Eski mezarlıklar, yatırlar, türbeler

Giriş Tarihi: 28.4.2014

Antalya halkının anlattığına göre; Kurtuluş Savaşı'nda Antalya mezarlıklarından yüzlerce kişinin beyaz giysiler içinde, altlarında atları ile savaşa gittikleri söylenir

Eskiden Antalya kentinin hemen her yerinde ufaklı büyüklü mezarlıklar vardı. Şimdiki Vakıf İşhanı'nın olduğu yer ve çevresi otoparkın, bankaların olduğu yerler, Şarampol Caddesi'nde eski otogar yeri ve çevresi hep mezarlıktı. Şu anki Alaeddin Camisi de daha önce bir kilise idi. Üçkapılar'ın karşısına gelen yolun ortasında bulunan ve çevresi duvarla çevrili üçgen adacık halinde içinde çitlembik ağaçları olan bir Türk Kabristanı, bundan başka şu andaki Vakıf İşhanı çevresi ile Sobacılar Çarşısı'nın bulunduğu yerde, yine birer Türk mezarlığı vardı. Yahudi mezarlığı ise bugünkü Atatürk Caddesi üzerindeki Halkbank'ın arkasında, "Ekşili Bahçe" denilen yerdeydi. Bunlardan başka, Muratpaşa Camisi karşında, bugün Melli İşhanı'nın bulunduğu yerde 1937 yılına kadar diğer bir Türk mezarlığı vardı. 1994 yılında Duraliler mevkiinde 350 dönümlük Uncalı Kent Mezarlığı geçtiğimiz yıl dolunca Kurşunlu bölgesinde yeni bir mezarlık bölgesi hizmete açıldı.
Eski Antalya Mezarlığı: "Andızlı Mezarlık" da denilen Antalya Mezarlığı kentin en eski mezarlığıdır. Bu mezarlıkta dikkati çeken üç eski yazılı mezar taşlarından biri, ana girişin tam karşısında bulunan yuvarlak sütundur. Bu mezar taşı kitabesinde şunlar yazılıdır:
Kitabe: Sultan'ül berreyn Hakan'ül bahreyn cennet mekan sultan Abdü'l Aziz Han hazretlerinin ser kurenası atufetli Mehmet beyefendinin mahdumu 18 sene deva-i emraz eden yaralara tahammül edemeyerek "Külli nefsin zaikatü'l-mevt" nassı nefsinde tilavet ederek leziz-i ezeli isbat-ı şuhutta "Kalu inna lillahi ve inna ileyhi raciun" (sonunda bana döneceksiniz) emri celilini yirmidokuz yaşında kemal-i tehalükle imtisal eden (büyük bir istekle benimseyen) Mustafa İzzet beyefendinin ruhine el fatiha. Sene 1316 (1900) 1 cuma del evvel. Tercümesi: Karaların ve denizlerin hakanı, mekanı cennet olan, Abdülazizhan hazretlerinin baş mabeyincisi, bağışlayan Mehmet efendinin mahdumu 18 sene hastalıklarına deva arayan yaralarına tahammül edemeyerek 'Her nefis ölüm zevkini tadacaktır' ayetini nefsinde arzu ederek intihar etti. 'Sonunda bana döneceksiniz' ayetini yirmi dokuz yaşında büyük bir istekle benimseyen Mustafa İzzet Beyefendi'nin ruhuna fatiha.

YATIR VE TÜRBELER

Antalya'da çok sayıda yatır ve türbe vardır. Yatır ve türbelerin bir kısmı haftanın belirli gün ve saatlerinde özellikle bayanlar tarafından ziyaret edilir. Özellikle cuma günleri bu türbe ve yatırlar, dertlerine çare arayan kadınlarla adeta dolup taşar. Buraya gelen kadınlara "İstedikleriniz oluyor mu, yatırlar dertlerinize çözüm bulmanızda aracı oluyor mu?" diye sorulduğunda "Evet" cevabını verirler. İstekleri gerçekleşmiş, dertlerine çözüm bulmuş kişileri burada mevlit okuturken, lokum dağıtırken görmek her zaman mümkündür. Antalya'daki türbe ve yatırların bazıları iyi ve bakımlı, bazıları ise kötü durumdadır.
Ambarlı Dede Yatırı: Bu yatır bugün, Kaleiçi'nde, Oskar Sineması'nın kuzeyindeki Fen Lisesi'nin hemen yanındadır. Kime ait olduğu bilinmemekle beraber, Antalya halkının zaman zaman buraya mum diktiği görülmektedir.
Şeyh Şüca Türbesi: Bu türbe, bugün Doğu Garajı denilen yerin doğusunda, Çaybaşı Mahallesi içindedir. Bu türbe de cuma günleri dertlerine çözüm arayan kadın ziyaretçilerle dolup taşar.
Ahi Kızı Türbesi: Bu türbe, Tophane merdivenlerinden Kaleiçi'ne inilince; doğu yönünde uzanan Aydoğdu Sokak üzerinde, Ahi Kızı Camisi'nin tam karşısındaki bir evin bahçesindedir. Burası da yalnız cuma günleri ziyarete açıktır.
Hacı Zeliha Yatırı: Kışla Mahallesi, eskiden Kemiklik denilen yerde, yol üzerinde kalmış sanduka şeklinde bir mezardır.
İskele Yatırı: Bugünkü Antalya Yat Limanı'nda, güneydeki mendireğin Mermerli Parkı'na çıkan merdiveninin altında bir niş içinde bir kısa sütun şeklinde mezardır. Mendirek yapılırken bu mezar mendirek içinde kalmıştır.
Zincirkıran Mehmet Bey Türbesi: Selçuklu Kümbeti stilindeki türbenin yazıtından 779 H. (1377) tarihinde yapıldığı belirlenmiştir. Yivli Minare yapılar kompleksi içinde Mevlevihane'nin doğusundaki küçük terasta bulunan türbe, daire üzerine sekizgen planlı olup, tamamı kesme taştan yapılmıştır. Sekizgen gövdenin 7 yüzünde birer dikdörtgen pencere yer almakta; sekizinci kenar olan güneybatıda türbeye giriş kapısı bulunmaktadır. Kapı üzerindeki taştan bir halka, Mehmet Bey'e unvanını veren bilek kuvvetiyle koparmış olduğu zincirin asılması için yapıldığı rivayet edilir. Türbe içinde üç sanduka bulunmakta ve bazı kayıtlara göre, sandukaların haç şeklinde Selçuklu çinileriyle kaplı olduğu eski kayıtlarda rastlanmaktadır.
Kitabesi: I.Allah'tan başka her şey helali olucudur. Devlet, dini ve dünyanın savaşçısı, alim ve fikirlerin terbiyecisi, büyük Emir Yunus Bey oğlu Mehmet'e 2. 779 H.(1377) Senesi Şaban ayının sonlarında merhum ve macum Emırzade Ali için. Allah kabrini nurlandırsın. Şu şerife kubbenin (türbenin) inşasını emir etti. Mülkü halkı ebedi olsun.

