X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Festivalimiz 50 yaşında
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Festivalimiz 50 yaşında

  • Giriş Tarihi: 5.10.2013

Bu yıl 50. yaşını kutlayan Antalya Film Festivali'nin, bundan 60 yıl önce Antalya'yı dış dünyaya tanıtma çabasından doğduğunu çok az kişi bilir

Türkiye'de 1950'li yılların başında; 27 bin 515 kişinin yaşadığı Antalya'yı, hatta Antalya'nın haritadaki yerini bilen bile çok azdı. Antalyalı, bunu kendine dert ediyor; 'Ne yapıp yapıp, bu güzel Antalya'yı dış dünyaya tanıtmalı' diye bir arayış içinde idi. Antalya'nın güzelliklerine hayran ve Antalya'yı dünya çapında tanıtma amacında olan Antalya Lisesi İngilizce öğretmeni Osman Batur ile bir Antalya sevdalısı olan Dr. Burhanettin Onat ve arkadaşları 1949 yılında "Antalya'yı Tanıtma ve Turizm Derneği"ni kurdular. 1950 yılında Antalya'dan milletvekili seçilen Dr. Burhanettin Onat on yıllık Antalya Milletvekilliği sırasında bitmek tükenmek bilmeyen bir azimle Antalya'yı tanıtmaya çalıştı. Ancak, bu çabalar da yetmedi. Günler, yıllar geçiyor; Antalya'yı tanıtma çabamız, bir türlü sonuç vermiyordu. Yeni, yepyeni; alışılmadık bir şeyler yapmak gerekiyordu. Bir gün, birden bire bir olay oldu. Yıl 1953. Aylardan Mayıs sonu. Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü öğrencileri Antalya'ya bir okul gezisine çıktı. Aspendos'un adını duydukları için öğretmenleri yanlarına Romeo Julyette'in kostümlerini de almalarını da söyledi. Antalya'ya geldiklerinde, Aspendos tiyatrosuna da bir gezi yaptılar. Koca Roma tiyatrosunun sapasağlam ayakta durduğunu görünce, 'Romeo ve Juliette' oyununu oynamaya karar verdiler. Ancak antik tiyatronun her tarafı yabani otlarla kaplıdır. Grup o zamanki Antalya Valisi İhsan Sabri Çağlayangil'i ziyaret ederek, Aspendos'ta bir oyun sergilemek istediklerini söyleyince; Vali Çağlayangil Antalya Turizm Derneği'nin de desteğini alarak bu işe, "tamam" der. Birkaç gün içinde Özel İdare'nin ve Antalya Belediyesi'nin gayretleri ile tiyatro kullanılır hale gelir. Günlerden, 1953 yılı Mayıs ayının son Pazar günüdür. Antalya Valiliği ve Antalya Belediyesi bütün araçlarını halkı taşımak için Antalya'yı Tanıtma ve Turizm Derneği'nin emrine verir. Taa Manavgat'tan, Serik'ten Alanya'dan, Korkuteli'nden, Elmalı'dan duyan gelir. Halk adeta dalgalar halinde tarihi Aspendos tiyatrosuna akın eder. Tarihi mekândaki bu buluşma, nereden bilinir ki yıllar sonra doğacak bir bebeğin habercisiymiş meğerse... Seyirciler renk renk giysiler içindedir. Tarihi kostümler içinde Romeo ve Juliette oyunu oynanır. 1953 yılının bu güneşli Mayıs gününde Aspendos tiyatrosunda toplanan 10.000 kişiyi aşkın Antalyalı ve çevre köylerden gelen ailelerin oluşturduğu topluluk, genç tiyatro sanatçılarını çılgınca alkışladı. Tarihi tiyatronun oturma kademelerinde, tarlalarındaki işlerini bırakıp gelmiş kasketli seyirciler, başı yaşmaklı genç kadınlar, yaşlı nineler çoğunluktadır. Onlar bugüne kadar bu tiyatroda düzenlenen yağlı güreş müsabakalarını çok izlemişlerdi. Fakat böyle bir temsili ilk kez izliyorlardı. Bu tarihi mekanda 1700 yıl sonra yeniden büyük coşku yaşanıyordu. Temsil sona erdiğinde, Aspendos tiyatrosunu dolduran binlerce kişi, öğrencileri büyük bir coşku ile alkışlıyor; tiyatro kademeleri arasında kendiliğinden yetişmiş papatyaları kopararak sahneye atıyorlardı. Alkışlar bitmek tükenmek bilmiyordu. Antalya, tanıştığı bu gösteri ile yeni doğacak bir bebeğin tatlı sancılarını hissediyordu adeta... O sırada halkın bu coşkusunu gören Antalya Belediye Başkanı Seyit Ali Pamir, Vali İhsan Sabri Çağlayangil, Antalya Milletvekili Dr. Burhanettin Onat ile Antalya'yı Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Osman Batur gibi Antalya kentinin ileri gelenleri aynı şeyi düşünüyorlardı:
- Bu gösteri, her yıl neden tekrarlanmasın? Ama nasıl?
Ertesi yıl, Ankara Devlet Konservatuvarı öğrencileri Aspendos'ta bir temsil daha verdi. Bu kez Özel İdare'nin ve Antalya Belediyesi'nin parasal katkıları ile Aspendos Tiyatrosu'na ahşaptan bir sahne yapıldı. Antalya Lisesi'nin resim öğretmenleri de sahne dekorunu tamamladı. İlgi yine görkemli oldu. Bebeğin artık dünyaya gelmesi an meselesidir. Kültüre düşkün olan Antalyalılar ve yüzyıllar öncesinden kültürlere ve antik stadyumlarında Pytia oyunlarına ev sahipliği etmiş bu topraklar, yeni bir bebeğin doğumuna

ANTALYA BELKIS TİYATRO VE MÜZİK FESTİVALİ
Gösterilen yoğun ilgiden ilham alan Antalya'yı Tanıtma ve Turizm Derneği, Antalya Valiliği ve Antalya Belediyesi'nden de aldığı maddi destekle, (1955 yılında, tiyatronun bazı bölümlerinin restore edilip ve içinin ağaç ve otlardan temizlenmesinden sonra) 1956 yılından başlayarak, her yıl mayıs ayının son haftasında "Antalya Belkıs Tiyatro ve Müzik Festivali" düzenlemeye başladı. Sonuç mükemmeldi. Birkaç gazete haberi de Antalya ile Antalya Belkıs Tiyatro ve Müzik Festivali'ni Türkiye'ye duyurunca, Antalyalının keyfine diyecek yoktu artık. Festival ertesi yıl, bir ertesi yıl yine yapılır. Antalya Festivali artık bir gelenek haline gelir. Bu yıl, 50'nci yaşını kutlayan Antalya Festivali işte böyle doğmuştur. Bunda Antalyalıların ve Antalya severlerin katkısı büyüktür.

KÖYLÜLER İLK KEZ TİYATRO İZLEDİ
Tarihi tiyatronun oturma kademelerinde, tarlalarındaki işlerini bırakıp gelmiş kasketli seyirciler, başı yaşmaklı genç kadınlar, yaşlı nineler çoğunluktaydı. Onlar bu tiyatroda düzenlenen yağlı güreş müsabakalarını çok izlemişlerdi. Fakat bir tiyatro temsilini ilk kez izliyorlardı.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.