X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Konyaaltı obaları
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Konyaaltı obaları

  • Giriş Tarihi: 25.8.2013

Antalya'nın sıcağı insanı adeta kavuruyor. On binlerce kişi her gün plajlara koşuyor. 25 yıl öncesine kadar plajlarda Antalyalı ailelerin yazladıkları obaların yerinde günümüzde yeller esiyor

Zaman, zamanın getirdiği ihtiyaçlar ve bazı tesadüfler, tarihte pek çok mekânın kaderini adeta yeni baştan çiziyor. Bir zamanlar atıl durumda olan mekânlar günün birinde rağbet gören alanlara dönüşebildiği gibi tersine de rastlamak mümkün. Antalya, bu konuda sayısız örneğe sahip. Kuşkusuz bu örneklerden biri de plajlarımız. Yaz aylarında on binlerce yerli ve yabancı konuğumuza tatil mekânı olan plajlarımızın çok değil bundan elli yıl öncesine kadar kullanılmayan alanlar olduğunu söylemek, şimdilerde garip karşılanabilir. Belki inanamayacaksınız; plajların en ünlüsü olan Konyaaltı, Karpuzkaldıran ve Lara'da, yarım asır önce in cin top oynardı.

KONYAALTI'NDA İLK OBA

O yıllarda Antalya halkının çoğunluğu yaz aylarında Korkuteli, Elmalı gibi yaylalara göç eder, kent yaz aylarında adeta terk edilmiş sessiz bir yerleşim yerine dönüşürdü. Yaz aylarındaki bu gelenek, plajlarımızda halka hizmet eden bir tesisin olmamasının sonucuydu belki de. Konyaaltı Plajı'ndaki ilk tesis, 1956 yılında, Antalya Belediye Başkanı Hayret Şakrak tarafından 'bir yazlık oba' yapımı ile başladı. Ardından bir plaj gazinosu inşa edildi. Plajdaki tek yazlık oba ve tek sahil gazinosunun elbette tek müşterisi vardı. O da Belediye Başkanı ve ailesi idi. Başkanın tabir yerinde ise yalnızlıktan canı sıkılınca, yardımcısı Tarık Akıltopu'ndan yanındaki alana bir oba daha yapıp oturmasını istedi. Böylece plajda ikinci bir komşu oba da yerini aldı. Fakat yaz gelince, Antalyalı yine Korkuteli ve Elmalı'ya göç ediyordu. İzleyen yıllarda, kent nüfusunu yaz aylarında da kentte tutmak isteyen belediye başkanlarının akıllarına gelen ilk çare, yine Konyaaltı Plajı oldu. Halkın yaz aylarında kentten civar yaylalara göçünü önlemek için, belki de alternatif mekân Konyaaltı Plajı idi. Bu düşüncenin sonucu olarak Konyaaltı Plajı'na tahta obalar inşa edilmeye başlandı. 1958 yılına gelindiğinde Vali Niyazi Akı zamanında oba sayısı 50-60'ı bulmuştu. İlk yıllarda tahta obaların büyük bir kısmı boş kaldı. Ancak Antalyalıyı denize çekmek ne mümkün? Obalar boş kalınca, 1958 yılında bir gün, "Bu obalar ne için yapıldı, neden böyle boş?" diye soran Alman "Bunte" dergisi muhabirine Vali Niyazi Akı ne cevap versin? Antalyalı denizi sevmez, denizden korkar mı desin? O anda vaziyeti kurtarmak için "Biz bu obaları turistler için yaptık. Almanlar Antalya'da bedava tatil geçirsinler diye" deyiverdi. İşte ne olduysa ondan sonra oldu. Alman muhabirin, Bunte dergisinde tam sayfadan koyduğu manşeti, bugünkü gibi hatırlıyorum: Önde Konyaaltı Plajı, obalar ve arkada tepeleri karla kaplı Beydağları resminin üzerinde "Ey Almanlar! Türkiye'nin Türk Rivierası'nda bu bedava bungalovlar sizi bekliyor!" O yıl ilkbahar aylarında başlayarak, "bedavayı" zaten seven yüzlerce Alman, arabalarına atladıkları gibi 3 bin km kat ederek, soluğu Antalya sahillerinde aldılar. Antalya'da turizmin kitle halinde başlangıcı ve Antalya' nın "Türk Rivierası" olarak lanse edilmesi de ilk kez bu tarihte olmuştur.

