X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Nizamettin ŞEN: Kış zor geçecek-3
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Nizamettin ŞEN: Kış zor geçecek-3

  • Giriş Tarihi: 26.11.2013

'Kış zor geçecek' başlığı altıda iki haftadır, kış turizmi ve turizmin 12 aya yayılması için spor turizminin katkılarının neler olabileceğini yazmaya ve bunların bir strateji doğrultusunda planlanıp pazarlanmasının gerekliliğini anlatmaya çalışıyorum.
Bu hafta sporda katılımın en geniş olduğu bir alanla devam ediyorum.
MARATON: 1979 yılında bir grup Alman turistin girişimiyle gerçekleştirilen ve 1 Nisan'da yapılan ilk maratonu görenler, bunun iyi bir 'şaka' olduğunu düşünmüşlerdi. Yıldan yıla gelişen Kıtalararası İstanbul Avrasya Maratonu'nun 35'incisi gerçekleştirildi.
Kaç kişinin katıldığından ziyade kaç kişinin İstanbul'a gelerek izlediği ve bu maratonun dünyada kaç kişiye ulaştığı ve hatta ne ölçüde Türkiye ve İstanbul hakkında 'OLUMLU İMAJ' oluşturduğu önemlidir.
Vodofone, İstanbul Maratonu'na sponsor olmakla yeni bir strateji çizilecek mi, hep beraber göreceğiz!
Berlin Maratonu'nu 750 bin kişi izlerken ne İstanbul Avrasya, ne de Antalya Öger Maratonu böyle bir hedef ile kendini donatmıyor. Antalya Maratonu daha çok genç ama Almanya'da bilinirliği bir hayli fazla. Sponsor sorununu mutlaka uluslararası bir marka ile çözmesi gerekmekte. Kış turizmine katkı sağlamak için tur operatörü Öger'in başlattığı ve çalışanlarının büyük amatör ruhla bu maratonu Antalya'ya hediye ettiği, Antalya Öger Maratonu, bir şanstır ve Kültür ve Turizm Bakanlığı yanında tüm kamu özel sektör öncelikli olarak bu 'MARKA'yı yeni bir strateji ile desteklemelidir.
Diğer spor dallarının alt yapılarının oluşturulması, önemsenerek desteklenmesi aynı şekilde gerekmektedir.
Kış turizmine sağlayacakları sınırsız katkı yadsınamaz.
Sporun dışında "kültürel etkinlikler" bir destinasyonun kış aylarında oluşmasına katkısını yazmaya başlıyorum. Daha önceleri de yazmıştım; Türkiye'de İstanbul, kültürel etkinlikler konusunda uluslararası standardı yakalayan tek kenttir. Dünyada genelde başkentler bu özelliğe sahiptir ama Türkiye bu yönüyle, İspanya'ya benzemektedir. Barcelona da Madrid'in önündedir. İstanbul'daki kültürel etkinlikleri destekleyen, planlayan bir burjuvazi grubu tabii ki vardır. Gurur duyulacak İKSV örneği, Türkiye'de kültürel etkinlikler planlamak isteyen, her kent için bir model oluşturabilir. İKSV dışında, farklı büyüklüklerde, her biri büyük değere sahip yüzlerce oluşum göz ardı edilemez.
Gelelim sahil turizmi yapılan kentlerimize.
İzmir'den başlayıp Antalya kadar olan bölgede yapılan kültürel etkinliklerin hiç birisi uluslararası arenada istenilen etkiyi sağlayamıyorlar.
Nedeni teke indirgenemez ama 'kentlinin katılmadığı, etkinliği özümsemediği hiçbir kültürel etkinlik sürdürülebilir değildir' prensibi dünyanın her yerinde geçerlidir. Kültürel etkinlikler elitiz potada kalıyorsa sadece o grup için bir mana ifade eder. Geniş çaplı kitlelerin kültürel etkinliklere katılımı, orijinaliteye karşı gösterilen özene bağlıdır.
Yani geleneksel kültür ögelerinin farklı türevlerinin sanat kollarıyla birleşmesi kitleleri kendine çeker. Çünkü kitleler ancak kendinle olanla, benzeşenle özdeşleşirler. Canlı bir örneğini vereyim.
Antalya'ya ister bir festival programı içinde veya bağımsız olarak ne zaman bir İspanyol müziği ve dansı etkinliği gelse, gişeler yok satar. Akdenizlilik damarı tavan yapar.
Haftaya kültürel etkinlikleri tek tek ele alarak devam edeceğiz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.