X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Batık gemide yapılan çalışmalar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Batık gemide yapılan çalışmalar

  • Giriş Tarihi: 20.1.2014

4 Temmuz 1941 günü bugünkü Antalya Yat Limanı'nın 500 metre kadar batısında İngiliz uçakları tarafından batırılan Fransız gemisinde hala çok miktarda cephane, cip ve traktör bulunuyor

Temmuz 1941 Cuma günü bugünkü Antalya Yat Limanı'nın 500 metre kadar batısında İngiliz savaş uçakları tarafından batırılan Fransız gemisi Saint Didier'in kaptanı Martin, geminin son seyrini detaylarıyla yazarak, torpillerin geminin karinasında açtığı büyük delikleri tıkamak imkânsız olduğundan batığın yüzdürülmesinin mümkün olmadığını anlatan raporunu 19 Kasım 1941 tarihinde Fransız Elçiliği'ne gönderdi. Bu rapor üzerine Fransız Büyükelçiliği hiç olmazsa içindeki araç gerecin kurtarılması için, Muharrem Denizaltı ile Fransız Hükümeti arasında 4 Ekim 1944 tarihinde yapılan sözleşmeyle Saint Didier'i 15 bin liraya sattı.

ÇALIŞMALAR 1945'TE BAŞLADI
Bu sözleşmeye göre Denizaltı, gemiden çıkardığı malın satış bedelinin yüzde beşini ve geminin kasasını Fransız Hükümeti'ne verecekti. Temmuz 1945'te başlayan çalışmaların sonunda geminin güvertesindeki kamyonet, top gibi araçların büyük bir çoğunluğu çıkartıldı. Dip ambarları dışında geminin her yerine ulaşıldı. Bu çalışmalar sırasında kapalı olan ambar kapaklarını açmak için çok fazla dinamit kullanıldı, bu patlamalar sonucunda gemiye uçakların verdiği hasardan çok daha fazlası verildi; ancak geminin kasası bulunamadı. Kış aylarının yaklaşması ile dalışlara son verildi. Gemide 7.2 tonluk toplar, 6.3 tonluk White marka kamyonlar, 5.8 tonluk Sornua marka traktörler ve 5 tonluk Kegresse marka traktörler vardı. Ayrıca batık gemideki silah ve cephane Sovyet tehdidi altına yaşayan Türkiye için son derece değerli olduğu 1946 yılında Tacettin isimli bir gemideki bir dalgıç grubu 70 metre uzunluğunda, 12 metre genişliğindeki St Didier'in tıka basa cephaneyle dolu ambarlarına bir dizi dalış yaparak, batık gemiden çok sayıda askeri malzeme çıkardı.

