız dalaşına giriyor ve mukavemet ediyorlar. Polis de insan… Ve istenmeyen bir şekilde müdahale ediyor. Netice malum, sosyal medyada, yineliyorum olayın geldisine bakmadan yorumlanıyor.
Burada polisin müdahale ediş tarzına itiraz edebilirsiniz, ama yukarıda Allah var haksız diyemezsiniz.
Neden mi?
Sizin de babanıza ağza alınmayacak şekilde küfür etseler, babanıza çocuğu hatta torunu yaşta gençler taş atsalar, hakaret etseler ne dersiniz? Ne yaparsınız?
Polisin Gezi Parkı olaylarında yaşadığı bu… Nereye kadar tahammül edebilir?
Önce bu soruların yanıtını verin ve yeri geldiğinde 24 saat uyumayan evine gidip çoluğuna çocuğuna sarılamayan o polislerin yerine kendinizi koyun ve elinizi vicdanınıza götürüp karar verin.
Neden bu kadar keskin bir biçimde olayı ele alıyorsun derseniz de cevabım hazır; benim rahmetli babam da polisti… Haksızlığa, uğursuzluğa hiç tahammül edemezdi… Namusuna, onuruna, ailesine helal gelmemesi için hayatı boyunca mücadele verdi. Bir Allah'ın kulu da polis memuru Servet efendi ardından yanlış yaptı diyemedi. 32 yıl boyunca, benim de çocukluğumun geçtiği Beşiktaş Emniyet Amirliği'nde görev yaptığı sürece bir karıncayı incitmemeyi destur edinmişti.
Şu an görev yapan emniyet güçlerimizin de aynı yolda, aynı düşüncede olduğundan hiç şüphem yoktur.
Yeter ki; siz gençler bunu anlayın… Yapacaksanız, protestolarınızı karşınızdaki insanları da anlayarak yapın. Onların da sizin gibi etten, kemikten, sinirden bir yapısı olduğunu düşünün.
Yoksa bu vatan hepimizin.
Hepimize yetecek kadar da sevgi tohumları mevcut…
ARKADAŞINA GÖNDER
Haluk ÜNCEL: Yukarıda Allah var
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz