X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Antalya Kalesi'ndeki onarımlar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Antalya Kalesi'ndeki onarımlar

  • Giriş Tarihi: 10.2.2014

Antalya Kalesi'nin yıkım işi 1930'lu yılların başında Belediye tarafından o zaman Çingene Hasan isimli kişiye verilmiş. Hasan elindeki uzunca demir levye gibi basit bir araçla, seyredenlerin şaşkın ve meraklı bakışları arasında kale duvarlarını adeta göçürürmüş

Bergama Kralı II. Attalos'un Antalya kentini kurduktan sonra inşa edilen Antalya Kalesi, sık sık saldırılara uğradığı için birçok kez onarım görmüştür. Antalya Kalesi'nin ilk onarımı Antalya'nın Selçuklular tarafından 5 Mart 1207 tarihinde fethedilmesiyle başlamıştır. Onu izleyen yıllarda Kale, hemen hemen her saldırı sonunda tekrar tekrar tamir edilmiştir. 1215'de Gautier de Monbeliard'ın Kıbrıs'tan gelerek, yerli Rumlarla birlik olup, Antalya'ya ani bir gece baskını düzenlemişler; kenti işgal ederek Türk halkını kılıçtan geçirmişlerdir. Antalya'nın 23 Ocak 1216 tarihinde I. İzzeddin Keykavus tarafından geri alınmasıyla, Antalya surları ikinci kez tamir edilmiştir. 24 Ağustos 1361'de Antalya'yı zapteden Kıbrıs Kralı Pierre'ye karşı, uzun ve kararlı bir mücadeleye girişen Sultanu's-Sevâhil Mübarizeddîn Mehmed Bey'in (Teke Beyi) 14 Mayıs 1373'de Antalya'yı yeniden fethetmesinin ardından Antalya Kalesi üçüncü kez tamir görmüştür. 1423'de Karamanoğlu II. Mehmed Bey'in, Teke Beyi Osman Bey'in ölümü üzerine, 26 bin kişilik Karaman ordusuyla Antalya'yı kuşatıp, daha sonra bir top güllesinin isabet etmesiyle ölmesinin ardından, Antalya surları dördüncü kez tamir edilmiştir. 1463'te Fatih Sultan Mehmed'in Uzun Hasan'a karşı yürüdüğü sırada, Uzun Hasan'ın müttefiki olan Venedik Amirali Pier Montenigo, 85 kadırgadan oluşan bir donanma ile Antalya önüne gelmiş ve limanı kapayan zinciri toplarla kırdıktan sonra, kale dışındaki çarşı ve evleri yağma edip, yaktırmış ve bütün ağaçları kestirmiştir. Kaleyi alamasa da Antalya İskelesi'nde gemi giriş çıkışını engelleyen zinciri alarak zafer delili olarak Vatikan'a götürmüştür. Bu zincir hala Vatikan'da sergilenmekte ve zincir ile ilgili şu yazıt bulunmaktadır: "Papa'ya bağlı donanmanın komutanı Kardinal Oliberto Karafa 4. Sekto'nun oğlu İzmir'i aldıktan sonra Antalya Limanı'na gelerek burada görülen demir zinciri sökmüş ve Vatikan'daki Aziz Paulos Kilisesi'nin kapısına bırakmıştır." Haçlılar Antalya'nın fethi için 37 bin asker 400 at, iyi donanmış 104 adet de savaş gemisi kullanmışlardır. Antalya'ya düşmanın bu tarihte böyle büyük bir kuvvetle gelmesinin, Antalya'nın çok iyi korunmuş bir kent olduğunu göstermekle birlikte Avrupa'daki büyük devletlerin bu kente ne kadar önem verdiğini ispatlamaktadır. Tarihçilerin yazdıklarına göre Venediklilerin götürdükleri ganimetler o kadar çokmuş ki Venedik'ten 90 adet gemi getirip ganimetleri bu gemilere yükleyerek götürmüşlerdir. Bu olayın ardından, Venedikliler Antalya'yı ele geçirince yıkılan kentin surlarını güçlendirip, yeni kuleler ile takviye etmişlerdir. Surlara da mermer plakalar üzerine işledikleri Venedik'in sembolü olan Venedik Aslanı'nı yerleştirmişlerdir. Sonraki yıllarda surların yıkılması ile birlikte bu mermerler de yok olmuştur. Böylece kale 1472 yılında beşinci kez tamir edilmiştir. 1659 'da Antalya mutasarrıfı olan Körbey Lakaplı Mustafa Paşa'nın isyan etmesi üzerine, Osmanlı Devleti tarafından isyanı bastırmakla görevlendirilen Anadolu Beylerbeyi Ali Paşa ve Manisa Sancak Beyi Küçük Mehmed Paşa ile denizden Antalya'ya hücum eden Kaptan-ı Derya Ali Paşa Antalya Kalesi'nde büyük hasar meydana getirmiş; isyan bastırıldıktan sonra Antalya Kalesi altıncı kez tamir ettirilmiştir. 19. yüzyılda Antalya Kalesi'nin sık sık tamir ettirildiği Antalya Kalesi'nin tamiri ile ilgili fermanlar, emirler, tamir keşif kayıtlarından anlaşılmaktadır. Antalya Kalesi'nin, II. Mahmud tarafından, tamamen tamir ve tahkim edildiği sur üzerindeki 1818 tarihli bir kitabede yer almaktadır. 1817- 1821 yıllarında tekrar tekrar onarılan kalenin 1826 yılında, tekrar tamiri için keşif yapılmış, 1827 yılında ise tamir keşfinin tekrarı emredilmiştir. 1836 yılında Antalya surlarının tamire muhtaç bölümleri tekrar keşfettirilmiş; onarım gerektiren bölümler tamir ettirilmiştir.

