X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Işık YARGIN: Boşluk realizmi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Işık YARGIN: Boşluk realizmi

  • Giriş Tarihi: 29.7.2013

Kişisel tarihimle yüzleştiğimde birçok konuda "ne kadar sabırlı" olduğum ortaya çıkaracaktır. Bu bir Işık "realizmi".
Sabrım bu köşe içinden kadın ağacı fışkırtacak kadar somut. Sabırla kadın kelimesini kullandığım her cümlede doğal pozitif bir beklenti içine girmem de sabrımın bir göstergesi.
Sabırla kadın yazıyorum; okurlar da bıraktığı etkinin de evrene ulaşan mesajın da; doğal pozitif bir etki yarattığına yürekten inanıyorum. Siyaset mi yapılacak "kadın"lara güveniyorum, sivil kurumlarda yönetici mi olunacak "kadın"lara güveniyorum, iş mi yapılacak "kadın"lar lazım.
Kadınla ilgili geleneksel algı, töre, mahalle baskısı, kadın meslekleri, ellerinin hamuru, kurban olma durumu önceliğini korumaya devam ediyor.
Kadının erkek karşısındaki dezavantajını "biyolojik"miş gibi algılatılma çabası ile beslenen cinsiyet tartışmaları Kadının aleyhine.
Geçen hafta, bomba etkisi yaratan bir çaba "algılatma realizmi" oldu. Hem de yaldızlanmış yıldızlı "Hamileliği davul çalarak ilan etmek bizim terbiyemize aykırıdır.
Böyle karınla sokakta gezilmez. Her şeyden önce estetik değildir. 7-8 aydan sonra anne adayı biraz hava almak için beyinin otomobiline biner, biraz dolaşır. Sonra akşam üstü çıkarlar... Şimdi ise maşallah, kanatlısı kanatsızı televizyonlarda uçuşuyor. Ayıptır ayıp. Bunun adı realizm değildir. Bunun adı terbiyesizliktir."
Formül verilmiş: Kadın bütün gün evde oturur, dışarı çıkma zamanı akşamüstüdür, refakatçisi kocasıdır, aracı otomobildir, süresi "biraz"dır. Hamilelik bahane kadının evde tutulmasına vurgu şahane. Görüşünü beyan eden Zat da şahane.
Zat-ı şahane, "sokakta gezen hamile kadın" durumunun realizm olmadığından söz etmiş veee bugüne kadar fısıl fısıl aramızda dolaşan bu ve benzeri formülleri açık edivermiş. Zat-ı şahane "realizmi" olarak tarihe geçmiş.
Erkeklerin cinsiyetçi bakış açısının etkisi çoktandır kadının kendine koyduğu engellerle kısıtladığı hayatının"realizmi."
Bu "realizm"den örnek vererek durumun vahameti kavransın istiyorum. Milli Prodüktivite Merkezi'nin yaptığı araştırmada kadınlara soruluyor: "Kadının en önemli görevi nedir?" Ev işi yapmak yüzde 37,8, çocuk bakmak yüzde 27.6, kendi ayakları üzerinde durmak yüzde 2.1. "Erkeğin en önemli görevi nedir?" Evin geçimini sağlamak yüzde 56,4. "Biyolojik" farklılığa inandırma çabalarının sonucu hiç de yabana atılacak cinsten değil.
Oysa ki kadın erkek yan yana olmazsa toplumsal refahtan söz etmek olası değil.
Başarıya ulaşmanın ön koşulu kadın ve erkeğin dengeli biçimde bir araya gelmesi fikrine "sabırla" inanıyorum. Kadın ve erkeğin dengeli bir şekilde bütünleşmesi ile farklılıklarından yenilikleri, refahı doğurması olası. Bunun için zihniyet dönüşümü şart. Zihniyet dönüşümü tek taraflı gerçekleşemez.
Bunun için; erkeklerin kadınla birlikte hareket etmesine de Zat-ı şahanelere de ihtiyaç var. Bunun için; politika yapıcılara ve uygulayıcıları da ihtiyaç var.
Aksi taktirde var olan yasalar, yönetmelikler uygulamada yer bulamıyor, soyut kalıyor. Boşluk oluyor. Boşluk dolmaya mahkumdur buyurun bir "realizm" daha.
Boşluk "realizmi". Bense bu "realizme" başka ne denir onu bilmiyorum.