X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yörük göç yollarında çan sesi duyulmuyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yörük göç yollarında çan sesi duyulmuyor

  • Giriş Tarihi: 5.5.2014

Bir zamanlar Teke yöresinde Hıdrellez günleri yaklaştıkça, Yörükler "Toroslar selam almaya başladı" derlerdi

Her ne kadar artık Yörükler için eski göçler kalmasa da yine de Hıdrellez günü gelince yüklerini hayvanlarını, yüklerini kara çadırlarını bir traktör römorkuna veya kiraladıkları bir kamyona yükleyip yaylaya çıkan hala birçok Yörük ailesi vardır. Hal böyle olunca; göç yollarında bugün artık develerin çan sesleri de duyulmuyor. Bu yaylaya çıkma geleneği, hayvan besleyen Yörükler için çok önemlidir. Antalya kıyı kesimi Mayıs ayı başlarına kadar hayvanların otlaması yönünden çok uygundur. Fakat yaz yaklaşınca buralarda otlar kurur; sinek ve haşereler hayvanları rahatsız eder. Buna karşılık Antalya'nın yaylalarında otlar yeşermeye, büyümeye başlar. Kışın ise kıyı şeridinde havalar ılımanlaşır. Böylece Yörükler "Yaylak" ve "Kışlak" arasında hayvanları ile gelip giderler. Bunun adına da Yörük Göçü denir. Bu göçler yüzyıllardan beri aynı yollar üzerinden yapılır; günler ve haftalar sürerdi. Bugün artık bu göçler genellikle hayvan ve eşyaların traktör veya kamyonlara yüklenerek bir günde yaylaya ulaşılmasıyla son buluyor. Eskiden öyle miydi? Eskiden göçe hazırlanmak için uzun bir zamana ihtiyaç vardı.

HAZIRLIK YAPILIRDI

Eskiden mayıs ayı yaklaştıkça haftalar önceden hazırlıklara başlanır; Hıdrellez öncesi günlerde artık bütün hazırlıklar tamamlanırdı. Çünkü göç mevsimi Yörüklerin de kutsal saydıkları 6 Mayıs Hıdrellez'de başlaması adeta bir gelenek gibidir. O güne kadar bütün ihtiyaçlar karşılanır, eksikler alınır, atlar, kısraklar nallanıp yola hazırlanır, tüfekler gözden geçirilir yağlanırdı. Göç Yörükler için edata bir bayramdır. Bayrama hazırlanılır gibi allı pullu renkli giysiler alınır. Son gün yani 5 Mayıs günü develer süslenir; üzerlerine kilimler yazgılar atılır; erzak ve yiyecek yüklü çuvallar yüklenirdi. Boynuzlarına renkli bez bağlanmış keçiler ve koyunlara çanlar takılırdı. Göç, Yörük için aynı zamanda bir gösteriş demek; yani göç yolunda geçilen köylere şanını göstermekti. Çan ne kadar fazla olursa göç de o kadar gösterişli olurdu. Sabah erken göç başlayacağı için kara çadırlar da akşamdan sökülüp develerin yüklerinde yerlerini alırdı. Yörük o gece göç heyecanı ile pek de iyi uyumazdı. Sabah gün doğmadan son hazırlıklar tekrar gözden geçirilir; varsa yeni doğmuş bebeler beşikleri ile uygun bir şekilde develere bağlanırdı. Yürümeyecek kadar küçük olan çocuklar da eşek veya develerdeki heybelere başları dışarıda yerleştirilirdi. Bütün bu yapılacak işler bitince, yeni elbiselerini giymiş ve elinde yün eğirerek yürüyecek olan obanın en genç kadını veya varsa yeni gelin göçün en başında yerini alırdı. Göç sırasında koyun, keçi gibi hayvan sürülerinin çobanlığını kadınlar ve çocuklar, büyük hayvanları ise erkekler yaparlardı.

YAYLAKLAR

Her göçebenin yaylası kendisinindir, örf ve âdet veya tapu bunu böyle bilir. Her aşiretin yüzyıllardır göçtüğü bir Yaylak'ı vardır. Başkası burayı ele geçiremez. Bazı aşiretlerin yaylakları şöyledir. Gündoğmuş'un doğu tarafındaki köyler hemen üstlerindeki yaylalara çıkarlar ve bunlar Geyik dağından öteye geçmezler. Gündoğmuş'un batısındaki köyler; örneğin Karabul, Susan Beli'nin ötesine gider. Kıyıda yer Avsallar ise. Eğri Göl'ün doğusundan, ta Hadim sınırına kadar uzanır. Yine kıyıda yer alan Manavgat tarafı Akseki üzerinden Bozkır'a doğru; Alara tarafı Yenicepazara ve Geyik dağı taraflarına göçer. Buranın daha güneyinde kalan Yunt yaylalarına da Gazipaşa tarafı Yörükleri gider. Akseki'nin Çimi köyü hemen doğusundaki yaylaya çıkar. Timariçi köyleri bunun biraz ötesindeki yaylaya gider. Manavgat'ın Sülek Köyü Yörükleri ta Bozkır sınırına kadar uzanır. Dimliler, hemen üstlerindeki dağlardan öteye gitmedikleri halde, Alanya kıyısındakiler ta Gevne'ye kadar göçerler. Teke yöresi bölümünde Akdağ'ın yaylarına dibindeki köyler çıkar. İslamlar köyü Yörükleri ise Elmalı yakınlarına kadar giderler. Korkuteli'nin Sülek ve Yelten köyleri hemen üstlerindeki yaylaya çıkarlar. Antalya Ovası Yörükleri Söbüce yaylasına, Gend boğazına kadar uzanırlar. Çıvgalar Söğüt gölünden ötede, Mundan ovasına kadar giderler. Eskiden henüz yerleşik olmayan Yörükler genellikle birçok orta yaylaları atlayarak ta Anamas Dağı'na. Gâvur Gölü'ne, Akşehir üstündeki Sultan dağlarına çıkarlardı.

YARI GÖÇERLER

Her aşiretin yaylada, kendilerine ait otlakları, biraz tarım yapacak tarlaları varsa da hiç birisi kışın yaylalarında kalmazdı. Çünkü bu yerler kış aylarında hayvan beslemeye uygun değillerdi. Buna karşın hemen her Yörük ailesinin Antalya'nın kıyı bölgesinde özellikle 1960'lı yılların başlarından itibaren zamanla toplu veya dağınık köyleri tarlaları oluşmaya başlamıştır. Bu aileler, buralarda biraz buğday ve arpa, şimdi de en çok pamuk ve susam, bazı yerlerde mısır ve yer fıstığı gibi şeyler ekip satmaya başladılar. Bunların bugün bile bir kısmı yaylarda yaptırdıkları evlere göçerler. Hayvanları da yaptırdıkları ağıllara getirirler. Eğer kıyıda ektikleri tarlaları varsa, aileden bir iki kişi kıyıda tarım işlerinin başında kalır veya nöbetle, yaylaya çıkıp inerler. Bu gibi ailelere Yörükler kendi aralarında Yarı Yörük derler. Bunun anlamı, hem yaylada hem kıyı bölgelerinde arazileri ve evleri, yani iki taraflı köyleri olanlar demektir. Bunlar kışın kıyıda, yazın da yaylada otururlar, her iki tarafta da tarım yaparlar, hayvanlarını otlatırlar. Bunlar bu durumdan istifade ederek oldukça fazla hayvan beslerler.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.