X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Antalya faciadan dönmüş
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Antalya faciadan dönmüş

  • Giriş Tarihi: 13.1.2014

4 Temmuz 1941 günü Antalya Limanı açığında İngiliz uçakları tarafından batırılan St Didier isimli geminin ambarlarındaki 400 ton patlayıcının isabet almaması kenti faciadan döndürdü

Fransızların savaş malzemesi taşıyan Saint Didier adlı gemisinin 4 Temmuz günü saat 16.10'da İngliz savaş uçakları tarafından batırılma haberi dört gün sonra, 8 Temmuz 1941 tarihli Cumhuriyet gazetesinde şöyle yer alacaktır: ''Antalya Limanı'nda İngiliz tayyareleri bir Fransız vapurunu batırdılar. 280 kişiden 260'ı kurtarıldı, torpillerden liman tesisatı da zarar gördü, hükümetimiz İngiltere'yi protesto etti. Vapurda 205 er, 34 erbaş, 25 subay ve 16 mürettebat olarak mevcud bulunan 280 kişiden 260'ı kurtarılarak sahile çıkarılmış ve fakat bunlardan 5'i ölmüştür, 15'i yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştır."

SALDIRI SONRASI
Falezlerin üzerinden, Karaalioğlu Bahçesi'nden bu savaş sahnesini bire bir seyreden Antalya halkı daha sonraki günleri şu bilgileri öğreniyorlardı: Gemi Selanik'ten Suriye'ye cephane götürüyormuş. İçinde tanklar, toplar ve yüklü miktarda cephane varmış. Kıbrıs'tan kalkan üç İngiliz uçağı ise Adrasan'dan beri bu gemiyi takip ediyor ve batırmak için uğraşıyormuş. St. Didier gemisinin kaptanı Martin, çareyi Antalya Limanı'na sığınıp geminin ismini "Societe" olarak değiştirip Türk bayrağı çekerek iltica etme isteğinde bulunmakta bulmuş. Antalya için en büyük şans olarak, atılan torpiller geminin cephanelik ambarına isabet etmemişti. Çünkü geminin üç ambarı da ağzına kadar çeşitli silahlar ve patlayıcı yüklüydü. Bunu sonradan oraya dalan dalgıçlar anlatıyor. Gemide, 80 ton havacılık malzemesi ve 400 ton cephane vardı. Tahrip gücü bu kadar fazla olan torpillerden biri geminin cephaneliğe isabet etseydi, 400 tonluk patlayıcı madde havaya uçacak, yüzlerce gemici hayatını kaybedecek ve eğer torpil bu ambarlara isabet etseydi, yakınında buğday yüklemekte olan Çanakkale şilebi, birkaç yüz metre ilerdeki Gazhane (Kulüp Arma'nın yeri), onun arkasındaki un fabrikası büyük zarar göreceklerdi. Şaban Kaptan'ın anlatmasına bakılırsa; o gün batırılan gemi bir değil, tam üç tane idi. Bunların üçü de savaş malzemesi taşıyan Fransız nakliye gemileriydi. Kıbrıs'ta hava üssü olan İngilizler tarafından takip edilen gemilerden ikisi, Adrasan açıklarında İngiliz uçakları tarafından batırılmış, çarpışmada kaçmayı başarıp Antalya'ya sığınan üçüncü gemi ise burada vurulmuştu.

KURTULAN ASKERLER

Saldırıdan 200 kadar Fransız askeri kurtuldu. Antalya Valiliği hepsini bir örnek giydirip, kuşatıp askerleri meydanda toplatarak onlara yiyecek, giyecek dağıttı. Memleket Hastanesi'ndeki yaralılara çok iyi bakıldı. Akşamleyin subaylar şehirdeki otellerde, diğer askerler de Gazi Erkek Okulu'nda (bugünkü Antalya Valiliği) misafir edildi; karşılaştıkları konukseverlikten çok duygulanan gemi doktoru Albay Lauzeral, Antalya Valisi'ne teşekkür etti. Askerler sabah kahvaltılarını Ahmedi'nin işlettiği Tophane Parkı'nda, öğle ve akşam yemeklerini de Kristal Lokantası'nda yediler. Saldırı sırasında hayatını kaybeden askerler, 5 Temmuz 1941 günü Antalya'daki Türk yetkililerin katıldığı bir törenle bugün B.Şehir Belediyesi'nin şantiyesi olan Yahudi Mezarlığı'na defnedildi. Bir süre sonra bu askerlerin mezarları Fransa'dan gelen aileleri tarafından ülkelerine götürüldü. Askerler Antalya'da bir ay kaldıktan sonra, okulların açılmasıyla Fransız askerleri için konaklayacakları yer sıkıntısı ortaya çıktı. Askerler önce Burdur'da, daha sonra da Isparta'da zorunlu ikamete (uluslararası kurallara göre) tabi tutuldu. Askerler boş durmamak için serbestçe dolaştıkları Isparta'da tiyatro oyunları düzenlediler; savaştan sonra hepsi Fransa'ya dönene kadar kentteki Devlet Hastanesi'nin ve tren istasyonunun yapımında da çalıştılar. İngilizlerin bu saldırısı ile oluşan zarar-ziyan İngilizlere fazlasıyla ödetildi. Alınan tazminat ile İskele'deki rıhtımda meydana gelen hasarın onarımı yaptırıldı; tekneleri hasar görenlere, hasarlarının bedeli ödendi. Artan para ile Vali Haşim İşcan'ın başlatmış olduğu Antalya'yı güzelleştirme projesine büyük katkı sağlandı.


GÖRGÜ TANIKLARININ ANLATTIKLARI
Faruk Selman Karaalioğlu Parkı'nda gezerken tam Hıdırlık Kulesi'ne geldiği sırada, Sıçan Adası yönünden limana doğru süratle gelmekte olan gemiyi görüyor. Gemi limanın önünde demir atar atmaz, birden 3 tane uçak çok alçaktan uçarak geminin üstüne saldırıyorlar. Gemi limana demir attığı sırada Galip Akalın ile arkadaşları Kipranoz'da yüzüyorlarmış. Geminin limana gelişinden ilk torpilin atılmasına kadar saldırıyı Kipranoz'dan izlemişler. Ta ki ilk torpilin infilakıyla büyük bir korku içinde giyinerek Tophane Parkı'na koşmuşlar. Orada Vali Haşim İşcan, Özel İdare Müdürü Muharrem Önal Bey ile Emniyet Müdürü Mehmet Bey'in saldırıları Tophane Parkı'ndan izlediklerine tanık olmuşlar. Salih Fikri Zaman da olayı şöyle naklediyor: "O gün biz de iki aile Konyaaltı'na gitmiştik. Bir baktık tayyare denizin üstünde alçaldı. Tayyare denize inecek derken güm diye bir ses geldi. İlk bomba rıhtımı yardı sonra bir bomba daha. Baktık ki arkadan uçaklar geliyor. Şimdi Vali Konağı'nın olduğu yerde hava mitralyözleri vardı. Takır takır ateş etmeye başladılar. Bir dakika sonra stop ettiler. Biz hemen toparlandık geri döndük evlere. Eski Devlet Hastanesi, şimdiki Selekler Çarşısı'nın karşısındaydı. Yaralılar tek atlı arabaların içinde getiriliyordu hastaneye. Sonra onları Gazi Mustafa Kemal İlkokulu'na aldılar. Kimseyle konuşa- mıyorlardı. Ama ben Fransızca bildiğim için konuşabiliyordum onlarla. Bu çok hoşlarına gidiyordu."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.