X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Nizamettin ŞEN: Temmuz, ağustos sıkıntısı!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Nizamettin ŞEN: Temmuz, ağustos sıkıntısı!

  • Giriş Tarihi: 16.7.2013

Başlık, Nuri Bilge Ceylan'ın 1999 yapımı "Mayıs Sıkıntısı" filmini çağrıştırsa da ben turizmdeki temmuz- ağustos sıkıntılarından bahsetmek istiyorum. Yani yaz tatilinin bütün BDT ülkeleri, Orta Avrupa ve Doğu Avrupa'da en popüler olduğu zaman dilimindeki sıkıntılarımızı analiz edelim istiyorum.
Eskiden bizde "Yüksek Sezon" algısı, okul tatilleriyle başlardı. O algı şimdi tarihte kaldı. Öyle etkenler çıktı ki pazarlara göre değişken şekillenmeler oluştu.
Ruslar ile Avrupalıların tatil tarihleri, Almanlar ile Fransızların tatil tarihleri bile birbirini oldum olası tutmaz.
Dini tatil olan Paskalya bayramını, Katolikler ile Ortodoksların farklı zamanlarda kutladığını artık herkes ayırt edebiliyor.
Hatta 1 Mayıs bayramının Ruslar için ne ifade ettiğini iyice öğrendik.
İsrail pazarı büyük kan kaybetse de hala Pesah yani Hamursuz ve Tişa Baev tatilleri bu pazarlarla çalışan acente, otelcilerin hatta çarşı esnafının takvimindedir.
Temmuz, ağustos ayları Akdeniz'de personel açısından da sıkıntılıdır nem ve sıcağın tavan yaptığı, temponun en yüksek olduğu bu aylarda, dökülmeler başlar. Özellikle geçici işçi statüsündeki personel bu ayda maaşını biraz daha fazla verecek yerleri, adeta projektörle tarar.
Personelin sıkısı, güvenilir olanı bu aylarda belli olur. Bu aylar stajyerlerin de sıkıntılı aylarıdır, üstüne üstlük artık acemilikleri de bitmiştir, iyi performans göstermeleri yani çok çalışmaları istenir.
Tur operatörleri, lokal acente, otelci, çarşı esnafı, rehberi, hatta hanutçusu bile bu iki ayı dört gözle bekler.
Nasıl beklemesin ki en volümü yüksek aylardır ve en çok para kazanılacak aylardır. Diğer aylardaki zarar veya başabaş noktasının bu aylarla telafi edileceği planlanır.
Uçağın zararının da odanın zararının da hep kurtarıcısı bu aylardır.
Turizmcinin fiyat çan eğrisinin en tepe noktalarında temmuz, ağustos yer alır. Hele talep artmış ise fiyat maliyetinin üstüne bindirebildiği kadar bindirilir. Kimse bu sünger, bu kadar suyu emer mi diye düşünmez.
Sonra ne mi olur?
Son yıllarda olduğu gibi turist, destinasyonu avucun içi gibi öğrenir. Nisan, mayıs ve ekim aylarında dibe vuran ama temmuz, ağustosta 2, 3 katına bazen de 4 katına çıkan otel veya paket fiyatının nedenini araştırır. Bu da yetmez destinasyonun aşırı sıcak ve neminden tutun, esnafın, diskonun, barın, restoranın, rent a car'ın, tur fiyatlarının aşırı oranda arttığını da hesaplar. Sonra bütün bunları sanal iletişim kanallarında paylaşır. Artık dünya şeffaftır ve çağımız bileşim ve iletişim çağıdır. Yorgun şoförün bile bu aylarda kaza yapabileceği internette yazılıp çiziliyor.
Sonuç; temmuz, ağustosta tatile çıkacaklar oturup değerlendiriyor.
Ve Türkiye turizmi için sıkıntı başlıyor.
Pekiyi, turist böyle değerlendiriyor da turizmci neler yapıyor? Bu sorunun cevabını ne yazık ki "topyekün bir şeyler yapılmaz ise hiçbir şey değişemez" düsturuyla vereceğim.
Neden öyle?
Çünkü turizm ürünü bir bütün.
Burada bir tek hava koşulları, aşırı nem ve aşırı sıcaklığını değiştiremezsiniz, zaten onunla Akdeniz'de nereye gitse karşılaşacak.
Temmuz, ağustos sıkıntısını ortadan kaldırmak için "birlikte çözüm üretmek ve katkı koymak" gerekir.
Evet, unutmadan söyleyeyim; Huzur, güven ve demokratik ortam da turizmin olmasa olmazıdır…

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.