Şengül(Çıtlık) Dede Yatırı
Kale Kapısı'ndan iskeleye inen yoldaki Ansan Bahçesi'nin batısındaki parkın güney ucunda Şengül Dede'ye ait bir yatır vardır. Şengül Dede'nin medresede ders veren bir hoca olduğu söylenir. Bu nedenle sınava girecek öğrenciler eskiden bu yatıra gelip sınavlarının iyi geçmesi için dua ederlerdi. Bir rivayete göre, Şengül Dede öldükten sonra yakın bir arkadaşının rüyasına girerek ondan üstüne türbe yaptırmasını istemiş. Bunu üzerine arkadaşı mezarının bulunduğu yere tek odalı ve üstü kiremitli bir türbe yaptırmış. Ancak bu türbe zamanla yakılmış. Diğer bir rivayete göre, Şengül Dede'nin türbesinin yanında bir çıtlık ağacı varmış, Şengül Dede yine bir arkadaşının rüyasına girerek, bu ağacın kesileceğini; ağacı kestirenin, kesenin ve taşıyanın birer hafta ara ile öleceklerini söylemiş. Hakikaten ağaç kestirilince; ağacı kestiren, kesen, taşıyan kişiler birer hafta ara ile ölmüşler.

Kurtuluş Savaşı sırasında ortaya çıkan yatırlarla ilgili bir söylence
O devirde yaşamış Antalya halkının anlattığına göre, Antalya mezarlıklarından Kurtuluş Savaşı sırasında yüzlerce kişinin beyaz giysiler içinde, altlarında atları ile beraber savaşa gittikleri söylenir. Hatta Antalyalı halktan bazıları o zamanlar atların çıkardığı nal seslerini bile duyduklarını iddia ederler.

Aşık Doğan Dede Yatırı:
Bu yatır Kent eski Mezarlığı'nın karşısında mezarlığın önünden geçen yol üzerindedir. Eskiden burada Aşık Doğan Medresesi vardı. Aşık Doğan bu medresede ders veriyordu. Ancak Aşık Doğan Dede'nin kaç yıl yaşadığı ve ne zaman öldüğünü hakkında bilgi yok. Ancak adına "Aşık Doğan" dendiğine göre, onun yaşamında bir saz şairi olduğu ve saz çaldığı söylenebilir.

Aşık İhsan Yatırı:

Bu yatır bugün İsmetpaşa Caddesi üzerinde, Kavaklı Mescit'in hemen yanındadır. Aşık İhsan'ın da diğerleri gibi medresede bir hoca olduğu, yaşamında saz şairi olduğu sanılıyor.

Nigâr Hatun Türbesi:
Şehzade Korkud'un (H. 908) 1502'de ölen annesi Nigar Hatun'a ait olan ve Mevlevihane ile Yivli Minare Camisi arasındaki terasta bulunan bu türbe altıgen planlı olup, su basman kısmı yontma taştan yapılmıştır. 1961 yılında onarım görmüştür. Kapısı kemerli ve içinde Nigâr Hatun'a ait bir mezar vardır.

Ahi Yusuf Türbesi:

Bu türbe Kaleiçi'nde Mermerli Parkı'nın doğusunda yer alan Ahi Yusuf Camisi'nin hemen arkasındadır. Ahi Yusuf Türbesi her gün ziyarete açıktır.

Şeyh Sinan Türbesi:

Değirmenönü yolu üzerinde Şeyh Sinan Camisi içinde yer alan bu türbe, cuma günleri kadınlar tarafından dolar taşar. Anlatılanlara bakılırsa, bu türbede yatanlar yedi kardeşmişler. Onların bir gecede beraberce Tanrılarına kavuştuklarına inanılıyor.
ARKADAŞINA GÖNDER
Eski mezarlıklar, yatırlar, türbeler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz