X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Nizamettin ŞEN: Kış zor geçecek (son)
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Nizamettin ŞEN: Kış zor geçecek (son)

  • Giriş Tarihi: 24.12.2013

Bir seri halde yazdığım 'Kış zor geçecek' yazılarımın bugün sonuncusu.
Hatırlayacaksınız turizmi 12 aya yayabilmek için kış aylarında yapılması gereken çeşitlemeleri, 'spor turizmi' başlığı altında tenis, golf, maraton, triatlon, etkinlikler üzerine de festivaller, sergiler, fuarlar olarak açıklayarak yazmıştım.
Türk turizminin en büyük değeri olan ama ne yazık ki onu öne çıkartamadığımız tarihsel mirasımız, Anadolu medeniyetleri ise son yazımızda yer almıştı. Bu yazı ile birlikte Sayın Prof. Nevzat Çevik 'UNESCO Dünya Emanet Listesi' için 'Antalya Kaleiçi Önerisi' başlığı altında çok önemli bir yazı yayınladı. Yazısında "UNESCO listesine girmek, bizim için bir amaçtan çok, koruma yolunda kullanılacak bir evrensel araç olacaktır" diyerek aslında tüm sahip olduğumuz bu varlıkların korunması, yaşatılması ve tanıtılması konusundaki tüm yolların kullanılmasını vurgulamıştır.
Sonbahar aylarına girerken kongre ve toplantı turizmi hareketlenir ve aralık ayının birinci haftasından sonra Noel Bayramı nedeniyle duraklar. Ocak ayının ikinci haftasından sonra yeniden başlar ve haziran ayının sonuna kadar hareketlilik sürer.
Kuşkusuz Antalya kitle turizmi nedeniyle mayıs ve haziran aylarında 3-4 günlük kongreleri tercih etmeme lüksünü (!) geçmişte hep kullanmıştır. Kongre ve toplantı turizmi toplam 6 ay sürer ki bizim kitle turizmimizin yüksek sezonunun dışındaki ayları kapsar.
Bu kadar uzun bir dönem aslında 12 ay turizm iddiasını taşıyan bir ülke, bölge ve kent için en öncelikli turizm çeşididir.
Turizm Bakanlığı '2023 Turizm Stratejisi'nde kongre ve toplantı turizmini çok önemsemiştir. Ama bu konuda yapılması gerekenlerin birçoğu uygulamaya geçememiştir.
Bakanlığın, sivil toplum kuruluşları ile kongre ve toplantı turizmi konusundaki önemli iki çalışması vardır. Birincisi İstanbul, Antalya ve İzmir Kongre Büroları'yla profesyonel kongre fuarlarına katılma desteği, ikincisi ise Kuşadası'nda TÜRSAB'ın başladığı ve bitiremediği kongre merkezine ortak olarak girip, bitirilme eylemidir. Kuşkusuz İstanbul'un kongre turizmi için yıllar önce Lütfü Kırdar Kongre Merkezi önderliğini de yadsımamak gerekir. Kuşadası Kongre Merkezi için birkaç cümle yazmadan geçmemem gerekir.
Kuşadası'nın kaybettiği imaj için böyle bir yatırımın orada yapılması ilk bakışta anlamlı görülebilir. Ama böyle bir yatırımın alt yapısının da buna paralel hazırlanması gerekirdi. Hele açılışı bitmiş ve hala daha pazarlanma sorunu yaşayan bir yatırımın verimli çalışabileceğini kimse düşünemez. Bakanlık ve TÜRSAB kaynaklarından ortaya çıkarılmış bu yatırımın süratle pazarlanması için profesyonel harekete geçmek gerekir.
Kongre ve toplantı turizmi, dünyada nasıl örgütleniyor ve tanıtılıyorsa, Türkiye de bunu yapmalıdır diye çok yazdım ve söyledim. Özellikle Antalya'nın sadece oteller bünyesinde kalan kongre salonlarının dışında kongre merkezlerine ve hatta kent merkezinde kongre vadisine ihtiyacı olduğunu hep biliyoruz. 2011 Şubat ayında Kemer'de kongre merkezinin neler getireceği, örneğini verdiğim yazım sadece Kemer'de değil kıyılarda birçok ilçe için fikir oluşturdu. Yazımdan bir paragraf şöyleydi "Kongre turizmi, Kemer'in turizm ürününü farklılaştırmak için birincil önceliklidir.
Oteller bünyesinde düşük yoğunlukta yapılan kongre turizm hareketini küçümsemeyiz ama bunların dışında tüm Kemer'i bir "Kongre Destinasyonu" haline getirecek bir motor güce ihtiyaç var. İşte bu motor güç çok amaçlı bir salon olabilecek "KEMER ARENA"dır. Böyle yeni bir arzı dünya turizm piyasasına sunmadan önce arzın boyutlarını ve taleplerin yönünü tartışmak gerekiyor." Evet tartışıldı, kabul gördü, heyecan yaratıldı ama BÜROKRASİYE takıldı.
Sonuç olarak, "Strateji ve Taktik" yazımda da söylediğim gibi; bakanlığın bir özeleştiri yapıp, 2023 Turizm Stratejisi'ni, ya revize etmesi ya da uygulaması gerekir.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.