X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Antalya'nın doğa savaşları
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Antalya'nın doğa savaşları

  • Giriş Tarihi: 21.8.2013

Antalya'da çevreciler HES ve maden ocaklarına karşı mücadele yürütürken çevreci Prof. Dr. Neyişçi'den stratejisi olmayan, çözüm üretmeyen, aynı söylemlere eleştiri geldi

Atalyalı çevre örgütleri, hemen her hafta HES'ler ile taş ocaklarına karşı ve deniz kaplumbağalarının korunması amacıyla çağrılar, eylemler yapıyor. Birçok çevre örgütü ve kişi çevre duyarlılığı mesajları verirken, kentteki çevre sorunlarıyla ilgili ilk akla gelen isim olan Prof. Dr. Tuncay Neyişçi insanların bilinçli davrandığından şüpheli olduğunu söyledi. Ekonomiyi, yaşam kalitesini, hukuku, medyayı ilgilendirmesiyle popüler olan yaşamsal çevre konularını dillendiren herkesin iyi niyetli olmadığını belirten Prof. Neyişçi, "Aralarında sadece gazeteye çıkmak isteyenler de var" dedi.

AĞAÇTAN İBARET DEĞİL

Yalnızca HES'ler, taş ocakları, Akdeniz fokları ya da deniz kaplumbağaları hakkında konuşanların bunlarla ilgisi ve bilgisinin yeterliliğinin de şüpheli bulduğunu belirten Neyişçi, "Herkes kendi alanında 'sadece ben konuşayım' diyor. Çevre dernekleri çok sığ bir çevre bilinci yaymaya çalışıyor. 'Aman ağaçlar kesiliyor' diyorlar. Doğa dediğimiz sadece ağaçtan ibaret değil, kuşu da var tavşanı da. Çözüme ilişkin önerileri yok. Hep aynı laflar. Çözümünüz, stratejiniz var mı? Çevre derneklerinin bütünüyle prestij kaybına uğradıklarını hep söylüyorum" diye çevrecileri eleştirdi. Öne çıkanların 'HES'lere karşıyız' derken devletin de enerjiye ihtiyaç olduğunu söylediğini hatırlatan Neyişçi, kimsenin biyoelektrikten bahsetmediğinden yakındı. Baraj ya da HES'lere ayrılan alanlara biyoelektrik üretilebilecek bitki yetiştirilmesiyle aynı enerji miktarına sahip olunabileceğini dile getiren Neyişçi, "Bir hektarlık makilik alandan, yılda 2.2 ton petrolden elde edilecek eşdeğerinde enerji üretebilirsiniz. Ayrıca peyzajı geliştirirsiniz, karbondioksit dengesini sağlarsınız, toprağı korursunuz" önerisini sundu.

TASARRUFLA ENERJİ KAZANIRIZ

Enerji sorununu çözmek için kamu alanlarında enerji tasarrufu yapılması ve enerji dağıtım sistemlerinin modernize edilmesini de öneren Neyişçi, enerji kaybının önüne geçilmesiyle de enerji elde edileceğini söyledi. Türkiye'nin 4'te biri orman iken biyoenerji üretme kaygımızın olmadığını belirten Teyişçi, İsviçre, Almanya gibi ülkelerin ne kadar biyoenerji ürettiğine bakılması gerektiğini söyledi.

AZ KAZANIP ÇOK KAYBEDİYORUZ
Yürüyüş, tırmanma, oryantiring gibi etkinliklerine her ay 7-8 bin kişinin katıldığını açıklayan TODOSK Başkanı Ahmet Şimşek, sürdürülebilir olmayan ve canlıların yaşamına kasteden her türlü yapıya karşı olduklarını söyledi. Elektrik ya da maden üretimine karşı olmadıklarını belirten Şimşek, "Biraz para kazanacağız diye çok şey kaybediyoruz" dedi.

ARAŞTIRILMADAN YATIRIM YAPILIYOR
İçinde 4 tane HES olan ve 3'ü ÇED raporu aşamasına gelen, 4 tane daha yapılması planlanan Alakır Vadisi'ni korumak isteyen Alakır Vadisi Kardeşliği Gönüllüleri liderlerinden Tuğba Günal da ekonomik kazançlar uğruna geleceğimizin yok edildiğini söyledi. Çok fazla HES projesinin olduğu vadinin baştan sona kurutulduğunu belirten Günal, "Buradaki su ne kadardır gibi bir araştırma yapılmadan, elektrik ihtiyacı özüyle bakılıp tüm canlılara dikkat edilmiyor" dedi.

ASIL DERT SU KONTROLÜ
HES tesisleri yaparken devletten 49 yıllığına suyu kullanma hakkı elde eden firmaların asıl hedefinin gelecekte suyu kontrol etmek olduğunu belirten AKUT Antalya Birim Sorumlusu ve ünlü dağcı Yılmaz Sevgül ise "Gelecekte su, petrolden daha değerli olacak. HES'lerin ömrü 20 yıl. Bu ömür bitince suyu kullanma hakkı yine aynı firmada olacak. O zaman suyu paketleyip satabilirler ya da tarla sulamasında saat başı para isteyebilirler" diye konuya farklı bir açı getirdi.

TURİZME DARBE VURULUYOR

Doğayı yok edince turizmin ve gelecekte insan hayatını etkileyecek ekolojik hayatın da yok edildiğine değinen Sevgül, "Antalya'ya dağcılık yapmak için gelen 15 bin kişinin tırmandığı dağlar taş ocağı olursa turist gelir mi? HES projeleri Çoruh ve Dalaman'da raftingi bitirdi. Şimdi geriye Köprülü Kanyon kaldı. Su seviyesi sürekli düşen Köprülü Kanyon'da rafting yapacak su bırakmazsanız, kaç bin kişiyi etkilersiniz siz düşünün" diye konuştu. Avrupa'daki HES'ler suyun yüzde 40'ını can suyu olarak bırakırken Türkiye'dekilerin oranının çok daha düşük olduğu anlatan Sevgül, doğal güzelliklerin ve vahşi yaşamın yok olmasıyla bölgemizde yapılan 7 doğa sporunun, gelecekte yapılamayacağını söyledi.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.