X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Nizamettin ŞEN: Festivaller kimindir?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Nizamettin ŞEN: Festivaller kimindir?

  • Giriş Tarihi: 8.10.2013

Festivaller insan yaşamının en gözde etkinlikleridir. Kırsalda yapılan festivaller, tarihi, etnik ve dini karakterli oldukları için kökleşmiştir. Kırsaldaki festivaller ile kentlerdeki festivallerin en önemli ayrılık noktası; kırsalda festivaller seyretmek için değil, onun bir parçası olarak insanı içine alır, kentlerde ise festivaller seyirliktir.
Festivaller kimindir sorusuna, festivalin sahiplenişini analiz ederek, cevap verilmeliyiz.
Bu şu demektir; festivalin halka mal oluşu oranında festivalin yaşama şansı vardır ve festival yaşayan halkındır. Bir slogan gibi olacak ama "Festival halkın olmalıdır."
Dünyada yüz yılları aşkın, gerek kırsal, gerekse kentli festivaller var. Özellikle Avrupa kıtasındaki kırsal festivaller, giderek uluslararası karaktere yönelmişlerdir. Bu yönelişte en büyük etken de turizmdir.
Kentlerde yapılan sanat festivallerin, birer turizm ürünü olarak pazarlandığı günümüzde, festivallerin itici gücü kendi halkıdır. Yabancı katılımcılar, ek ekonomik katkı ve kültürel renklilik katarlar. Yabancı katılımcıların en büyük katkı özelliği, festivalin uluslararası tanınırlığının misyonerleri olmalarıdır. İletişim kanallarının yabancı katılımcılar üzerinden tanıtım yapmaları, festivalin yaygınlaşmasını sağlar. İspanya'daki boğalar önünden binlerce kişinin kaçtığı San Fermin festivalinin son yıllardaki en büyük katılımcıları yabancılar oluyor. Portekiz'de 9000 kişilik oturma kapasitesiyle 4. büyük kilise unvanına kavuşan ve yeni haç alanı ilan edilen Fatıma Kilisesi her Mayıs ayının 13'ten başlayarak, her ayın 13'te, ekim ayına kadar devam eder. Dini festivale katılanların büyük çoğunluğu dünyanın her tarafından gelen turistlerdir. Almanların bira bayramı olarak da tanınan, bu yıl 180'incisi si kutlanan Oktoberfest aslında bir hasat festivalidir. Ama artık Münih turizmi, bu hasadın (!) sahibi. Festival sırasında tüketilen tonlarca litre biranın, yiyeceğin girdisi bir yana tüm otellerin fiyatları üç- dört mislisine çıkıyor. Festivalin kente ekonomik girdisi 50 milyon euroyu çoktan geçmiş.
Bizim de kendi kimlik ve karakterini koruyan Karadeniz Yayla Festivalimiz var ama onun daha turizmden nasibini almasına çok zaman var. Kırsal festivallerimizin yöresel kalması en azından bozulmaması açısından sevindiricidir. Yoksa hızla yozlaşan yaylalarda bir de yaşam karakterinin bozulması onarılamaz olurdu.
Türkiye'nin en eski etkinliği olan Kırkpınar'ın dünyada tanıtılamamış olması, uluslararası katılımı ve bir turizm ürünü olarak Edirne'nin bundan hak ettiği payı alamamasına neden olmuştur.
50. yılını kutlayan Türkiye'nin en eski sinema festivali, Antalya Altın Portakal, sonunda kente sinemayla ilgili bir müze kazandırdı. Türk sinema endüstrisi Antalya'ya bir kez daha şükran borçlu olmalıdır. Çünkü bu kent, Türk sinemasından ne ekonomi, ne de tanıtım adına hiçbir katkı almamış tam tersine kent kısıtlı ekonomik gücünü Türk sinemasına harcamıştır. Türk sinema sektörü artık Antalya'yı doğal film platosu olarak kullanarak bu borcu en azından ödemeye çalışmalıdır. Türkiye'nin dünyaya açılan aydınlık yüzü olan Antalya, Türk sinemasına marka değeri de katacaktır. Altın Portakal Film Festivali'nin sahibi ne yazık ki halk değildir. Son yıllarda "Halkın Portakalı" adı altında film sanatına amatör katılımlar özendirilmeye çalışılsa bile bu kentte film sektörünün 'F'si bile yoktur. Yerli veya yabancı film çekilmesini özendirerek, yapımcılara kolaylıklar sağlayacak, böylece kente ekonomik girdi ve olumlu imaj kazandıracak "Kent Film Konseyi" kurulamamıştır. Altın Portakal Film Festivali'nin sahibi AKSAV artık bu görevden kaçmamalıdır. Sinema sektörüne, kent ekonomisinden ayrılan bütçeler, her dönemde politik tartışmalara neden olurken, kimsenin temelde bu festivalin ANTALYA açısından fayda maliyet analizini yapmaması acıdır. Festivalin maddi kaynağına sahip Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin, Sinema Müzesi'yle başlattığı, film sektöründen pay alma girişimini, kent ekonomisi ve tanıtımına katkıya dönüştürecek yeni projelere hız vereceğini umuyorum.
Festivalin sahibi HALK ise ve halkın kaynakları kullanılarak bu festival yapılıyorsa, halk adına bu yapılmalıdır.


kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.