OBALARA İLGİ ZAMANLA ARTTI
Zamanla Konyaaltı'daki obalara ilgi daha da arttı. Yapıldığı yıllarda çoğu boş kalan obalar için, Antalyalılar arasında bu kez rekabet başladı. Bu rekabet ve isteklilerin çoğalması üzerine, obaların Antalya Belediyesi'nce ihale usulü ile halka kiralanmasına geçildi. Antalya 1. Noteri huzurunda yapılan bu ihalelerde gruplar oluşur, komşu olmak isteyenler birlikte ihaleye girerdi. İhalelerde kavgalar olur, fakat ihalenin sonunda iş tatlıya bağlanırdı. Herkes yine bir yıl önceki obasına ve komşusuna nasılsa kavuşurdu. Adnan Selekler'in anılarında söz ettiği gibi, beton obaların dağıtılması da yine noter huzurunda kura ile yapılır, her ne olursa olur, Belediye Başkanı Avni Tolunay'ın komşu listesi eksiksiz kurayı kazanırdı.

GÖÇ ŞENLİK GİBİ OLURDU
İhaleden bir süre sonra da taşınma işi başlardı. Tatar arabaları, kamyonetler dolusu eşya, evlerden obalara taşınırdı. Okullar kapanınca, obaya taşınma işi de tamamen bitmiş olurdu. Çocuklar kumsalda yerlerini alırken, kumar düşkünleri fişlerini hazırlar; akşamcılar rakı sofraları için gerekli bardak ve malzemenin evden getirilip, getirilmediğini kontrol ederlerdi. Bundan sonra artık dört ay kadar sürecek "Konyaaltı Oba Yaşamı" başlardı.

VERİLEN SÖZ YERİNE GETİRİLDİ
Ben o tarihlerde, "Antalya'yı Tanıtma ve Turizm Derneği"nde okul Almanca bilgimle turistlere yardım etmekle görevliyim. Yüzlerce Alman aile, arabaları ile Konyaaltı'ndaki bedava obalar için Turizm Derneği'ne doluşunca büyük bir kargaşa yaşadık. Konyaaltı'daki obalar, yerli halk için düşünülmüştü. İçinde herhangi bir mobilya, yatacak bir yatak bile yoktu. Antalyalının yazın buraya taşındığı zaman, ihtiyaçlarını Antalya'daki evinden getirmesi düşünülmüştü. Fakat şimdi bu Almanlar ne yapacaktı? Söz ağızdan çıkmış, "Antalya'da bu obalar Almanlar için bedava" denmişti bir kere. Hemen, Antalya Valiliği ile Belediye Başkanlığı hoparlörlerle anonslar yapıp, halktan yardım istediler. Her aile, evindeki fazla yatağını, yorganını, masasını, sandalyesini getirip bir oba döşedi. O yıl yaz, Konyaaltı'nda bu hengâmeyle geçti. Böylece Almanlar Antalya'dan memnun ayrıldılar.

PLAJ KIYISINDA YAŞAMAK
Bu olay, 1959 yılı yazında olmuştu. Antalyalılar da bu olayla yeni bir şey öğrenmişti: Plaj kıyısında yaşamak. Antalyalılar da Almanlara inat, yazlarını bu obalarda serin serin geçirmek istiyorlardı. Almanlar yüzünden, Antalyalının gelenek ve görenekleri de değişmişti. 1960'lı yıllardan itibaren yaz aylarında kent halkı, ailecek plajlara taşınır oldu. Bu gelişmede Antalya'ya gelen yabancı turistlerin de etkisi olduğunu itiraf etmeliyim. Antalyalılara plajlarda yüzmeyi, güneşlenmeyi yabancı turistler öğretti, diyebilirim. Artık yaz aylarında serinlemek için yapılan telaşlı ve yorucu Elmalı, Korkuteli'ye göçmek yerine, Antalyalı burnunun dibindeki birkaç kilometrelik göçü tercih etmeye başlamıştı. Hem böylece, kentteki dükkânının kapısına da yaz aylarında kilit vurması gerekmiyordu. Halkın ihtiyacı doğrultusunda bu tarihten sonra görev alan Antalya belediye başkanlarının ilk işleri, Konyaaltı plajını düzenlemek oldu. Önce tahta obaları, tuvaletleri, ihtiyaca daha uygun bir hale getirdiler. Sonra tahta obaların yerine beton obalar yaptırdılar.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.