SURLARIN YIKILMA NEDENİ
Kaleiçi'nin rüzgar alamadığından yakınan halkın isteği üzerine surlar, 1930 yıllarında belediye tarafından ücret karşılığında yıktırılmıştır. 1937 yılı Antalya Belediyesi faaliyet raporunda şu cümlelere rastlanmaktadır: "Şehrin havasını mahsur bir halde tutan ve kıymeti tarihiyeleri olmadığına ihtisas erbabınca karar verilen kalelerin büyük bir kısmı yıktırılmak suretile halkın sıhhati umumiyesine yardım edilmiştir. Bunların umumî sıhhat ile olan alakası herkesçe malumdur." Hakikaten o günleri Kaleiçi'nde yaşayan Antalyalılar, "Yaz aylarında güneşin akşama kadar devam eden sıcaklığını bünyesine çeken kaleler, bu sıcaklığı, insanların biraz rahatlık bulduğu, gecenin yarısına kadar, yavaş yavaş azaltarak devam ettirir ve Manavgat Rüzgârı almayan Kaleiçi'nde o zamanlar rahatlığa ancak bu saatlerden sonra kavuşulurdu." diyerek bu yıkımı onayladıklarını dile getirirler. 1973 yılında Turizm Bakanlığı'nca Turizm Alanı ilan edilen Kaleiçi tekrar önem kazanmış; 1980-85 yılları arasında Yat Limanı çevresindeki bugünlere kadar ulaşabilen surlar tekrar onarılmıştır. 2003 yılında Kalekapısı mevkiinde bir kısmı yıkılan kule, Antalya valiliği tarafından onarıldı.

KALE NASIL YIKILDI?
Antalya Kalesi'nin yıkım işi 1930'lu yılların başında Belediye tarafından o zaman Çingene Hasan isimli kişiye verilmiş. Hasan elindeki uzunca demir levye gibi basit bir araçla, seyredenlerin şaşkın ve meraklı bakışları arasında kale duvarlarını adeta göçürürmüş. Bu yıkım ile hatıralarını, bir de Antalyalı Adnan Selekler'den dinleyelim: "Karaferyalılar'ın en ünlüsü Çingen Hasan'dır. Antalya'da kaleler, Tophaneden başlayıp, şehri kucaklayarak Hıdırlık'ta son bulurdu. Belediye Başkanı Giritli Zeki Bey döneminden başlayarak, kendi yıktığı kale taşlarının altında kalıp ölünceye kadar Hasan elindeki iki basit araçla o koskoca kaleleri yerle bir etmesini bilmişti. Çingenenin trajik ölümü halk, arasında kalelerin intikamı olarak yorumlanmıştı." Görüldüğü gibi Çingene Hasan Yanık Hastane (Mermerli) mevkiinde surları yıkarken bir kale duvarının altında kalıp ölmeseymiş, o devirden bize şu anda sahip olduğumuz, birkaç kule ile Hadrianus Kapısı bile kalmayacakmış. Ölüme sevinilmez ama yine de bu ölüm; Antalya Kalesi'nin birkaç kulesi için "bir kurtuluş" olmuş denilebilir.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.