ÇIKAN MALZEME
Bunlar temizlenerek kullanılır hale getirilmeye çalışıldı. Rıhtıma yığılan askeri malzemeler içinde bisiklet, motosiklet, ağır ve hafif makineli tüfekler ile muhtelif çaplarda seyyar ve havan topları vardı. Gemiden çıkarılan bir kamyon, Antalya caddelerinde uzun süre taşımacılık yaptı. Kamyonu yolda her gören, her seferinde sanki ilk kez görüyormuşçasına, yanındaki dürterek: "Aaa... İşte batık gemiden çıkan kamyon" demekten kendini alamıyordu. Çoğu kez de batıktan deniz yüzeyine sarı renkte plaka halinde barut çıkıyordu. Çocukluğumuzda aradan 10-15 yıl geçmesine rağmen, denizde yüzenler bu barutları toplayıp akşamları havai fişek gibi kullanıyorlardı. Saint Didier batığında 1976 yılında yapılan ikinci kapsamlı çalışmada Deniz Kuvvetleri'nden bir E.O.D ve Scuba Diving öğretmeni olarak Osman Öndeş bu gemiye bir dizi dalış yaptı. Geminin fotoğrafları çekildi; birkaç malzeme de karaya çıkarılıp geminin sahibi Av. Nimetullah Kuşçuoğlu'na teslim edildi. Gemiden çıkarılanlar arasında çeşitli mühimmatlar, cephaneler, araçlar (çöl jeepleri) olduğu gibi ayrıca iskeletler de vardı. Osman Öndeş o günkü gelişmeleri şöyle hikâye ediyor: "II. Dünya Savaşı sona erdikten sonra, Saint Didier'in sahibi olan Fransız Armatör, gemiye el koyan Vichy hükümeti ve aynı bağlamda sorumlu olan Fransa aleyhine, tazminat davası açar. Batırma olayı Türkiye'de cereyan ettiği için de Türkiye'den bir avukatı vekil tayin eder. Av. Nimetullah Kuşçuoğlu, ne kadar savunma yaparsa yapsın, bir sonuç alınamaz ve sonunda, avukatlık ücreti karşılığı olarak armatör bu batık geminin mülkiyet hakkını avukatı imetullah Kuşçuoğlu Bey'e devreder. Av.Nimetullah Kuşçuoğlu komutanlığımıza başvurarak, kendisinin Saint Didier'nin sahibi olduğunu ve bu batığı yüzdürerek kurtarmak istediğini söylüyordu. Kuşçuoğlu'nun gösterdiği belgelerden tatmin olan komutanımız Albay Dora bir ekip kurdu. Ben, Osman Öndeş ve Ergin Edgü'den oluşan ekip, batığın durumunu değerlendirmek amacıyla birkaç dalış yaptık. O gün, hava iyice gri bulutlarla kaplıydı. Dibe yaklaşırken, birden geminin tam baş tarafına indiğimizi fark ettim. 'Saint Didier' yazısı hemen hiç bozulmamıştı ve iskele demir zinciri locadan kum satıhta uzayıp gidiyordu. Zamanının güzel bir gemisi idi. Baş tarafta küçük bir ambar vardı ve biz bu ambara daldığımızda, yığınlarla dağılmış cephane sandıkları ve cip tipi araçlar gördük. Oradan, köprü üstüne yüzdük. Kaptanın kamarasında bazı porselen takımlar vardı. Bunlardan birkaç tabak aldık. Üzerinde Saint Didier yazılıydı. Kıç tarafa yüzdüğümüzde, ambarlardaki cephane yığınlarıyla karşılaştık. Bir ambarda tüfek dağları vardı adeta. Bir tüfeği de alıp, araştırmamızı sürdürdük. Sancak tarafta muazzam bir yara vardı. Borda sacları hemen tamamıyla yırtılmış ve parçalanmıştı. Dalışlardan sonra Kuşçuoğlu'ya hazırladığımız rapor, Saint Didier'in kaptanı Martin'in yıllar önce hazırladığı rapordan farksızdı: Yani bu batık yüzdürülemezdi."

GEMİ ŞİMDİ NE DURUMDA?
Batırılan St. Didier isimli Fransız gemisi şimdi Antalya koyunda, Yat Limanı'na 500 metre kadar uzaklıktaki işaret şamandırasının altında 35 metre derinlikte hafif iskelesine eğimli bir şekilde omurgası üzerinde dik olarak yatmaktadır. Burada şamandıranın yakınında 35 metre derinliğe dalanlar, 100 metre uzunluğunda ve 20 metre eninde buharlı S/S. St. Didier gemisinin karın üzerine oturmuş ve harabe haline gelmiş güvertelerini, kaptan köprüsünü, kamaraları dolaşabilirler. Sonra, ambarlara doğru alçalarak ambarlarda üst üste devrilmiş askeri cipleri, arazi araçlarını, traktör parçalarını görebilirler. Bu gemiden en son olarak, 1976 yılında çok sayıda mermi, çeşitli eşyalar ve birkaç tane de kamyon su yüzüne çıkarılmıştır.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.